google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Finansal Göz: Bütçe
Bütçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bütçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2017 Pazar

Kasım’da Bütçe

Kasım ayı bütçe gerçekleşmeleri açıklandı. Kasım ayı ve Ocak – Kasım dönem rakamlarına bakalım. Sonra da bir değerlendirme yapmaya çalışalım. Aşağıda yer alan grafikte aylık bütçe dengesi yer almaktadır. 2016 yılı Kasım ayında 10 milyar TL fazla veren bütçe, 2017 yılı Kasım ayında 1,5 daha az 8,5 milyar TL fazla verdi. Aylık rakamlara bakıldığında geçen yılın Kasım ayına göre daha kötü bir aylık gerçekleşme söz konusu. 


Kasım ayında bütçe gelirleri önceki yılın aynı ayına göre %7,3 oranında artarak 65,2 milyar TL’ye, bütçe giderleri %11,8 oranında artarak 56,7 milyar TL’ye yükseldi. Kasım ayında geçen yılın aynı ayına göre bütçe gelirleri de bütçe giderleri de artış göstermiş oldu. Ancak giderlerdeki artış daha yüksek oranla gerçekleşti.


Aşağıda yer alan iki grafikte de 2016 ve 2017 yılının ilk on bir ayının bir karşılaştırması bulunmaktadır. Ocak – Kasım 2016 döneminde bütçe 2,1 milyar TL açık vermişken, Ocak – Kasım 2017 döneminde bütçe 26,5 milyar TL açık verdi. Başka bir ifade ile bütçe açığı yaklaşık olarak 13 kat artış göstermiş oldu. 


Ocak – Kasım 2017 döneminde bütçe gelirleri önceki yılın aynı dönemine göre %13 oranında artarak 574,6 milyar TL olurken, bütçe giderleri %17,7 oranında artarak 601,1 milyar TL’ye yükseldi. 


2016 yılı ile karşılaştırdığımızda bütçede belirgin bir bozulma söz konusu. 2017 yılında ekonomik büyümeyi artırmayı tercih etmiş olmanın da bir bedeli veya uygulanan genişlemeci maliye politikasının sonucu olduğu da belirtilebilir. 

Bardağın dolu ve boş yanlarını ayrı ayrı değerlendirelim. Önce işe olumlu tarafından bakalım. Avrupa Birliği’nin ekonomik kriterlerine göre bütçe açığının GSYH’ye oranı %3’ü aşmamalıdır. Bizde bu oran yıllardır %1 seviyelerindedir ve AB ülkeleri içinde en iyi oranlardan biridir. Yani ülkemizde yıllardır mali disiplin söz konusudur. Mali disiplinin önemine dair ilave bilgiler için ilgili yazım okunabilir. Mali disiplin önceki yıllarda sağlanan ekonomik kazanımlarda büyük role sahip olmuştur. 2017 yılı ile birlikte risklerin belirmesiyle buradaki alanın (%3’e kadar) kullanılıyor olmasının çok fazla mahsuru olmayacağı düşünülebilir. Dolayısıyla bu alan kullanılarak ekonomiyi daha fazla büyütmenin tercih edilmiş olması iyi bir tercih olarak görülebilir. Ancak bu noktada altını çizmemiz gereken bir husus da vardır. Ekonomi 3. Çeyrekte açıklandığı üzere %11 gibi bir hızla büyürken bütçe açığının önemli ölçüde artması, büyümenin sürdürülebilirliği konusunda tereddütler oluşturmaktadır. Diğer taraftan ekonomik büyüme hız keserse bütçe açığının nerelere varabileceğini de düşünmek gerekir.

Bardağın boş tarafına bakarsak da, bu yılki bütçe açığının geçmiş yılların 2 katında fazla, 60 milyar TL civarında olacağı belirtiliyor. Bütçe açığının önceki yıllara göre %100’den fazla artışı şüphesiz piyasalarda tedirginlik oluşturuyor. Böylece bütçe açığının GSYH’ye oranı %2’yi aşabilecek. Yıllardır %1 seviyesinde seyreden bu oranın birden sıçrama göstermesi önem arz ediyor. Burada önemli olan ipin elden kaçıp kaçmaması. Öncelikle bütçe açığında artık %1 seviyelerine dönmemizin oldukça zor olduğu söylenebilir. Peki, daha da yukarıya gider mi? Öncelikle gitmemesi gerektiğini belirtelim. Çünkü ekonomi olarak elimizde tek çapamız bu kaldı. Dış finansman ihtiyacımız artarken mali disiplini kaybetmek çok kötü sonuçlar doğurabilir. Bence mali disiplinin elden kaçırılma riski yok da değildir. Bütçe açığının GSYH’ye oranı bu yıl %2 civarında gerçekleşmesi beklenmektedir ancak 2018’de %3’e tırmanabilir. Çünkü yap-işlet-devret uygulaması ile verilen gelir garantileri her geçen yıl bütçeye daha fazla yük getirecektir. Özelleştirme gelirleri bundan sonra eskisi kadar bütçeyi destekleyemeyecektir. Yine bu yıl hız verilen Kredi Garanti Fonu uygulaması önümüzdeki birkaç yılda bütçeye önemli bir yük getirebilir. Bu uygulama mevcut haliyle birkaç yıl içinde bütçeye 20 milyara varan bir yük getirebilir. Ancak KGF uygulamasının devam ettirilmesi de zaman zaman gündeme gelmektedir ki, bu da bütçeye daha fazla yük demektir. KGF uygulaması bir değerlendirme ilgili yazımda yer almaktadır. Diğer taraftan son zamanlarda gündeme gelen vergi artışları söz konusu olumsuz etkileri bir miktar telafi edebilir.

Bu yıl bozulan bütçe görünümünün yanı sıra, sayılan nedenlerden dolayı önümüzdeki yıllarda da geçmiş yıllardaki düzeylere muhtemelen geri dönemeyecek olmamız, ülkemizin en önemli risklerinden biridir.

28 Kasım 2017 Salı

Bütçe Açığı

Ekim ayı bütçe gerçekleşmeleri açıklandı. Genişlemeci maliye politikasının bir sonucu olarak mali disiplindeki bozulmanın devam ettiğini görüyoruz. Ekim ayı ve Ocak – Ekim dönem rakamlarına bakalım. Sonra da bir değerlendirme yapmaya çalışalım. Aşağıda yer alan grafikte aylık bütçe dengesi yer almaktadır. 2016 yılı Ekim ayında 104 milyon TL açık veren bütçe, 2017 yılı Ekim ayında 3,3 milyar TL açık verdi. Aylık rakamlara bakıldığında geçen yılın Eylül ayına göre daha iyi bir aylık gerçekleşme söz konusu.


Ekim ayında bütçe gelirleri önceki yılın aynı ayına göre %21,8 oranında artarak 52,8 milyar TL’ye, bütçe giderleri %29,2 oranında artarak 56,2 milyar TL’ye yükseldi. Ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre bütçe gelirleri de bütçe giderleri de artış göstermiş oldu. Ancak giderlerdeki artış daha yüksek oranla gerçekleşti.


Aşağıda yer alan iki grafikte de 2016 ve 2017 yılının ilk on ayının bir karşılaştırması bulunmaktadır. Ocak – Ekim 2016 döneminde bütçe 12,1 milyar TL açık vermişken, Ocak – Ekim 2017 döneminde bütçe 35 milyar TL açık verdi. Başka bir ifade ile bütçe açığı yaklaşık 3 katına çıkmış oldu.  


Ocak – Ekim 2017 döneminde bütçe gelirleri önceki yılın aynı dönemine göre %13,8 oranında artarak 509,4 milyar TL olurken, bütçe giderleri %18,4 oranında artarak 544,4 milyar TL’ye yükseldi.


2016 yılı ile karşılaştırdığımızda bütçede belirgin bir bozulma söz konusu. 2017 yılında ekonomik büyümeyi artırmayı tercih etmiş olmanın da bir bedeli veya uygulanan genişlemeci maliye politikasının sonucu da denebilir.

Bardağın dolu ve boş yanlarını ayrı ayrı değerlendirelim. Önce işe olumlu tarafından bakalım. Avrupa Birliği’nin ekonomik kriterlerine göre bütçe açığının GSYH’ye oranı %3’ü aşmamalıdır. Bizde bu oran yıllardır %1 seviyelerindedir ve AB ülkeleri içinde en iyi oranlardan biridir. Yani ülkemizde yıllardır mali disiplin söz konusudur. Mali disiplinin önemine dair ilave bilgiler için ilgili yazı okunabilir. Mali disiplin önceki yıllarda sağlanan ekonomik kazanımlarda büyük role sahip olmuştur. 2017 yılı ile birlikte risklerin belirmesiyle buradaki alanın (%3’e kadar) kullanılıyor olmasının çok fazla mahsuru olmayacağı düşünülebilir. Dolayısıyla bu alan kullanılarak sağlanacak ekonomik büyümenin tercih edilmiş olması iyi bir tercih olarak görülebilir. Ancak bu noktada altını çizmemiz gereken bir husus da vardır. Ekonomi %5 gibi bir hızla büyürken bütçe açığının önemli ölçüde artması, büyümenin sürdürülebilirliği konusunda tereddütler oluşturmaktadır. Diğer taraftan ekonomik büyüme hız keserse bütçe açığının nerelere varabileceğini de düşünmek gerekir.

Bardağın boş tarafına bakarsak da, bu yılki bütçe açığının geçmiş yılların 2 katında fazla, 60 milyar TL civarında olacağı belirtiliyor. Bütçe açığının önceki yıllara göre %100’den fazla artışı şüphesiz piyasalarda tedirginlik oluşturuyor. Böylece bütçe açığının GSYH’ye oranı %2’yi aşabilecek. Yıllardır %1 seviyesinde seyreden bu oranın birden sıçrama göstermesi önem arz ediyor. Burada önemli olan ipin elde kaçıp kaçmaması. Öncelikle bütçe açığında artık %1 seviyelerine dönmemizin oldukça zor olduğunu düşünüyorum. Peki, daha da yukarıya gider mi? Öncelikle gitmemesi gerektiğini belirtelim. Çünkü ekonomi olarak elimizde tek çapamız bu kaldı. Dış finansman ihtiyacımız artarken mali disiplini kaybetmek çok kötü sonuçlar doğurabilir. Bence mali disiplinin elden kaçırılma riski yok da değildir. Bütçe açığının GSYH’ye oranı bu yıl %2 civarında gerçekleşmesi beklenmektedir ancak 2018’de %3’e tırmanabilir. Çünkü yap-işlet-devret uygulaması ile verilen gelir garantileri her geçen yıl bütçeye daha fazla yük getirecektir. Özelleştirme gelirleri bundan sonra eskisi kadar bütçeyi destekleyemeyecektir. Yine bu yıl hız verilen Kredi Garanti Fonu uygulaması önümüzdeki birkaç yılda bütçeye önemli bir yük getirebilir. Bu uygulama mevcut haliyle birkaç yıl içinde bütçeye 20 milyara varan bir yük getirebilir. Ancak KGF uygulamasının devam ettirilmesi de zaman zaman gündeme gelmektedir ki, bu da bütçeye daha fazla yük demektir. Diğer taraftan son günlerde gündeme gelen vergi artışları söz konusu olumsuz etkileri bir miktar telafi edebilir. 

Bu yıl bozulan bütçe görünümünün yanı sıra, sayılan nedenlerden dolayı önümüzdeki yıllarda da geçmiş yıllardaki düzeylere muhtemelen geri dönemeyecek olmamız, ülkemizin en önemli risklerinden biridir.

17 Ekim 2017 Salı

Eylül Ayında Bütçe

Eylül ayı bütçe gerçekleşmeleri açıklandı. Genel olarak bakıldığında mali disiplindeki bozulmanın devam ettiğini görüyoruz. Eylül ayı ve Ocak – Eylül dönem rakamlarına bir göz atalım. Sonra da bir değerlendirme yapmaya çalışalım. Aşağıda yer alan grafikte aylık bütçe dengesi yer almaktadır. 2016 yılı Eylül ayında 16,9 milyar TL açık veren bütçe, 2017 yılı Eylül ayında 6,4 milyar TL açık verdi. Aylık rakamlara bakıldığında geçen yılın Eylül ayına göre daha iyi bir aylık gerçekleşme söz konusu.


Eylül ayında bütçe gelirleri önceki yılın aynı ayına göre %32,9 oranında artarak 48 milyar TL olurken, bütçe giderleri %2,6 oranında artarak 54,4 milyar TL’ye yükseldi. Eylül ayında geçen yılın aynı ayına göre bütçe gelirleri de bütçe giderleri de artış göstermiş oldu.


Aşağıda yer alan iki grafikte de 2016 ve 2017 yılının ilk dokuz aylarının bir karşılaştırması bulunmaktadır. Ocak – Eylül 2016 döneminde bütçe 12 milyar TL açık vermişken, Ocak – Eylül 2017 döneminde bütçe 31,6 milyar TL açık verdi. Başka bir ifade ile bütçe açığı %163 oranında artış gösterdi.   


Ocak – Eylül 2017 döneminde bütçe gelirleri önceki yılın aynı dönemine göre %12,9 oranında artarak 456,6 milyar TL olurken, bütçe giderleri %17,2 oranında artarak 488,2 milyar TL’ye yükseldi. 


2016 yılı ile karşılaştırdığımızda bütçede belirgin bir bozulma söz konusu. 2017 yılında ekonomik büyümeyi artırmayı tercih etmiş olmanın da bir bedeli veya uygulanan genişlemeci maliye politikasının sonucu da denebilir. 

Bardağın dolu ve boş yanlarını ayrı ayrı değerlendirelim. Önce işe olumlu tarafından bakalım. Avrupa Birliği’nin ekonomik kriterlerine göre bütçe açığının GSYH’ye oranı %3’ü aşmamalıdır. Bizde bu oran yıllardır %1 seviyelerindedir ve AB ülkeleri içinde en iyi oranlardan biridir. Yani ülkemizde yıllardır mali disiplin söz konusudur. Mali disiplinin önemine dair ilave bilgiler için ilgili yazım okunabilir. Mali disiplin önceki yıllarda sağlanan ekonomik kazanımlarda büyük role sahip olmuştur. 2017 yılı ile birlikte risklerin belirmesiyle buradaki alanın (%1 - %3) kullanılıyor olmasının çok fazla mahsuru olmayacağı düşünülebilir. Dolayısıyla bu alan kullanılarak sağlanacak ekonomik büyümenin tercih edilmiş olması iyi bir tercih olarak görülebilir. Ancak bu noktada altını çizmemiz gereken bir husus da vardır. Ekonomi %5 gibi bir hızla büyürken bütçe açığının önemli ölçüde artması büyümenin sürdürülebilirliği konusunda tereddütler oluşturmaktadır. Diğer taraftan ekonomik büyüme hız keserse bütçe açığının nerelere varabileceğini de düşünmek gerekir.

Bardağın boş tarafına bakarsak da, bu yılki bütçe açığının geçmiş yılların 2 katında fazla, 60 milyar TL civarında olacağı belirtiliyor. Bütçe açığının önceki yıllara göre %100’den fazla artışı şüphesiz piyasalarda tedirginlik oluşturuyor. Böylece bütçe açığının GSYH’ye oranı %2’yi aşabilecek. Yıllardır %1 seviyesinde seyreden bu oranın birden sıçrama göstermesi önem arz ediyor. Burada önemli olan ipin elde kaçıp kaçmaması. Öncelikle bütçe açığında artık %1 seviyelerine dönmemizin oldukça zor olduğunu düşünüyorum. Peki, daha da yukarıya gider mi? Öncelikle gitmemesi gerektiğini belirtelim. Çünkü ekonomi olarak elimizde tek çapamız bu kaldı. Dış finansman ihtiyacımız artarken mali disiplini kaybetmek çok kötü sonuçlar doğurabilir. Bence mali disiplinin elden kaçırılma riski yok da değildir. Bütçe açığının GSYH’ye oranı bu yıl %2 civarında gerçekleşmesi beklenmektedir ancak 2018’de %3’e tırmanabilir. Çünkü yap-işlet-devret uygulaması ile verilen gelir garantileri her geçen yıl bütçeye daha fazla yük getirecektir. Özelleştirme gelirleri bundan sonra eskisi kadar bütçeyi destekleyemeyecektir. Yine bu yıl hız verilen Kredi Garanti Fonu uygulaması önümüzdeki birkaç yılda bütçeye önemli bir yük getirebilir. Bu uygulama mevcut haliyle birkaç yıl içinde bütçeye 20 milyara varan bir yük getirebilir. Ancak KGF uygulamasının devam ettirilmesi de zaman zaman gündeme gelmektedir ki, bu da bütçeye daha fazla yük demektir. Diğer taraftan son günlerde gündeme gelen vergi artışları söz konusu olumsuz etkileri bir miktar telafi edebilir.

Bu yıl bozulan bütçe görünümünün yanı sıra, sayılan nedenlerden dolayı önümüzdeki yıllarda da geçmiş yıllardaki düzeylere muhtemelen geri dönemeyecek olmamız, ülkemizin en önemli risklerinden biridir.

16 Eylül 2017 Cumartesi

Bütçe Açığı Artmaya Devam Ediyor

Genişlemeci maliye politikasının etkisi ile bütçe açığı artmaya devam ediyor. Ağustos ayı bütçe gerçekleşmeleri açıklandı. Uzun yıllardır sürdürülen mali disiplinden yavaş yavaş uzaklaştığımızı görüyoruz. Öncelikle rakamlara bir göz atalım. Sonra da bir değerlendirme yapmaya çalışalım.

Aşağıda yer alan grafikte aylık bütçe dengesi yer almakta.  2016 yılı ağustos ayında 3,6 milyar TL fazla veren bütçe, 2017 yılında 874 milyon TL açık verdi.


Ağustos ayında bütçe gelirleri önceki yılın aynı ayına göre %12 oranında artarak 57 milyar TL olurken, bütçe giderleri %22,4 oranında artarak 57,9 milyar TL’ye yükseldi. Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre bütçe gelirleri de bütçe giderleri de artış göstermiş oldu.


Aşağıda yer alan iki grafikte de 2016 ve 2017 yılının ilk sekiz aylarının bir karşılaştırması bulunmaktadır. Ocak – Ağustos 2016 döneminde bütçe 4,9 milyar TL fazla vermişken, Ocak – Ağustos 2017 döneminde bütçe 25,2 milyar TL açık verdi. 


Ocak – Ağustos 2017 döneminde bütçe gelirleri önceki yılın aynı dönemine göre %10,9 oranında artarak yaklaşık 408,7 milyar TL olurken, bütçe giderleri %19,3 oranında artarak yaklaşık 433,8 milyar TL’ye yükseldi.


2016 yılı ile karşılaştırdığımızda bütçede belirgin bir bozulma söz konusu. Ekonomik büyümeyi artırmayı tercih etmiş olmanın da bir bedeli. Uygulanan genişlemeci maliye politikasının sonucu da denebilir.

Bardağın dolu ve boş yanlarını ayrı ayrı değerlendirelim. Önce işe olumlu tarafından bakalım. Avrupa Birliği’nin ekonomik kriterlerine göre bütçe açığının GSYH’ye oranı %3’ü aşmamalıdır. Bizde bu oran yıllardır %1 seviyelerindedir ve AB ülkeleri içinde en iyi oranlardan biridir. Yani ülkemizde yıllardır mali disiplin söz konusudur. Mali disiplinin önemine dair ilave bilgiler için ilgili yazı okunabilir. Sağlanan ekonomik kazanımlarda da büyük role sahip olmuştur mali disiplin. 2017 yılı ile birlikte risklerin belirmesiyle buradaki alanın (%1 - %3) kullanılıyor olmasının çok fazla mahsuru olmayacağı düşünülebilir. Yetkililerde böyle ifade ediyorlar zaten. Dolayısıyla bu alan kullanılarak sağlanacak ekonomik büyümenin tercih edilmiş olması iyi bir tercih olarak görülebilir. Ancak bu noktada altını çizmemiz gereken bir husus da vardır. Ekonomi %5 gibi bir hızla büyürken bütçe açığının artması düşündürücüdür. Çünkü bu durum büyümenin sürdürülebilirliği konusunda tereddütler oluşturmaktadır. Diğer taraftan ekonomik büyüme hız kestiğinde bütçe açığın nerelere varabileceğini de düşünmek gerekir. Öyle ya da böyle bütçe açığı karşılığında ekonomik büyümeyi aldığımızı belirterek iyi bir alış veriş yaptığımız düşünülebilir. Gerçi bence pek de öyle değildir.

Bardağın boş tarafına bakarsak da, bu yılki bütçe açığının geçmiş yılların 2 katında fazla, 60 milyar TL civarında olacağı belirtiliyor. Bütçe açığının önceki yıllara göre %100’den fazla artışı şüphesiz piyasalarda tedirginlik oluşturuyor. Böylece bütçe açığının GSYH’ye oranı %2’yi aşabilecek. Yıllardır %1 seviyesinde seyreden bu oranın birden sıçrama göstermesi önem arz ediyor. Burada önemli olan ipin elde kaçıp kaçmaması. Öncelikle bütçe açığında artık %1 seviyelerine dönmemizin oldukça zor olduğunu düşünüyorum. Peki, daha da yukarıya gider mi? Öncelikle gitmemesi gerektiğini belirtelim. Çünkü ekonomi olarak elimizde tek çapamız bu kaldı. Dış finansman ihtiyacımız artarken mali disiplini kaybetmek çok kötü sonuçlar doğurabilir. Bence mali disiplinin elden kaçırılma riski yok da değildir. Bu yıl %2 olursa 2018’de de %3’e tırmanabilir. Çünkü yap-işlet-devret uygulaması ile verilen gelir garantileri her geçen yıl bütçeye daha fazla yük getirecektir. Özelleştirme gelirleri bundan sonra eskisi kadar bütçeyi destekleyemeyecektir. Yine bu yıl hız verilen Kredi Garanti Fonu uygulaması önümüzdeki birkaç yılda bütçeye önemli bir yük getirebilir. Bu uygulama mevcut haliyle birkaç yıl içinde bütçeye 20 milyara varan bir yük getirebilir. Ancak KGF uygulamasının devam ettirilmesi de zaman zaman gündeme gelmektedir ki, bu da bütçeye daha fazla yük demektir. 

Bu yıl bozulan bütçe görünümünün yanı sıra, sayılan nedenlerden dolayı önümüzdeki yıllarda da geçmiş yıllardaki düzeylere muhtemelen geri dönemeyecek olmamız, ülkemizin en önemli risklerinden biridir.

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Bütçe Açığı

Bütçe açığı bu yılın en çok konuşulan ekonomik göstergelerinden biri olmaya aday. Zira uzun yıllardır sürdürülen mali disiplinin elden kaçma riski söz konusu. Neyse ki temmuz ayında bütçe açığında çok sınırlı da olsa bir miktar iyileşme var. 

Bu yıl maliye politikasının ekonomik büyümeyi desteklemek için gevşetildiği hepimizin malumu. Bu yazıda 2017 yılı Temmuz ayı itibariyle bütçe gerçekleşmelerine yer vereceğiz. Daha fazla büyüyebilmek için mali disiplinden kısmen vazgeçilen bir yıl olacak bu yıl. Hepimizin merakı ise işin “kısmen” tarafı. Bütçe açığının milli gelir oranı bu yıl %2 dolaylarında olması bekleniyor. Bu oranın sonraki yıllar için artabilecek olması ülkemiz için önemli bir risk kaynağı.

Aşağıda yer alan grafikte aylık bütçe dengesi yer almakta.  2016 yılı Temmuz ayında 129 milyon TL fazla veren bütçe, 2017 yılı Temmuz ayında 926 milyon TL fazla verdi. 2017 yılı Haziran ayında 13,7 milyar TL açık veren bütçe, Temmuz ayında az da olsa fazla vermeyi başardı. 


Temmuz ayında bütçe gelirleri önceki yılın aynı ayına göre %23,3 oranında artarak 52,5 milyar TL olurken, bütçe giderleri %21,5 oranında artarak 51,5 milyar TL’ye yükseldi. Temmuz ayında geçen yılın aynı ayına göre bütçe gelirleri de bütçe giderleri de artış gösterdi. 


Aşağıda yer alan iki grafikte de 2016 ve 2017 yılının ilk yedi aylarının bir karşılaştırması bulunmaktadır. Ocak – Temmuz 2016 döneminde bütçe 1,3 milyar TL fazla vermişken, Ocak – Temmuz 2017 döneminde bütçe 24,3 milyar TL açık verdi.  


Ocak – Temmuz 2017 döneminde bütçe gelirleri önceki yılın aynı dönemine göre %10,7 oranında artarak yaklaşık 351,7 milyar TL olurken, bütçe giderleri %18,9 oranında artarak yaklaşık 376 milyar TL’ye yükseldi. 


Son açıklanan rakamları nispeten iyi geldi. Bütçe açığı bir miktar azalış gösterdi. Ancak 2016 yılı ile karşılaştırıldığında mali disiplinin önemli ölçüde bozulduğu görülmektedir. Bütçe giderlerindeki artış, bütçe gelirlerindeki artışın çok daha üzerindedir. Uygulanan genişlemeci maliye politikasının bütçe gelirlerini sınırladığını, bütçe giderlerini ise önemli oranlarda artığı görülmektedir.

Ekonomik büyümenin kamu desteği ile sağlandığı bu dönemde bütçe açıkları olağan karşılanabilir. Ancak ipi elden kaçırma riski de bulunmaktadır. 2001 kriziyle 3.000 Dolara düşen kişi başına düşen geliri 2007 yılı itibariyle 10.000 Dolara çıkarmamızda, uygulanan sıkı maliye politikasının yani mali disiplinin çok önemli olduğunu hatırlatmakta fayda vardır.

Mali disiplinin önemine dair ilave bilgiler için ilgili yazım okunabilir.

24 Temmuz 2017 Pazartesi

Bütçedeki Bozulma Belirginleşti

2017 yılı Haziran ayı bütçe gerçekleşmeleri Maliye Bakanlığı tarafından açıklandı. Ekonomik büyümenin desteklenmesi adına uygulanan genişlemeci maliye politikasına devam edildiğini söyleyebiliriz. Yıllardan beri düşük seyreden bütçe açıkları artmaya devam ediyor. Ekonomik büyüme için mali disiplinden kısmen vazgeçildiğini görüyoruz.

Aşağıda yer alan grafikte görüleceği üzere 2016 yılı Haziran ayında 7,9 milyar TL açık veren bütçe, 2017 yılı Haziran ayında 13,7 milyar TL açık verdi. 2017 yılı Mayıs ayında fazla veren bütçe bu ay açığa dönmüş oldu.


Haziran ayında bütçe gelirleri önceki yılın aynı ayına göre %0,3 oranında azalarak 43,9 milyar TL olurken, bütçe giderleri %11 oranında artarak 57,7 milyar TL’ye yükseldi. Geçen yılın aynı ayına göre bütçe gelirleri bir miktar azalırken, bütçe giderleri arttı.

           
Aşağıda yer alan iki grafikte de 2016 ve 2017 yılının ilk altı aylarının bir karşılaştırması bulunmakta. Ocak – Haziran 2016 döneminde bütçe 1,1 milyar TL fazla vermişken, Ocak – Haziran 2017 döneminde bütçe 25,2 milyar TL açık verdi. 


Ocak – Haziran 2017 döneminde bütçe gelirleri önceki yılın aynı dönemine göre %8,8 oranında artarak yaklaşık 299 milyar TL olurken, bütçe giderleri %18,5 oranında artarak yaklaşık 324 milyar TL’ye yükseldi.


Son açıklanan rakamlar mali disiplindeki bozulmayı daha da belirgin hale getirdi. Aylık bütçe açığı önceki yılın Haziran ayının açığından daha yüksek. Yine aylık olarak bütçe gelirleri azalırken bütçe giderleri artıyor. Önceki yılın ilk altı ayında ise bütçe fazla vermişken bu yıl yaklaşık 25 milyar TL açık vermiş durumda. 2016 yılının ilk altı ayı ile karşılaştırıldığında bütçe giderlerindeki artış, bütçe gelirlerindeki artışın çok daha üzerinde. Uygulanan genişlemeci maliye politikasının bütçe gelirlerini sınırladığını, bütçe giderlerini ise önemli oranlarda artığını belirtebiliriz.

Genişlemeci maliye politikası ekonomik büyümeye yaptığı katkı yadsınamaz. İlk çeyrekte %5 büyüyen Türkiye ekonomisi, ikinci çeyrekte de yüksek bir büyüme oranı yakalayacak gibi. Yüksek oranlı büyüme gerçekleşirken bunun vergi gelirlerine çok fazla yansımamış olması dikkat çeken olumsuz bir durum. Büyüme üzerinden kamunun etkisi bariz olduğunu buradan da görüyoruz. Fakat genişlemeci maliye politikasının bir sınırı olduğu (Bu yıl bütçe açığının GSYH’e oranının %2 civarında olacağı belirtiliyor.) uzun süre sürdürülemeyeceği dikkate alınırsa, büyümenin istikrar kazanması için yapısal reformlara ihtiyaç duyulduğu da bir gerçek. Yoksa bir süre sonra düşük büyüme oranları ve kısa vadeli kazanımlar için elimizden kaçan mali disiplinin ortaya çıkaracağı problemler ile karşı karşıya kalabiliriz.

Mali disiplinin önemine dair ilave bilgiler için ilgili yazım okunabilir.