google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Finansal Göz: Ağustos 2019

22 Ağustos 2019 Perşembe

Türk Bankacılık Sektöründe Kredi Mevduat Oranları

Bankaların temel faaliyeti mevduat toplayıp kredi vermektir. Başka bir ifade ile kredilerin finansmanında mevduat kullanılır. Bankalar yurt dışından sendikasyon ve seküritizasyon kredileri vasıtasıyla yine tahvil ve bono gibi finansal araçlar ile borçlanarak kaynağa ulaşır. Ancak bankaların temel kaynağı mevduattır.
 

Aşağıda yer alan grafikte 2010 yılından 2019 Haziran ayına kadar olan süreçte Türk Bankacılık Sektörünün kredi mevduat oranları yer almaktadır. Haziran 2019 itibariyle Türk Bankacılık Sektörünün kredi mevduat oranı %112’dir. Yani bankalar topladıkları mevduatın 1,12 katı kredi (100 TL mevduata karşılık 112 TL kredi) kullandırmışlardır. Kredi mevduat oranı 2010 yılı itibariyle %80’nin altında iken 2012 yılı itibariyle %100’ü aşmıştır. Kredi mevduat oranı en yüksek %124’e kadar yükselmiştir. Ekonomideki yavaşlama ile birlikte banklar daha ihtiyatlı davranmış, kredi mevduat oranı %112’ye kadar gerilemiştir. Ancak %112 oranının da yüksek olduğunu belirtelim.
    



Bankalar Türk Lirası veya yabancı para cinsinden mevduat toplarken kredilerinde de yine TL veya yabancı para kullanabilir. Ancak yabancı para ile kredi kullandırma imkânları bazı düzenlemelerden dolayı sınırlandırılmıştır. Örneğin bireysel kredilerde yabancı para kullanılamaz. Bu düzenleme başta Japon Yeni olmak üzere dövize endeksli konut kredilerinde yaşanan sorunlardan sonra ortaya konmuştur. Bize göre de insanın geliri hangi türden ise o şekilde bir borçlanmaya gitmelidir. TL geliri olan TL ile borçlanmalıdır. TL gelir elde ederken dövizle borçlanılıyor dövizdeki hızlı yükselişler sonunda borcunu ödeyemeyip bir şekilde devlete fatura çıkıyorsa ki genelde böyle oluyor, devletin bu düzenlemesini de yerinde bulmak gerekir. Bu tür düzenlemelerin de etkisiyle bankalar döviz kredisi kullandırmakta zorlanırken diğer taraftan topladıkları mevduatın yarısından fazlası döviz cinsindendir. Yaşanan dolarizasyon süreci daha fazla açık pozisyonda faaliyet göstermeye itmektedir.
    



Yukarıda yer alan grafikte Türk Bankacılık Sektörünün kredi mevduat oranı TL ve yabancı para cinsinden ayrı ayrı gösterilmektedir. Grafikten görüleceği üzere Haziran 2019 itibariyle bankalar topladıkları dövizlerin %84’ünü krediye dönüştürürken, topladıkları TL mevduatın %145’i oranında TL kredi kullandırmışlardır.



Banka türleri itibariyle bakıldığında da Haziran 2019 itibariyle kredi mevduat oranı mevduat bankalarında %105, katılım bankalarında ise %72’dir. Katılım bankalarında kredi mevduat oranı daha ılımlı bir seyir izlerken mevduat bankalarında hızlı bir artış süreci yaşanmıştır. Günümüzde bankaların daha fazla kredi kullandırarak ekonomiye destek olmaları konuşulduğu bir ortamda bu bağlamda mevduat bankalarının ekonomiye daha fazla destek verdiği belirtilebilir. Bankacılık sektörünün tamamında kredi mevduat oranı %112 iken mevduat ve katılım bankalarının her ikisinin de bu oranın altında kalması kafalarda soru işareti bırakabilir. Sektörümüzde üçüncü bir tür olarak kalkınma ve yatırım bankaları da bulunmaktadır. Bu bankaların mevduat toplama yetkileri bulunmazken kredi verebilmektedir. Durum bundan kaynaklanmaktadır.
  



BDDK bankaları sahiplik açısında da yerli özel yabancı ve kamu olmak üzere üçe ayırmaktadır. Kredi mevduat oranını bu sınıflamaya göre ele alırsak %134 ile kamu bankaları başı çekmektedir. Haziran 2019 itibariyle yerli özel bankalarda kredi mevduat oranı %103 iken, yabancı bankalarda %94’dür. Kredi mevduat oranı yerli ve özel bankalarda benzer ve ılımlı bir seyir izlerken kamu bankalarında hızlı bir artış yaşanmıştır. 

21 Ağustos 2019 Çarşamba

2019’un İlk Yarısında Banka Karları

2019’un ilk yarısında bankacılık sektörünün net karı 24,8 milyar TL olarak gerçekleşti. Bir önceki yıl bu rakam 29 milyar TL idi. Bankacılık sektörünün net karı 2019’un ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine göre %14,6 oranında azalış gösterdi.




Mevduat bankalarının 2019’un ilk yarısındaki karı 20,7 milyar TL olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam 26,1 milyar TL idi. 2019’un ilk altı ayında katılım bankalarının karı 1,25 milyar TL olurken kalkınma ve yatırım bankalarının karı 2,8 milyar TL olarak gerçekleşti.




2019’un ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre bankacılık sektörünün karı %14,6 oranında azalış göstermiştir. Türler itibariyle bakıldığında Mevduat bankalarının karları %20,5 oranında azalış gösterirken, katılım bankalarının karı %8,2 oranında artış göstermiştir. Kalkınma ve yatırım bankalarının karında ise %57,5’lik bir artış olmuştur.




Bankalar sahiplik açısında ele alındığında 2019’un ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yerli özel ve kamu bankalarının karlarının azaldığı yabancı bankaların karlarında ise bir miktar artış olduğu görülmektedir.




Kamu bankalarının karı %26,1 oranında azalış gösterirken bu oran yerli özel bankalarda %19 olarak gerçekleşmiştir. Yabancı bankalar ise ilgili dönemde karlarını %2,8 oranında artırabilmişlerdir.


20 Ağustos 2019 Salı

2019’un İlk Yarısında Bankacılık Sektörünün Görünümü

Türkiye ekonomisindeki yavaşlamanın, bankacılık sektörüne olan yansıması devam ediyor. Ekonomi küçülürken, tüketicinin satın alma gücü azalıyor, tasarruflar yavaşlıyor belki de en önemlisi özel sektör uzun bir süredir yatırım kararlarını erteliyor. Artmayan yatırımlar işsizliği azaltamıyor aksine artırıyor mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı %14 ile yakın tarihimizin en yüksek seviyelerinde bulunuyor. Özel sektör yatırımlarını artıramayan ekonomimiz, dışarıdan yatırım çekmekte de zorlanıyor. Dolayısıyla düştüğümüz yerden kalkamıyor, tabanda bir sürüklenme yaşıyoruz. Hal böyle olunca devlet vergi toplamakta zorlanıyor. Son zamanlarda artan bütçe açıklarının daha kötü bir hal alması, muhtemelen daha büyük sorunları beraberinde getireceği düşünüldüğünden dolayı da zamlara başvuruluyor. Bu ise satın alma gücü azalan tüketicinin daha fazla kemer sıkması anlamına geliyor. Tüketim artmayınca da ekonomide çarklar dönmekte zorlanıyor. Bu durum kısır bir döngüye işaret ediyor. Buradan çıkış için piyasa ekonomisinin kuralları ile uyumlu, öngörülebilir bir ekonomi politikası ortaya koymak gerekiyor.



Bankacılık sektörü 2019 yılının ilk altı ayında 24,8 milyar TL kar açıkladı. Bu kar geçen yılın aynı dönemi ile kıyaslandığında yaklaşık %15’lük bir azalışa işaret ediyor. 2019’un kar rakamı 2017 yılının da bir miktar altında. Ekonomideki olumsuz gidişatın yansıması banka karlarında net bir şekilde görülüyor. Bardağın dolu tarafından bakacak olursak da sektörün bu koşullar altında da karlı bir şekilde yoluna devam ettiği belirtilebilir. Ancak 2002’den günümüze bankacılık sektörünün hiç zarar etmediğini, bu durumun küresel krizin de etkisiyle ekonominin %4,7 oranında küçüldüğü 2009 yılı için dahi geçerli olduğunu belirtelim.
 



Bankalar temel olarak mevduat toplayıp kredi veren kurumlardır. Yukarıda yer alan grafikte bankacılık sektörünün topladığı mevduat ve kullandırdığı krediler bulunuyor. Grafikten de görüleceği üzere krediler mevduatların üzerinde yani bankalar ilave kaynaklara başvurarak kredi kullandırmışlar. Özellikle yurtdışı kurumlardan sağlanmış olan bu kaynağın adı borç. Aslında bankacılık sektöründe kredilerin mevduatı aşması çok karşılaşılan bir durum olmasa da bu durum biz de uzunca bir süredir böyle. Bu konuda kamu bankalarının son yıllarda belirgin bir rolünün olduğunu belirtmekte fayda var.
 

Bankacılık sektörünün kullandırdığı toplam kredi tutarı Haziran 2019 itibariyle 2,54 trilyon TL. Bu rakam kur şokunun da etkisiyle kredilerin en yüksek seviyede bulunduğu Ağustos 2018’deki tutarın gerisinde. Kredilerdeki bu yatay seyir bize bankaların kredi kullandırırken daha ihtiyatlı davrandığını gösteriyor. Mevduat ise Haziran 2019 itibariyle 2,27 trilyon TL düzeyinde. Mevduat da kredilerden bir miktar daha iyi görünse de Ağustos 2018’den bu yana yatay bir seyir izlemiş.
   



Yukarıda yer alan grafikte dolarizasyonun en önemli göstergesi olarak, banka mevduatlarının yüzde kaçının yabancı para cinsinden tutulduğunu gösteriliyor. Haziran 2019 itibariyle bankada tutulan mevduatların %54,2’sini döviz tevdiat hesapları oluşturuyor. Son aylarda görülen bu yüksek oranlar yakın tarihimizin en yüksek seviyeleri. 2001 krizinde görünüm daha kötü idi. Diğer taraftan 2011 yılında ise bu oranın %30’un altına geldiğini de belirtelim. Dolarizasyonun bu denli yüksek olduğu bir ekonomide alınan kararlar bir yeri düzeltirken başka tarafa zarar verebiliyor. Tasarruf sahiplerinin yarısından fazlası dövizi tercih etmiş ki kurlarda artış bekliyor. Kurlardaki artış ise ithalata bağımlı, üretmek için ithalat yapmak zorunda olan bir ekonomiye maliyet enflasyonu olarak geri dönüyor. Kurlardaki artış birçok üründe fiyat artışı olarak karşımıza çıkıyor. Bu da enflasyon anlamına geliyor. Bizim gibi yüksek enflasyona sahip ekonomilerde enflasyon da kuru baskılıyor. Yani Türkiye için yüksek kur yüksek enflasyon, yüksek enflasyon da yüksek kur anlamına geliyor. Ancak dönem dönem enflasyon yüksek seyretse de çeşitli araçlar ile kurun baskılandığı görülebiliyor. Bu tür politikalar ise genellikle ilerleyen dönemlerde kurlarda daha yüksek artışları beraberinde getirebiliyor.

      

Ekonomideki sorunların en net yansıması bankaların takipteki alacaklarında görülüyor. Haziran 2019 itibariyle takipteki alacaklar 116 milyar TL’yi aşmış bulunuyor. Ocak 2017’de 60 milyarın altında bulunan takipteki alacaklar iki buçuk yılda yaklaşık olarak iki katına çıkmış bulunuyor.



Haziran 2019 itibariyle takibe dönüşüm oranı ise %4,36’ya yükselmiş bulunuyor. Ekonomide hızlı bir toparlanma yaşanmazsa ki böyle bir görünüm şimdilik bulunmuyor, takipteki alacaklar ve takibe dönüşüm oranındaki artışlar bir müddet daha devam edecek gibi duruyor.