google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Finansal Göz: Banka Kredileri

14 Eylül 2017 Perşembe

Banka Kredileri

Bankaların temel faaliyet alanı mevduat toplayıp kredi vermektir. Kazancın çoğu kullandırılan kredilerden elde edilir. Dolayısıyla bankalar daha fazla kazanç için daha çok kredi kullandırmak isterler. Ancak kredi riski iyi yönetilemezse bankanın kazançları azalır, belki zarar söz konusu olur, iflası dahi gündeme gelebilir.  Örneğin 2008 yılında ABD’de başlayıp sonrasında dünyayı etkisi altına alan küresel finans krizi, özelikle düşük gelir gruplarına kullandırılan mortgage kredilerinin geri dönmeme oranlarının %20’lere dayanması ile patlak vermişti. Sonrasında sadece ABD’de 400’den fazla bankanın battığını gördük. Küresel finans krizinde önemli rol oynayan kredi riski o günden bu yana daha çok dikkatleri çekmekte. Bazı Avrupa ülkeleri küresel krizin üzerinden yaklaşık on yıl geçmesine rağmen hala yüksek batık kredi oranları ile mücadele etmekteler. Bu noktada bankaların kredi riski yönetimi büyük önem arz eder. Geri ödenmeme ihtimali yüksek olan kredi taleplerini onaylama, diğer taraftan da sıkıntısız bir geri ödeme yaşanacak olan kredi taleplerini de reddetme hatasına düşmek istemezler.

Bankalar az mı kredi kullandırıyorlar?

Aşağıda yer alan grafikte bankaların 2002 yılı Aralık ayından günümüze kullandırmış olduğu kredi tutarı yer almakta. Grafikten görüleceği üzere kredilerde ciddi bir artış söz konusu. Küresel krizin en yoğun hissedildiği 2009 yılında, krediler bir süre yatay seyretmiş. Diğer dönemlerde ise ciddi artışlar kaydetmiş. Temmuz 2017 itibariyle krediler 2 trilyon TL’na dayanmış bulunmakta. Kullandırılan kredilerin çoğunun ticari bankalara ait olduğu da yine grafikte görülmekte. 


Bankalar büyüdüğü için mi krediler arttı?

Aşağıda yer alan grafikte de bu sorunun yanıtı bulunmakta. Grafikte banka kredilerinin toplam aktife olan oranı bulunuyor. Başka bir ifade ile banka fonlarının yüzde kaçının kredilere tahsis edildiğini gösteriyor. Bu oran yıllar itibariyle yatay seyretmiş olsaydı, bankaların kullandırdığı krediler 2 trilyon TL’na ulaşmış olsa da, bankalar büyüdüğü için krediler artmış diyecektik. Ancak durumun sadece bankaların büyümesi ile açıklanamayacağını görüyoruz. Banka aktiflerindeki artıştan daha büyük bir artış yaşanmış kredilerde. 2002 Aralık ayında kredilerin payı %23’lerden, Temmuz 2017 itibariyle %65’e dayanmış bulunmakta. Bu grafik bize bankaların, temel faaliyeti olan kredi kullandırma işlemine daha fazla eğildiğini net bir şekilde göstermektedir.


Bankaların temel faaliyeti olan kredi kullandırmaya yönelmiş olması şüphesiz olumlu karşılanmalıdır. Peki bu oran daha ne kadar artabilir? Bankalar topladıkları fonların tamamını tabii ki de kredi olarak kullandıramazlar. Hisse senedi, tahvil gibi menkul kıymetlere de yatırım yaparlar. Aynı zamanda http://www.finansalgoz.com/2017/03/turkiye-bankalarinin-likidite-riski.html nakit bulundurmaları gerekir. Faaliyetleri için sabit yatırımlara da ihtiyaç duyarlar.

Bankalar kredilerden sonra en fazla fonu menkul kıymetlere ayırırlar. 2000’li yıllarla birlikte bankacılık sektöründe yaşanan dönüşüm ile bankaların menkul kıymetlere ayırdıkları fonun ağırlığı düşerken, kredilerin ağırlığı artmıştır.

Kredi artışında sona mı gelindi?

“Bankalar neden kredi kullandırmak istemiyor?” şeklinde bir soru da sorulabilir. Ancak bu soru pek mantıklı değildir. Çünkü bankaların temel faaliyeti kredi kullandırmaktır. Ancak son zamanlarda kredi olanaklarında bir daralma söz konusudur. Şöyle ki;

            Mevduat, faizlerdeki ciddi artışlara rağmen yeteri kadar artmıyor.
            Bankalarımız yurtdışından kur riski alarak dolar bazında %6-%7 gibi yüksek oranlar ile borçlanabiliyor.
Toplanan mevduatın neredeyse yarısı döviz cinsinden olurken, bankalar kredilerini daha çok TL ile kullandırabiliyorlar.
Günümüzde bankalar hiç risk almadan %12’ye yakın bir oranla devlete borç verebilmekteler. Geri ödenmeme riski olan ticari bir krediyi ise %15 - %16 gibi bir faiz ile kullandırabiliyorlar. Bu noktada iyi bir tercih problemi ile karşı karşıya bulunuyorlar.
Hal böyle olsa da banka kredileri azalması veya sabit kalması beklemek de doğru değil. Sadece kredilerin artış hızı bir miktar azalabilir. Örneğin Temmuz ayında banka kredileri yıllık olarak %22,8 oranında artış gösterdi. İlerleyen aylarda bu denli yüksek artışlar görülemeyebilir.

Kim daha çok kredi kullandırıyor?

Yukarıda yer alan grafikte de bu sorunun cevabı yer alıyor. 2002 Aralık ayı itibariyle kredilerin %75,6’sı özel bankalar tarafından, %24,4’ü de kamu bankaları tarafından kullandırılmıştır. Kamu bankalarının kredilerden aldığı pay 2006 Mart ayında %21,6’ya kadar gerilemiştir. 2013 yılından sonra, krediler içinde kamu bankalarının ağırlığının arttığını görüyoruz. Temmuz 2017 itibariyle de bu oran %37’e ulaşmıştır. Kredi Garanti Fonu’nun son aylardaki artışta etkisi olduğu söylenebilir.

2 yorum:

  1. Sn Finansal Göz yazınız için teşekkürler. Anlamadığım bir konu var. Kredi/mevduat oranının %150 civarında ve yüksek olduğu söyleniyor. ZK oranının 1/10 olduğu ortamda bankalar mevduatın 10 misli kaydi para yaratmıyorlar mı? Yani çok daha fazla kredi verme imkanları yok mu?

    Açıklayabilirseniz çok sevinirim. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kredi/Mevduat oranı günümüzde %122 ile tarihinin en yüksek seviyesinde. %140 veya daha yüksek oranlardan bahsediliyorsa o oran TL kredilerin TL mevduata oranı... Bu oranın Türkiye bankacılık sistemi için ideal düzeyinin %80 civarında olduğunu bir çalışmamda belirtmiştim. http://www.finansalgoz.com/2017/04/kredi-karllk-iliskisi-yapay-zeka-ne.html Dünyada da %80-%90 seviyeleri makul kabul ediliyor.

      Sil