google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Finansal Göz: Şubat 2019

28 Şubat 2019 Perşembe

Finansal Yönetim Dersi


Finansal yönetim finans alanının temel dersidir. Bu ders başta işletme bölümü olmak üzere iktisadi ve idari bilimler fakültelerinde, uygulamalı bilimler yüksekokullarında, meslek yüksekokullarında ve mühendislik fakültelerinde okutulmaktadır. Kamu personeli seçme sınavının işletme ve muhasebe testlerinde finans sorularına yer verilmektedir. Sermaye piyasası kurulu lisanslama sınavlarında ise finansal yönetim başlı başına bir test olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu dersin içeriğini aşağıdaki belirtilen konular oluşturmaktadır;
Finansal yönetimin temel kavramları
Finansal analiz ve planlama
Finansal değerleme ve varlık fiyatları
Dönen varlıklar yönetimi
Sermaye bütçelemesi
Sermaye maliyeti ve optimal sermaye yapısı
Fon kaynakları
Özel finansal konular

Bu dersi almadan önce temel muhasebe bilgisine sahip olmak avantaj sağlayacaktır. Ancak bu ders temel finans dersi olduğundan temel muhasebe bilgisi bu ders içerisinde de öğrenilebilir. Finansal yönetim dersini bu dersi alan veya ilgili sınavlara hazırlanan kişilerin dışında finansa ilgi duyanların, tasarruflarını bankada veya hisse senedi piyasasında değerlendirmek isteyen kişilerin de öğrenmesi önem arz etmektedir. Günümüzde öğrenme materyallerine ulaşmak çok daha kolay hale gelmiştir. Yeter ki insanlar finans bilgisini artırmak istesinler. Finansal okuryazarlık düzeyindeki artışın insanlara doğrudan katkısı bulunmaktadır. Bütçelerini sağlıklı yönetebilmekte yatırımlarında da daha yüksek verim alabilmektedirler. Finansal okuryazarlık düzeyindeki artışın faydası sadece ilgili kişilerle sınırlı kalmamakta doğru kararların alınması ülke ekonomisinin kalkınmasına da katkı sağlamaktadır.

6 Şubat 2019 Çarşamba

2018 Yılında Banka Karları

Bankacılık sektörü ekonomiler için büyük öneme sahiptir. Türk Bankacılık Sektörü finansal sistemin %90’ından fazlasını oluşturmaktadır. Başka bir ifade ile banka dışı finans kurumları ülkemizde yetirince gelişmemiştir. Aynı zamanda sermaye piyasasının da yeterince gelişmemiş olması dikkate alınırsa, bankacılık sektörünün Türkiye için öneminin daha fazla olduğu söylenebilir.

Bu yazıda Türk Bankacılık Sektörünün 2018 yılı kar rakam ve oranları ele alınacak sonrasında da bir değerlendirme yapılmaya çalışılacaktır. Türk Bankacılık Sektörünün dönem net karı 2018 yılında 2017 yılına göre %10 artış göstererek 53,5 milyar TL düzeyinde gerçekleşmiştir.


2018 yılında banka karlarındaki artış; Kalkınma ve Yatırım bankalarında %38, Katılım Bankalarında %34, Mevduat Bankalarında ise %7 olarak gerçekleşmiştir.


Sahiplik açısında bakıldığında da, 2018 yılında banka karlarındaki artış; Yabancı Bankalarda %17, kamu bankalarında %3, Yerli Özel bankalarda %12 oranında gerçekleşmiştir.  


Banka karlarını sadece tutarlara bakarak değerlendirmek yeterli değildir. Elde edilen karın banka varlıklarına ve/veya özsermayesine oranlayarak elde edilen bulunan aktif karlılığı (Return on Assets, ROA) ve özsermaye karlılığını da (Return on Equity, ROE) değerlendirmek gerekir. 

Türk Bankacılık Sektörünün aktif karlılığı, 2017 yılında %1,6 iken 2018 yılında %1,4’e gerilemiştir. Aktif karlılığı en düşük olan banka grubu katılım bankalarıdır.
    

2018 yılında aktif karlığında en hızlı gerileme kamu bankalarında görülmektedir. Kamu bankalarının aktif karlılığı %1,7’den %1,3’e gerilemiştir. 


Türk Bankacılık Sektörünün özsermaye karlılığı, 2017 yılında %15,9 iken 2018 yılında %14,7’e gerilemiştir. Özsermaye karlılığı mevduat bankalarında azalırken katılım, kalkınma ve yatırım bankalarında artış göstermiştir.


Özsermaye karlılığında da en hızlı düşüş yine kamu bankalarında görülmektedir. 2017 yılında %16,9 olan kamu bankalarının özsermaye karlılığı %14,3’e gerilemiştir.


Bu veriler ışığında bir değerlendirme yapmaya çalışalım. İlk olarak bardağın dolu tarafına bakalım. Ekonomik olarak zor bir dönemde, bankacılık sektörü karını %10 oranında artırmayı başarmıştır. Bardağın boş tarafından bakılırsa da enflasyon oranın %20 olduğu bir yılda artışın bu oranın altında kaldığı belirtilebilir. 2018 yılı bankacılık sektörü için zorlu bir yıl oldu. Kaynak maliyetleri arttı. Ülke riskindeki artışa paralel olarak yurtdışı borçlanmalarını daha yüksek faiz ile gerçekleştirdi. Aynı zamanda geri dönmeyen kredi oranları artış gösterdi. 2019 yılında ise kredi riskinin süreceği ekonomik sorunlarımıza paralel olarak geri dönmeyen kredilerde artışın devam edebileceği belirtilebilir. Ancak FED’in son toplantısında faiz artışlarının beklenenden daha yavaş sürdürüleceği, bilanço küçültme programının gözden geçirilerek piyasadan daha az miktarda likidite çekilebileceğini belirtmesi ile yurtdışı görünüm gelişmekte olan ülkeler lehine değişti. Bu duruma, ülke riskimizdeki azalış eşlik ederse sıcak para çekmemiz daha kolay, yurtdışı borçlanma faizlerimizde daha düşük seviyelerde gerçekleşebilir. Olası rahatlama süreci yapısal reformalar için bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Zira doğrudan yabancı yatırımları (soğuk para) geçtik, yüksek faiz ile sıcak para çekmekte zorlandığımız bir dönemi yaşıyoruz.