google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Finansal Göz: ROA
ROA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ROA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2020 Pazar

2019 Yılında Türk Bankacılık Sektörünün Karı ve Karlılık Oranları

2019 yılında Türk Bankacılık Sektörünün net karı 2018 yılına göre %9,4 azalış göstererek 49 milyar TL düzeyinde gerçekleşmiştir. Başka bir ifade ile bankacılık sektörünün 2019 yılı karı, bir önceki yıla göre 5,1 milyar TL azalış göstermiştir. 



Bu yazıda kullanılan veriler BDDK’nın aylık bülteninden temin edilmiştir. BDDK bankaları faaliyet alanına göre Mevduat, Katılım, Kalkınma ve Yatırım bankaları olmak üzere üçe ayırmaktadır. Aşağıda yer alan grafikte söz konusu bankaların 2018-2019 yılı net karları karşılaştırmalı olarak yer almaktadır. Bankacılık sektörü karlarının önemli bir kısmı mevduat bankalarından gelmektedir. Mevduat bankalarının 2019 yılı karı 41 milyar TL düzeyinde gerçekleşmiştir. Önceki yıla göre mevduat bankalarının karında 6,7 milyar TL'lik azalış gerçekleşmiştir. Katılım bankalarının karı ise 2018 yılında 2,1 milyar TL iken 2019 yılında 2,4 milyar TL’ye yükselmiştir. Kalkınma ve Yatırım bankaların karı da, 2018 yılında 4,3 milyar TL iken, 2019 yılında 5,6 milyar TL’ye yükselmiştir.



BDDK ikinci bir sınıflandırmayı sahiplik açısından yapmaktadır. Sahiplik açısından bakıldığında BDDK bankaları Yerli Özel, Kamu ve Yabancı olmak üzere üçe ayırmaktadır. Aşağıda yer alan grafikte görüleceği üzere, 2019 yılında Yerli Özel ve Kamu bankalarının karları azalış gösterirken, Yabancı bankaların karı benzer seviyede kalmıştır. Yerli Özel ve Kamu bankalarının karlarında yaklaşık olarak 2,5 milyar TL’lik bir azalış söz konusudur.    



Aşağıda yer alan grafikte banka karlarının 2019 yılında 2018 yılına göre değişim oranları yer almaktadır. Buna göre bankacılık sektörünün tamamının karı %9,4 oranında azalış göstermiştir. Mevduat bankalarının karındaki azalış %14,1 oranında gerçekleşmiştir. Diğer taraftan Katılım bankalarının karı %16,3 oranında artış gösterirken, bu oran Kalkınma ve Yatırım bankalarında %30,2 oranında gerçekleşmiştir.



Aşağıda yer alan grafikte banka karlarının 2019 yılında 2018 yılına göre değişim oranları yer almaktadır. Sahiplik açısından bakıldığında ise Yerli Özel bankaları karı 2019 yılında 2018 yılına göre %12,8 oranında azalış gösterirken, bu oran Kamu bankalarında %13,5 düzeyindedir. Yabancı bankaların karında ise önemli bir değişim olmamıştır.



Banka karlarını oransal olarak değerlendirmek daha faydalı olabilir. İlgili yılda elde edilen karın, banka varlıklarına oranlanması ile aktif karlılığına (Return on Assets, ROA) ulaşılır. Net karı banka özsermayesine oranladığımızda ise özsermaye karlılığını (Return on Equity, ROE) elde ederiz. Bu oranları değerlendirerek, tutarsal büyüklüklerin yeterli olup olmadığını daha iyi anlayabiliriz. 

Türk Bankacılık Sektörünün aktif karlılığı, 2018 yılında %1,45 iken 2019 yılında %1,16’ya gerilemiştir. Aşağıda yer alan grafikte bankacılık sektörünün iki yıla ilişkin, belirtilen aktif karlılık oranları yer almaktadır. 



Aktif karlılığı mevduat bankalarında %1,43’ten %1,11’e gerilerken, Katılım bankalarında %1,11’den %1’e gerilemiştir. Kalkınma ve Yatırım bankalarında ise %1,92’den %1,96’ya yükselmiştir.



   
Aktif karlılık oranı Yerli Özel bankalarda %1,5’ten %1,25’e gerilerken, Kamu bankalarında %1,35’ten %0,94’e, Yabancı bankalarda ise %1,51’den %1,39’a gerilemiştir. 



Aşağıda yer alan grafikte iki yıla ilişkin olarak özsermaye karlılık oranları yer almaktadır. Türk Bankacılık Sektörünün özsermaye karlılığı, 2018 yılında %14,83 iken 2018 yılında %11,48’e gerilemiştir.  



Özsermaye karlılığı Mevduat bankalarında %14,95’ten %11,05’e gerilerken Katılım bankalarında %14,96’dan %13,38’e gerilemiştir. Kalkınma ve Yatırım bankalarının özsermaye karlılığı ise %13,65’ten %14,75’e ulaşmıştır.  




Sahiplik açısından bakıldığında da özsermaye karlılığı Yerli Özel bankalarda %14,7’den %10,96’ya, Kamu bankalarında %14,52’den %10,52’e Yabancı bankalarda da %15,41’den %13,41’e gerilemiştir.
 



6 Şubat 2019 Çarşamba

2018 Yılında Banka Karları

Bankacılık sektörü ekonomiler için büyük öneme sahiptir. Türk Bankacılık Sektörü finansal sistemin %90’ından fazlasını oluşturmaktadır. Başka bir ifade ile banka dışı finans kurumları ülkemizde yetirince gelişmemiştir. Aynı zamanda sermaye piyasasının da yeterince gelişmemiş olması dikkate alınırsa, bankacılık sektörünün Türkiye için öneminin daha fazla olduğu söylenebilir.

Bu yazıda Türk Bankacılık Sektörünün 2018 yılı kar rakam ve oranları ele alınacak sonrasında da bir değerlendirme yapılmaya çalışılacaktır. Türk Bankacılık Sektörünün dönem net karı 2018 yılında 2017 yılına göre %10 artış göstererek 53,5 milyar TL düzeyinde gerçekleşmiştir.


2018 yılında banka karlarındaki artış; Kalkınma ve Yatırım bankalarında %38, Katılım Bankalarında %34, Mevduat Bankalarında ise %7 olarak gerçekleşmiştir.


Sahiplik açısında bakıldığında da, 2018 yılında banka karlarındaki artış; Yabancı Bankalarda %17, kamu bankalarında %3, Yerli Özel bankalarda %12 oranında gerçekleşmiştir.  


Banka karlarını sadece tutarlara bakarak değerlendirmek yeterli değildir. Elde edilen karın banka varlıklarına ve/veya özsermayesine oranlayarak elde edilen bulunan aktif karlılığı (Return on Assets, ROA) ve özsermaye karlılığını da (Return on Equity, ROE) değerlendirmek gerekir. 

Türk Bankacılık Sektörünün aktif karlılığı, 2017 yılında %1,6 iken 2018 yılında %1,4’e gerilemiştir. Aktif karlılığı en düşük olan banka grubu katılım bankalarıdır.
    

2018 yılında aktif karlığında en hızlı gerileme kamu bankalarında görülmektedir. Kamu bankalarının aktif karlılığı %1,7’den %1,3’e gerilemiştir. 


Türk Bankacılık Sektörünün özsermaye karlılığı, 2017 yılında %15,9 iken 2018 yılında %14,7’e gerilemiştir. Özsermaye karlılığı mevduat bankalarında azalırken katılım, kalkınma ve yatırım bankalarında artış göstermiştir.


Özsermaye karlılığında da en hızlı düşüş yine kamu bankalarında görülmektedir. 2017 yılında %16,9 olan kamu bankalarının özsermaye karlılığı %14,3’e gerilemiştir.


Bu veriler ışığında bir değerlendirme yapmaya çalışalım. İlk olarak bardağın dolu tarafına bakalım. Ekonomik olarak zor bir dönemde, bankacılık sektörü karını %10 oranında artırmayı başarmıştır. Bardağın boş tarafından bakılırsa da enflasyon oranın %20 olduğu bir yılda artışın bu oranın altında kaldığı belirtilebilir. 2018 yılı bankacılık sektörü için zorlu bir yıl oldu. Kaynak maliyetleri arttı. Ülke riskindeki artışa paralel olarak yurtdışı borçlanmalarını daha yüksek faiz ile gerçekleştirdi. Aynı zamanda geri dönmeyen kredi oranları artış gösterdi. 2019 yılında ise kredi riskinin süreceği ekonomik sorunlarımıza paralel olarak geri dönmeyen kredilerde artışın devam edebileceği belirtilebilir. Ancak FED’in son toplantısında faiz artışlarının beklenenden daha yavaş sürdürüleceği, bilanço küçültme programının gözden geçirilerek piyasadan daha az miktarda likidite çekilebileceğini belirtmesi ile yurtdışı görünüm gelişmekte olan ülkeler lehine değişti. Bu duruma, ülke riskimizdeki azalış eşlik ederse sıcak para çekmemiz daha kolay, yurtdışı borçlanma faizlerimizde daha düşük seviyelerde gerçekleşebilir. Olası rahatlama süreci yapısal reformalar için bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Zira doğrudan yabancı yatırımları (soğuk para) geçtik, yüksek faiz ile sıcak para çekmekte zorlandığımız bir dönemi yaşıyoruz. 

16 Aralık 2018 Pazar

Bankalarda Aktif Karlılığı

Aktif karlılığı, işletme varlıklarının kar oluşturmada ne denli başarılı olduğunu bize gösterir. Aktif karlılık oranı ile bu durum ölçülebilir. Aktif karlılık oranı belirli bir dönemde elde edilen net karın toplam aktiflere başka bir ifade ile toplam varlıklara bölünmesi ile bulunur. Aynı sektörde faaliyet gösteren diğer işletmeler ile karşılaştırıldığında aktif karlılık oranının görece büyük olması veya belirli bir dönemde kendi içinde karşılaştırıldığında aktif karlılığında artış görülmesi olumlu yorumlanır. Aktif karlılık oranının İngilizcedeki kısaltması olan ROA (Return on Assets) şeklinde de kullanıldığı görülmektedir.

Aktif Karlılık Formülü;

Aktif Karlılığı (ROA) = Net Kar / Toplam Aktif
  

Aşağıda yer alan grafiklerde BDDK veri tabanından sağlanan Türk Bankacılık Sektörü’nün aktif karlılık oranları yer almaktadır. İlk olarak sektörün tamamının değerlendirildiği grafikle başlayalım. Sektörün 2017 yılında toplam varlıklarının %1,62’si kadar net kar ürettiği görülmektedir. Sektör en yüksek aktif karlılığına %2,78 ile 2007 yılında ulaşmıştır. 2003-2017 yılları arasındaki dönem ele alındığında da eğilim çizgisinden bankaların aktif karlılığının azalış eğiliminde olduğu anlaşılmaktadır.  



Aşağıda yer alan grafikte de mevduat bankalarının aktif karlılık oranları yer almaktadır. Mevduat bankaların aktif büyüklüğü sektörün yaklaşık %95’ine karşılık geldiği için, mevduat bankalarının aktif karlılığı sektör ortalamasına yakın seyretmiştir. 


Aşağıda yer alan grafikte de katılım bankalarının aktif karlılığı yer almaktadır. Katılım bankalarında aktif karlılığının azalış eğilimi daha belirgindir.


Kalkınma ve yatırım bankalarında aktif karlılığı sektör ortalamasının oldukça üzerindedir. Ancak orada da aktif karlılığı azalış eğilimindedir.



Bankalar sahiplik açısından yerli özel, yabancı ve kamu olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Aşağıda yer alan grafik yerli özel bankalarda aktif karlılığını bize göstermektedir. 


Aşağıda yer alan grafikte de yabancı bankaların aktif karlılığı yer almaktadır. Yabancı bankaların aktif karlılığının azalış eğilimi yerli özel bankalara göre daha belirgindir.
 


Aşağıda yer alan grafikte de kamu bankalarının aktif karlılık oranları yer almaktadır. Kamu bankalarında aktif karlılığı yerli özel ve yabancı bankalara kıyasla daha yüksektir ancak o da azalış eğilimindedir. 



Aşağıda yer alan grafikte de Türk Bankacılık Sektörü ve banka türleri itibariyle 2003-2017 döneminin ortalama aktif karlılık oranları yer almaktadır. İlgili süreçte sektörün ortalama aktif karlılığı yaklaşık %2’dir. Mevduat bankaları bu orana yakın katılım bankaları bu oranın altında kalkınma ve yatırım bankaları ise belirgin şekilde üzerindedir. Sahiplik açısından bakıldığında da yerli özel ve yabancı bankalar birbirine yakın ve ortalamanın biraz altındayken kamu bankalarında aktif karlılık oranı ortalamanın üzerindedir.

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Bankacılık Cazibesini Kaybediyor mu?

Bankaları karlarını analiz etmeye başladığım önceki yazımda, banka karlarının TL bazında genellikle artış gösterdiğini, Dolar bazında ise görünümün daha farklı olduğunu belirtmiştir. Dolar bazında banka karları 2010 yılına kadar artış trendindeyken, 2010 yılından sonra azalışa geçmiştir.  Bu yazımda da banka karlarını oransal olarak değerlendirmeye devam edeceğim.

Bir işletmenin belirli bir yılda sağladığı karı sadece tutara bakarak değerlendirmek yetersiz kalır. Elde edilen karı işletmenin büyüklüğü ve ortakların işletmeye koydukları sermayeyle karşılaştırdığımızda daha net bir tablo ile karşılaşırız. İşletme büyüklüğü, işletmenin sahip olduğu varlıklarının (aktifler) tamamını ifade eder. İlgili dönemdeki kar rakamı aktif büyüklüğüne bölündüğünde, işletmenin sahip olduğu varlıkların yüzde kaçı kadar kar elde etmiş olduğuna ulaşırız. Buna aktif karlılığı (Return on Assets, ROA) adı verilmektedir. Şayet söz konusu kar rakamı özsermayeye bölünürse bu sefer de özsermaye karlılığına (Return of Equity, ROE) ulaşırız. Yani bu oranla da işletmeye yatırılan sermayenin yüzde kaçı oranında kar elde edildiği bulunmuş olur.

Aşağıda yer alan grafikte BDDK’nın verilerinden derlediğim, Türkiye bankacılık sektörünün aktif ve özsermaye karlılık oranları bulunmaktadır. 2017 yılının ilk 5 ayına ait veriler grafikte yer almaktadır. Sonraki aylarda da bankaların benzer bir performans göstereceği varsayılırsa, aktif ve özsermaye karlılıklarının 2016 yılını bir miktar aşacağı ifade edilebilir. İlgili dönemde bankacılık sektörünün karlılığını sürekli olarak devam ettirmesi önem arz etmektedir. Bu durum 2008 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan küresel finans krizinde de devam etmiştir. Bunda 2001 krizinden alınan dersler ile gerek bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılması ve gerekse bankaların risk yönetimindeki başarısının payı büyüktür.   


Aktif karlılığı ile başlayalım. İlgili dönemde bankaların aktif karlılığı yılda ortalamada %2 düzeyindedir. Yani bankalar sahip oldukları varlıkların %2’si oranında kar elde etmişlerdir. Bu oran 2007 yılında %2,78 ile en yüksek değerini görmüştür. Aktif karlılığı, 2005 yılı hariç, 2010 yılına kadar %2’nin üzerindedir. 2010 yılında bu yana ise aktif karlılığı sürekli olarak %2’nin altında gerçekleşmiştir. Yani bankaların aktif karlılığının 2010 yılından bu yana azaldığı söylenebilir. Bankaların aktif karlılığı %1,16 ile en düşük değerini 2015 yılında görmüştür. 2016 yılı görece daha iyi geçmiş ve aktif karlılığı %1,5 olmuştur. 2017 yılında da aktif karlılığında bir miktar artış görülebilir. Aktif karlılığının trendinin azalış yönlü olduğunu, sektörde para kazanmanın yıllar itibariyle zorlaştığını söyleyebiliriz.

Özsermaye karlılığına bakıldığında da benzer bir durum söz konusudur. 2010 yılına kadar %20’leri aşan özsermaye karlılıkları görülmektedir. Yine 2005 yılı o dönemin en düşük özsermaye karlılığına sahiptir. 2010 yılında sonra ise özsermaye karlılığı belirgin şekilde azalmıştır. 2015 yılında ise en düşük düzeyindedir. İlgili dönemde bankaların özsermaye karlılığı ortalama da %17 civarındadır. Bu oran aslında kötü bir oran değildir. Ancak 2010 yılından bu yana karlılıkların belirgin şekilde azalmış olmasının, bir miktar tedirginlik oluşturduğu ifade edilebilir.

Özsermaye karlılığı ile mevduat faizleri karşılaştırılabilir. Mudiler bankaların en önemli fon kaynağı olan mevduatın sahibidirler. Son zamanlarda %16’lara dayanan mevduat faizleri konuşulsa da tüm vadeler için bu oran %12’nin biraz üzerindedir. Yani mudiler koydukları paranın karşılığında %12’yi biraz geçen bir brüt faiz elde edeceklerdir. 2014 ve 2015 yıllarındaki %11, %12’lik 2016 yılında da %14’lük özsermaye karlılığı bu açıdan dikkate alınırsa, banka ortaklarının çok da yüksek kazançlar sağlamadığı görülür. En azından bu oranlar mevduat faizlerinden çok da yüksek değildir.

Bankaların 2000’li yıllarda karlılığını başarılı bir şekilde sürdürdüklerini görüyoruz. Ancak bankaların karlılığı 2010 yılına kadar görece iyi durumdadır. 2010 yılında sonra ise karlılığın azaldığı söylenebilir. Son yıllarda azalan karlılık oranları ile banka ortaklarının, görece daha az risk alan mevduat sahiplerinden bir miktar daha fazla kar elde ettiğini görmekteyiz. Bu durumu da banka ortaklarının aldıkları ilave riskin bir karşılığı olarak görmek gerekir.

Türkiye bankacılık sektörü yeniden yapılandırıldığından bu yana birçok alanda örnek gösterilmektedir. Hatta Avrupa Birliği’ne, bugünlerde üzerine birçok tartışma yapılsa da, uyum açısından en başarılı sektör olarak değerlendirilmektedir. Ancak bankacılık sektöründe para kazanmanın eskiye oranla zorlaştığı da bir gerçektir. 2010 yılında bu yana karlılık oranları düşüş eğilimindedir. Sektörün karlılığının azalması birçok sorunu beraberinde getirebilir.
Son zamanlarda yüksek faiz oranlarından dolayı eleştirilen bankacılık sektörünün karlılık durumu budur.