google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Finansal Göz: Haziran 2018

11 Haziran 2018 Pazartesi

Erken Seçim Öncesi Bankacılık Sektörünün Görünümü


Türkiye erken seçime giderken gündemin ana maddesinin ekonomi olduğu belirtilebilir. Son dönemde özellikle kurlardaki artış ülke olarak yüksek döviz borcunun çevrilmesinde zorluk oluşturuyor. Bankalar da açık pozisyonları nedeniyle kurlardaki artıştan olumsuz şekilde etkileniyor. 2001 krizi sonrası yeniden yapılandırılan bankacılık sektörü erken seçim öncesi nasıl bir görünüm arz ediyor? Bu sorunun cevabını bu yazıda aramaya çalışalım.

BDDK’nın Nisan 2018’e ait verilerinden karlılık ile başlayalım. 2018 yılının Ocak-Nisan döneminde bankacılık sektörünün net karı 18,8 milyar TL olarak gerçekleşti. 2017 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında net karda %8’lik bir artış söz konusu. Bu oran bir önceki yıl %59 idi. Yani 2017 yılında karlılıktaki artış çok daha yüksekti. 2016 yılının son çeyreğinde ekonomideki belirgin yavaşlama sonrası 2017 ile birlikte ekonomiyi canlandırmak adına bazı uygulamalar devreye alındı. Uygulanan genişlemeci maliye politikası bir taraftan bütçe açığını artırırken diğer taraftan ekonomiye canlılık katarak, sadece bankacılık sektöründe de değil, karlardaki artışa katkı sundu. Bunlardan bankacılık sektörünü en yakından ilgilendiren Kredi Garanti Fonu uygulaması oldu. KGF kapsamında 200 milyarı aşan devlet destekli krediler özel sektöre nefes olurken 2017 yılında bankacılık sektörünün karını da destekledi. Ancak 2018 ile birlikte özellikle kurlardaki artış açık pozisyonlarından dolayı bankaların karlarını baskılıyor. Gerek kurlardaki artış gerekse 2018 yılında ekonominin önceki yıla göre daha yavaş büyüyecek olması banka karlarının artış oranını baskılayacaktır. Yılsonunda karlardaki artış enflasyon oranının altında kalabilir.


Bankacılık sektörünün aktif toplamı TL bazında istikrarlı bir şekilde artış gösterirken Dolar bazında kurlardaki değişimden dolayı inişli çıkışlı bir seyir izlemektedir. Nisan 2018’de bankacılık sektörünün toplam aktifi 3,44 trilyon TL olarak gerçekleşmiştir. Toplam aktifler bir önceki yılın aynı ayına göre yaklaşık olarak %19 oranında artış göstermiştir. Dolar bazında baktığımızda ise toplam aktif büyüklüğünün son iki aydır azalarak 852 milyar dolara gerilediğini görüyoruz. Ancak bankacılık sektörünün aktif toplamı Dolar bazında, önceki yılın aynı ayına göre kurlardaki yükselişe rağmen %4,2 oranında artış göstermiştir.


Aşağıda yer alan grafikte de krediler ve mevduat hesapları yer almaktadır. Bankacılık sektörünün toplam kredileri Nisan 2018’de 2,24 trilyon TL olarak rekor düzeyde gerçekleşmiştir. Krediler bir önceki aya göre %2 oranında artış gösterirken, bir önceki yılın aynı ayına göre %21 oranında artış kaydetmiştir.

Nisan 2018’de mevduat tutarı 1,82 trilyon TL olarak yine krediler gibi rekor düzeyde gerçekleşmiştir. Mevduat bir önceki aya göre %2,6 oranında artarken, önceki yılın aynı ayına göre %19 oranında artış göstermiştir. Mevduatın yıllık artış hızı kredilerin gerisinde kalmıştır.


Aşağıda yer alan grafikte de kredilerin mevduata olan oranı yer almaktadır. Nisan ayı itibariyle bu oran %122,8 gibi oldukça yüksek bir seviyededir. Bu oran bankaların topladığı mevduatın yaklaşık 1,23 katı kadar kredi kullandırdıkları anlamına gelmektedir. Bu oranı yükselten şey doğal olarak kredilerin mevduattan daha hızlı artıyor olmasıdır. Ancak böylesi yüksek bir oranın uzun süre devam etmesi çok olası değildir. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde kredilerin artış hızında bir yavaşlama görülebilir.


Aşağıda yer alan grafikte döviz cinsinden açılan hesapların toplam mevduat içindeki oranı yer almaktadır. Döviz cinsinden açılan hesaplara tevdiat hesabı adı verilmektedir. Tevdiat hesaplarının toplam mevduata olan oranı 2016 yılı Eylül ayında %39 ile ilgili süreçte en düşük orandadır. Tevdiat hesaplarının oranı Ocak 2017 ile birlikte artış göstererek %45 seviyesine yaklaşıyor sonrasında da o düzeylerdeki seyrini sürdürüyor. Bankalardaki mevduatın %45 gibi oldukça yüksek bir oranın döviz cinsinden tutuluyor olması dolarizasyonun en önemli göstergesidir. Bu da ekonomimiz açısından sağlıklı bir durum değildir.  Dolarizasyon hakkında daha detaylı bilgi için ilgili yazımı okuyabilirsiniz.


Bankacılık sektöründe;
Karlardaki artışın, azalarak da olsa, devam ettiğini,
Aktif toplamının TL bazında sürekli artış gösterirken Dolar bazında inişli çıkışlı bir seyir izlediğini,
Kredilerin mevduattan daha hızlı arttığını, bu durumu sürdürmenin zor olduğunu,
Döviz hesaplarının oranının oldukça yüksek olduğunu belirtebiliriz.

Bankacılık sektörü değerlendirilirken, batık kredi oranı, sermaye yeterlilik oranları, karlılık oranları gibi oranları da ele almak gerekir. Bankaların sermaye yeterlilik oranı %16,41 ile sağlam bir sermaye yapısına sahip olduğu belirtilebilir. Bu durumu 2001 krizinden ağzı yanan sektörün yoğurdu üfleyerek yediği belirtilebilir. Bankacılık sektörünün yeniden yapılandırıldığı bu süreçte bankalar yüksek kaldıraç kullanmamış, riskler düşük tutulmuştur.

Takipteki alacakların toplam krediler içindeki oranı başka bir ifade ile geri dönmeyen batık kredi oranı %2,88 düzeyindedir. Bu oran tek başına yüksek görünmemektedir. Ancak son yıllarda artan bir şekilde bankaların takipteki alacaklarını Varlık Yönetim Şirketlerine satmaları sonucu bu oranın düşük kaldığı belirtilebilir. Aynı zamanda gerek KGF gerek KGF dışı yüzdürülen krediler de bu oranı aşağıya çekmektedir. Bazı finansal kuruluşlar bu durumlar dikkate alındığında batık kredi oranının %8’in üzerinde olduğunu belirtmektedir. Bu konuda ulaşılabilir düzenli bir veri bulunmadığı için net ifade edemesek de bankacılık sektörünün bu oranı şimdilik taşıyabildiği belirtilebilir.

Banka karlarını sadece tutar olarak değerlendirmek yeterli gelmeyebilir. Karın özsermaye veya aktif toplamına oranı bize daha iyi bilgi sunar. 2017 yılı itibariyle banka karlarının özsermayeye oranı %15,88, toplam aktiflerine oranı ise %1,62 seviyesinde gerçekleşti. Bu oranlar son birkaç yılın üzerindeyken, 2003 sonrasına bakıldığında ortalama düzeyde seyretmektedir.

2017 yılı bankacılık sektörü için görece iyi bir yıl oldu. Ancak önümüzdeki dönem için önem arz eden bazı hususlar var. İlk çeyrek büyümesi yüksek gelse de 2018’de Türkiye ekonomisinin muhtemelen %3-4 gibi bir oranlarda büyüyecek olması, ekonomide yavaşlamanın ve etkisiyle de batık kredi oranları artabilir. Kurlardaki artış yüksek döviz borcundan dolayı banka karlarını baskılamaya başlamıştır, bu durum devam edecek gibi görünmektedir. Faizlerin dünyadaki artış eğilimine düşen kredi notlarımızı ve artan risk primimizi eklediğimizde, bankaların uluslararası piyasalardan borçlanma koşullarının daha da zorlaştığı bir dönemin bizi beklediği belirtilebilir. Tüm bunları dikkate aldığımızda bankacılık sektörü için önümüzde daha zorlu bir dönem görünmektedir.