google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Finansal Göz: Kurda Bir Sonraki Atak

25 Eylül 2017 Pazartesi

Kurda Bir Sonraki Atak

Son yazılarım para politikası üzerine oldu.

Öncelikli G20 ülkeleri içinde en yüksek enflasyon oranına sahip ülke olmamıza rağmen, diğer ülkeler ile karşılaştırdığımızda Merkez Bankası para politikasının yeterince sıkı olmadığını belirtmiştim. En sıkı politikayı Brezilya ve Rusya’nın uyguladıklarını böylece enflasyon oranlarını da düşürebildiklerini, diğer taraftan Türkiye gibi Meksika’nın da yeterince sıkı bir politika uygulamadığını dolayısıyla onlarında da bizim gibi enflasyon oranını düşüremediklerini ifade etmiştim.

Daha sonra Merkez Bankasının uyguladığı bu politikanın bugüne özgü olup olmadığını incelemiş ve benzer politikaların 2011 yılından bu yana süregeldiğini anlatmaya çalışmıştım. Yani yüksek enflasyon sorunumuz var, buna karşılık yeterince sıkı bir politika uygulamıyoruz. Dolayısıyla enflasyon düşmediği gibi negatif reel faizden dolayı tasarruflar dövize yönleniyor ve dolarizasyon gerçekleşiyor. Böylece dövizli hesapların toplam mevduat içindeki oranı %30 seviyesinden %45’e dayanmış bulunuyor.

Son yazımda da 2011 yılından bu yana doların TL karşısındaki hızlı yükselişlerine Merkez Bankasının cevabı ve sonrasında kurun hareketini değerlendirmiş aşağıdaki tespitlerde bulunmuştum:
1)      Merkez faiz silahını çekince sıcak para kurun ateşini söndürüyor.
2)      MB faiz artışı kurdaki artıştan sonra geliyor.
3)      Artan faiz, kuru bir miktar geriletse de kur eski seviyesine dönmüyor.

Bu yazımda da Fed’in son kararları doğrultusunda kur ve faizlerde bizi nelerin beklediğini değerlendirmeye çalışacağım. Ekonometri veya yapay zekâ modelleri ile kurların yönünü tahmin etmeye çalışan akademik çalışmalar literatürde bulunsa da, kur tahmininin en zor konularından biri olduğunu kabul etmek gerekir. Fed son toplantısında Ekim ile birlikte bilanço küçültmeye başlayacağını yani piyasalardan likidite çekmeye başlayacağını duyurdu. Aynı zamanda Aralık ayında faiz artırabileceğini de ortaya koymuş oldu.

Son bir yılda dolar üzerinde neler etkili oldu kısaca hatırlayalım. ABD’nin sürpriz gelen seçim sonucu ile 2016 yılsonunda dolar güçlenmeye başladı. Bu durum Fed’in bu yıl 4 kez faiz artıracağı beklentisi ile birleşince dolar yılbaşında zirve seviyeleri gördü. Mart ayı ile birlikte Fed’in bu yıl 4 değil 3 faiz artışı yapacağı fiyatlanmaya başladı ve Dolar/TL’de düşüş devam etti. Merkez Bankasının faizleri önemli ölçüde artırmasıyla birlikte ülkemize sıcak para girişi arttı böylece dolardaki değer kaybı hızlandı. Son olarak Trump faktörü, ABD’de bir türlü yeterince yükselmeyen enflasyon ve kasırgaların ABD ekonomisine olan olumsuz etkileri nedeniyle Fed’in 2017 yılında 3 de değil sadece 2 kez faiz artışı yapabileceğini gündeme getirdi. Zaten bu artışlarda yapılmıştı. Yani daha önce Aralık ayında yapılması kuvvetle beklenen 3. faiz artış ihtimali sayılan sebeplerden dolayı azalınca, dolar değer kaybetmeye başladı ve 3.40’nın da altını görmüş oldu. Fed’in Eylül ayı toplantısıyla birlikte Aralık ayında faiz artışı yapma ihtimali tekrardan kuvvetlendi ve böyle olunca da dolar değer kazandı.

Fed’in 2018 yılında da 3 kez faiz artışı yapması bekleniyor. Bu konuda yavaş hareket edilmesi kurların dalga boyunu azaltıyor olsa da, beklentilerdeki değişim cari açığı yüksek bizim gibi ülkelerin para birimlerine önemli ölçüde yansıyabiliyor. Küresel krizden bu yana finansal piyasalar hiç olmadığı kadar likiditeye boğuldu. Artık Fed bu likiditeyi finansal piyasalardan Ekim ayı ile birlikte çekmeye başlıyor. Bu da bizim gibi cari açık veren, yani yabancıların tasarrufuna ihtiyaç duyan ülkeleri zora sokacak gibi gözüküyor. ABD faizlerinin artması fonların gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere doğru akmasını beraberinde getirebilir. Sayılan nedenler doların gelişmekte olan ülke paralarına göre değer kazanacağı anlamına gelebilir.

Peki, Türk Lirasının değer kazanmasına neler neden olabilir. Bu konuya en başta benzer ülkelere göre en yüksek faiz oranına sahip ülke olduğumuzu belirterek başlayalım. Yani sıcak para olarak adlandırılan kısa vadeli fonları, ülkemize yüksek faiz ile çekebiliriz. Zaten son aylarda da bu durum kurlar üzerinde etkili oldu. Ancak gelişmiş ülkelerde faizlerin artıyor olması bu durumun etkisini azalttığı da bilinmeli. Onlar faiz artırırken biz, zaten faiz oranımız çok yüksek diye gerektiğinde artıramazsak sıcak parayı çekmemiz zorlaşır. Şüphesiz yüksek faiz verip sıcak parayı çekmek marifet de değildir. Risklerinizi azaltamıyorsanız diğer taraftan cari açığınız yüksek ise buna mecbur kalabiliyorsunuz. Türk Lirasını destekleyebilecek bir diğer faktör de geçmişteki aşırı değer kayıpları olabilir. Türk Lirası son yılların en fazla değer kaybeden para birimlerinden biri oldu. Küresel krizden bu yana bakıldığında da durum böyle. Dolar karşısında en çok değer kaybeden para birimi Türk Lirası oldu. 

Türk Lirası Dolar karşısında neden zaman zaman hızlı değer kayıpları yaşıyor? Çeşitli nedenler ve çeşitli araçlar ile kurları baskılıyor olmamızın bu durum üzerinde ektisi olabilir. Benim görebildiğim kadarıyla 2001 yılına kadar sabit döviz kuru sistemi ile sonrasında da yüksek faiz politikaları ile kurları baskıladığımız için bazı riskler gerçekleştiğinde kurlarda dönem dönem sıçramalar meydana gelmiştir. Günümüzde ise hem faiz hem de kurların yüksek olduğu bir durum söz konusudur. Küresel kriz ile yaşanan bol para dönemi boyunca gerekli yapısal reformları yapamamış olmamız ve jeopolitik riskler dikkate alındığında, doların güçlenmesi halinde bu durumdan en çok etkilenecek olan para biriminin Türk Lirası olabileceğini belirtebiliriz. İlerleyen süreçte Merkez Bankasının faizleri azaltması da bu duruma etki edecektir. Zira geçmişte kurlarda atak faiz oranlarının görece düşük tutulduğu dönemlerde gerçekleşmiştir. Yapısal reformlara yönelmeden, enflasyon sorunumuza odaklanmadan geçmişte olduğu gibi kuru baskılamaya çalışırsak, gerek dış gerekse iç risk kaynaklarından dolayı kurlar geçmişte olduğu gibi gelecekte de sıçramalar gösterebilir. Bunu neyin tetikleyebileceğini kestirmek mümkün değildir. Herkes mevcut risk ve potansiyel getiriyi değerlendirerek kararını kendisi vermelidir. Burada yazılanlar yatırım tavsiyesi değildir.

2 yorum:

  1. Para politikasina ilişkin tavsiye edeceginiz kitaplar nelerdir hocam? (Ingilizce kitaplar da dahil)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi Hocanın ilgili yazısı, İlker Parasız ve Frederic Mishkin'in kitaplarına bakılabilir.
      http://www.mahfiegilmez.com/2012/09/guncel-para-politikas.html

      Sil