google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Finansal Göz: Bütçe Açığı Artmaya Devam Ediyor

16 Eylül 2017 Cumartesi

Bütçe Açığı Artmaya Devam Ediyor

Genişlemeci maliye politikasının etkisi ile bütçe açığı artmaya devam ediyor. Ağustos ayı bütçe gerçekleşmeleri açıklandı. Uzun yıllardır sürdürülen mali disiplinden yavaş yavaş uzaklaştığımızı görüyoruz. Öncelikle rakamlara bir göz atalım. Sonra da bir değerlendirme yapmaya çalışalım.

Aşağıda yer alan grafikte aylık bütçe dengesi yer almakta.  2016 yılı ağustos ayında 3,6 milyar TL fazla veren bütçe, 2017 yılında 874 milyon TL açık verdi.


Ağustos ayında bütçe gelirleri önceki yılın aynı ayına göre %12 oranında artarak 57 milyar TL olurken, bütçe giderleri %22,4 oranında artarak 57,9 milyar TL’ye yükseldi. Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre bütçe gelirleri de bütçe giderleri de artış göstermiş oldu.


Aşağıda yer alan iki grafikte de 2016 ve 2017 yılının ilk sekiz aylarının bir karşılaştırması bulunmaktadır. Ocak – Ağustos 2016 döneminde bütçe 4,9 milyar TL fazla vermişken, Ocak – Ağustos 2017 döneminde bütçe 25,2 milyar TL açık verdi. 


Ocak – Ağustos 2017 döneminde bütçe gelirleri önceki yılın aynı dönemine göre %10,9 oranında artarak yaklaşık 408,7 milyar TL olurken, bütçe giderleri %19,3 oranında artarak yaklaşık 433,8 milyar TL’ye yükseldi.


2016 yılı ile karşılaştırdığımızda bütçede belirgin bir bozulma söz konusu. Ekonomik büyümeyi artırmayı tercih etmiş olmanın da bir bedeli. Uygulanan genişlemeci maliye politikasının sonucu da denebilir.

Bardağın dolu ve boş yanlarını ayrı ayrı değerlendirelim. Önce işe olumlu tarafından bakalım. Avrupa Birliği’nin ekonomik kriterlerine göre bütçe açığının GSYH’ye oranı %3’ü aşmamalıdır. Bizde bu oran yıllardır %1 seviyelerindedir ve AB ülkeleri içinde en iyi oranlardan biridir. Yani ülkemizde yıllardır mali disiplin söz konusudur. Mali disiplinin önemine dair ilave bilgiler için ilgili yazı okunabilir. Sağlanan ekonomik kazanımlarda da büyük role sahip olmuştur mali disiplin. 2017 yılı ile birlikte risklerin belirmesiyle buradaki alanın (%1 - %3) kullanılıyor olmasının çok fazla mahsuru olmayacağı düşünülebilir. Yetkililerde böyle ifade ediyorlar zaten. Dolayısıyla bu alan kullanılarak sağlanacak ekonomik büyümenin tercih edilmiş olması iyi bir tercih olarak görülebilir. Ancak bu noktada altını çizmemiz gereken bir husus da vardır. Ekonomi %5 gibi bir hızla büyürken bütçe açığının artması düşündürücüdür. Çünkü bu durum büyümenin sürdürülebilirliği konusunda tereddütler oluşturmaktadır. Diğer taraftan ekonomik büyüme hız kestiğinde bütçe açığın nerelere varabileceğini de düşünmek gerekir. Öyle ya da böyle bütçe açığı karşılığında ekonomik büyümeyi aldığımızı belirterek iyi bir alış veriş yaptığımız düşünülebilir. Gerçi bence pek de öyle değildir.

Bardağın boş tarafına bakarsak da, bu yılki bütçe açığının geçmiş yılların 2 katında fazla, 60 milyar TL civarında olacağı belirtiliyor. Bütçe açığının önceki yıllara göre %100’den fazla artışı şüphesiz piyasalarda tedirginlik oluşturuyor. Böylece bütçe açığının GSYH’ye oranı %2’yi aşabilecek. Yıllardır %1 seviyesinde seyreden bu oranın birden sıçrama göstermesi önem arz ediyor. Burada önemli olan ipin elde kaçıp kaçmaması. Öncelikle bütçe açığında artık %1 seviyelerine dönmemizin oldukça zor olduğunu düşünüyorum. Peki, daha da yukarıya gider mi? Öncelikle gitmemesi gerektiğini belirtelim. Çünkü ekonomi olarak elimizde tek çapamız bu kaldı. Dış finansman ihtiyacımız artarken mali disiplini kaybetmek çok kötü sonuçlar doğurabilir. Bence mali disiplinin elden kaçırılma riski yok da değildir. Bu yıl %2 olursa 2018’de de %3’e tırmanabilir. Çünkü yap-işlet-devret uygulaması ile verilen gelir garantileri her geçen yıl bütçeye daha fazla yük getirecektir. Özelleştirme gelirleri bundan sonra eskisi kadar bütçeyi destekleyemeyecektir. Yine bu yıl hız verilen Kredi Garanti Fonu uygulaması önümüzdeki birkaç yılda bütçeye önemli bir yük getirebilir. Bu uygulama mevcut haliyle birkaç yıl içinde bütçeye 20 milyara varan bir yük getirebilir. Ancak KGF uygulamasının devam ettirilmesi de zaman zaman gündeme gelmektedir ki, bu da bütçeye daha fazla yük demektir. 

Bu yıl bozulan bütçe görünümünün yanı sıra, sayılan nedenlerden dolayı önümüzdeki yıllarda da geçmiş yıllardaki düzeylere muhtemelen geri dönemeyecek olmamız, ülkemizin en önemli risklerinden biridir.

4 yorum:

  1. Hocam analizlerinizi büyük bir takdir ve dikkatle izliyorum endiseleriniz tamamen haklilik iceriyor ancak reel sektör de isler cok iyi gitmiyor hileli iflaslar yayginlasti yakin arkadaşlarimdan iflas edenler oldu.kgf ile hükümet buna mudahale ediyor burada bilinçli bir tercih var işsizlik yayginlasmadan bir manevra yapiliyor insaallah büyüme ye katkisi olurda ekonomide musbet neticeler alinir saygilar sunarim

    YanıtlayınSil
  2. güzel açıklayıcı bir yazı olmuş. Umarım bütçede verdiğimiz açıklar ekonomide kaliteli bir büyümeye sebep olsun.

    YanıtlayınSil