google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Finansal Göz: Katılım Bankaları Neden Zarar Etmez?

4 Mayıs 2017 Perşembe

Katılım Bankaları Neden Zarar Etmez?

Neden etmesinler? Tabii ki edebilirler. Öyleyse başlıkta neden böyle bir soruya yer verdiğimi merak edebilirsiniz. Toplumumuzda katılım bankalarında açılan hesaplarda hiç azalma olmadığı, dolayısıyla onların da aynı ticari banka gibi faiz verdiği sadece adına kar payı dendiği yönünde yanlış bir algı olduğu için.

İslam dinine uygun usuller ile finansal hizmetler sunun kuruluşlar, 2005 yılında katılım bankaları olarak faaliyet göstermeye başladı. Önceki yıllarda ise bu kuruluşlara özel finans kurumu adı veriliyordu. 2005 yılından bu yana katılım bankaların karlarına BDDK verilerinden bir göz atalım. Aşağıda yer alan grafikte 12 yıllık süreçte katılım bankalarının yıllık karı yer almakta. Buna göre katılım bankaların her yıl kar elde ettiği görülüyor. O zaman için sektörde en büyük paya sahip olan Bank Asya’nın sorunlarının başlaması ile birlikte 2014 yılında karlarda ciddi bir düşüş var. Ancak sektör olarak yine pozitif. 2016 yılında da 1 milyar TL’yi aşan bir kar söz konusu.


Katılım bankaları sürekli kar elde ederken ticari bankalarda durum nasıl. O da aşağıda yer alan grafikte yer alıyor. Evet, ticari bankalar da söz konusu dönemde sürekli olarak kar elde etmiş. 2016 yılında elde edilen kar rakamı ise 34 milyar TL’nin üzerinde. Ticari ve katılım bankalarını tek bir grafikte bu yüzden göstermedim. Yoksa katılım bankalarının karındaki değişimi görmek zor olacaktı.

Küresel finans krizinin etkisini en fazla hissettirdiği ve Türkiye ekonomisinin %4,7 oranında daraldığı 2009 yılında, bankacılık sektörünün o zaman için rekor düzeyde kar elde etmesi, medyada geniş yer bulmuş özellikle reel kesim temsilcileri tarafından da eleştirilmişti. Zira birçok işletme kapanmış, işsizlik rekor düzeylere ulaşmıştı. Bankalar ise geçmişteki yatırımlarının semeresine bu durumu bağlıyorlardı. Dünyada olduğu gibi ülkemiz için de zor bir yıldı.


Aslında karlılık analizi yaparken özsermaye karlılığına (Return on Equity, ROE) bakmak daha mantıklı. Böylece ilgili yılda karın özsermayenin yüzde kaçına karşılık geldiğini görmüş olacağız. Banka sayıları, büyüklükleri çok farklı olduğu için sadece toplam kar rakamına bakmak yeterli gelmeyebilir. Katılım bankalarının sektördeki yeri için ilgili yazı okunabilir.


            Yukarıda yer alan grafikte ticari ve katılım bankalarının özsermaye karlılığı yer almakta. Grafiği maddeler halinde özetleyelim.
           
1.      Küresel finans krizi öncesinde özsermaye karlılığı oldukça yüksek düzeyde özellikle de katılım bankalarında.
2.      Bankaların özsermaye karlılığı azalış trendinde. 2014 yılında katılım bankalarının özsermaye karlılığı %1,6 ile tarihinin en düşük düzeyinde.
3.      Küresel finans krizi sonrasında katılım bankalarının özsermaye karlılığı ticari bankaların altına düşüyor (2009 yılında) ve bu durum günümüze kadar devam ediyor.
4.      2016 yılında ticari bankaların özsermaye karlılığı %15 iken, katılım bankalarında bu oran %10,7 düzeyinde.

Anlaşılacağı üzere incelediğimiz dönemde ticari bankalar da katılım bankaları da sürekli olarak kar elde etmişler. Ancak bu durum onların sürekli kar elde edeceği anlamına gelmez. Yalnız katılım bankaları zarar ederse katılım hesabı açtıran müşterilerine bunu yansıtır. Yani anaparanızın bırakın daha az artmasını anaparanızda azalma bile söz konusu olabilir. Çünkü bankanın riskine ortak olma durumu söz konusu. Kara da zarara da ortaksınız yani.  Ticari bankalar ise müşterilerine taahhüt ettiği faizi vermek zorundadır. Ticari bankanın zarar etmiş olması, bankada vadeli mevduat hesabı olan müşteriye yansımaz.


Son söz: Yalan dünyada kimse zarar etmesin :) Ya da zararın bir yerinden dönsün :) 

2 yorum:

  1. Hocam yazınız için teşekkürler. İslami kesim içinde katılım bankalarının normal bankadan farksiz olduğu her an dile getirilir. Bunun sebebi sizce nedir? Bu durum farkında olmadan diğer bankalara yonlendirme gibi bir sonucu ortaya çıkarmaktadir. Katılım bankaciliginin geliştirilmesi dini hassasiyetlerı olan vatandaşlarin lehine bir durum değil midir.? Önümüzde önemli bir sorun var faizsiz borç nasıl bulunur. Buna kafa yoran her çalışma kanaatime göre degerlidir mesele çözüm bulmaksa eğer. Selamlar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 1. Sorunuzun cevabı bilmemektir. Finansal okuryazarlığı zaten düşük bir toplumuz. Bir de katılım bankacılığı gibi özel bir alanı anlamak yerine kolaya kaçıp aynıdır demeyi tercih ediyoruz.
      2. Sorunuzun cevabı: Tasarrufların finansal piyasalara kazandırılması her kesime büyük faydalar sağlar.
      3. Sorunuzun cevabı:
      Bunun yolu ortaklıktır. Burada da farklı finansman yöntemleri vardır. Ancak gerek borç gerek ortaklık yolu ile olsun sağlanan kaynağın her zaman bir maliyeti vardır. Bu borç için faizdir, ortaklık yoluyla sağlanan fonun da temettü yani kar payıdır.

      Sil