22 Eylül 2017 Cuma

Faiz Silahını Çekince

Son iki yazımda, önce Merkez Bankasının yüksek enflasyon ile mücadele eden ekonomilere göre yeterince sıkı bir para politikası uygulamadığını ortaya koymuştum. Sonra da Merkez Bankasının bu politikasının bugüne özgü olmadığını, geçmiş yıllarda da benzer bir politika sergilediğini anlatmaya çalışmıştım.

Bu yazımda da gazetelerin ekonomi haberlerinde zaman zaman manşet olan bir başlık kullandım. Merkez Bankasının çeşitli nedenler ile kurlardaki hızlı yükseliş sonrası yaptığı yüksek faiz artışlarının etkisini değerlendirmeye çalışacağım. Önce basit bir hesaptan bahsedelim. Ülke olarak faizleri artırdığınızda, kendisine yüksek getiri arayan sıcak para o ülkeye giriş yapar, yani yabancı yatırımcı dövizini TL’ye çevirir başta devlet borçlanma araçları olmak üzere TL cinsinden yüksek faiz taşıyan menkul kıymetleri satın alır. Böylece döviz bollaşır ve değeri düşer. Başka bir ifade ile TL değer kazanır. Bu anlatmaya çalıştığım mantık ülkemizde nasıl işledi buna bir bakalım.

2011 yılından bu yana döviz kurlarının hızla yükselişe geçtiği 3 dönem karşımıza çıkıyor. Bu durumlar aşağıda yer alan grafiklerde bulunuyor. Kurun hızlı ve yüksek artışları sonrasında Merkez Bankasının yaptığı faiz artışını ve sonrasında kurun nerede dengelendiğini değerlendirmeye çalışalım.

Aşağıda yer alan grafik 2011 – 2012 yıllarındaki ilk döneme ait. Dolar TL 1,50 seviyesinden 1,92’ye kadar yükselerek %28 oranında artış gösteriyor. MB ise faiz oranlarını %6,25’ten %11,93’e kadar çıkararak %91 oranında arttırıyor. Tarih aralıklarını değiştirdiğinizde şüpheniz oranlar da kısmen değişecektir. Ancak MB’nin faiz artışlarının dolardaki artışa paralel gerçekleşmediği ve MB’nin bir süre beklemede kaldığı grafikten görülüyor. Sonrasında yüksek faiz kur üzerinde beklenen ektiyi gösteriyor ve Dolar TL bir miktar geriliyor. MB faizleri tekrardan aşağıya çekiyor ve kur 1,80 seviyesinde dengeleniyor böylece gördüğü zirveye göre %6 oranında değer kaybediyor.


İkinci dönem 2013 – 2014 yıllarını ait. Bu sefer MB faiz artışları kurdaki artışa önce eşlik ediyor. Sonra kur yükselmeye devam ederken MB faizi yatay seyretmeye başlıyor ve sonra ise kurun hızlı yükselişi geliyor. Bu süreçte Dolar TL %30 oranında artış gösterirken, faiz %100 oranında artış gösteriyor. Faiz artışı yine beklenen etkiyi yapıyor ve Dolar TL gördüğü zirveden %8 oranında gerileyerek dengeleniyor.


3. dönem güncel durumu da kapsayan 2016 – 2017 yıllarına ait. Ocak 2017 yılı ile birlikte MB’nın faizleri önemli oranda artırmasıyla birlikte ilk olarak Mahfi Eğilmez Bey bu konuyu gündeme getirmiş ve faiz kur ilişkisini bir kez daha bizlere hatırlatmıştı. Bu süreçte de Dolar TL yükselişini 3,88’e kadar sürdürerek %34 oranında artış gösteriyor. MB faizi ise %55 oranında artıyor. Sonrasında %11’lik bir geri çekilme gerçekleşiyor.


Üç dönemin değerlendirmesini bir tabloda bir araya getirelim. Aşağıda yer alan tabloda Doların TL karşısındaki artışının her dönem biraz daha yüksek oranda gerçekleştiğini görüyoruz. Merkez Bankasının faiz artış oranı ise ilk iki dönemde yüksek son dönemde faizlerdeki artış kısmen düşük, %55 düzeyinde. Faiz artışlarından sonra kurda geri çekilmeler görülmüş. Bu geri çekilmelerde her seferinde daha yüksek bir oranla gerçekleşmiş. Yani yüksek artış sonrasında daha yüksek bir azalış gerçekleşmiş.


$/TL Artış Oranı
Faiz Artış Oranı
$/TL Azalış Oranı
1. dönem 2011 - 2012
28%
91%
6%
2. dönem 2013 - 2014
30%
100%
8%
3. dönem 2016 - 2017
34%
55%
11%

Şüphesiz döviz kurları birçok faktörden etkileniyor. Aynı zamanda her dönemin kendine özgü dinamikleri de söz konusu. Ancak faiz artışlarının kur üzerinden yaptığı etki de ortada. Bu durum sadece son yıllara özgü de değil. Biraz daha gerilere ait bir örnek daha görmek isterseniz bu konuyla ilgili iki yazımı da okuyabilirsiniz. 


Öyleyse genel bir değerlendirme yapalım.

         -  Merkez faiz silahını çekince sıcak para kurun ateşini söndürüyor.
      -   MB faiz artışında temkinli davranıp acele etmiyor. Geç kaldığını söylemek belki daha doğru olabilir. Faiz artışı kurdaki artıştan daha sonra geliyor. MB’ye yöneltilen eleştirilerin başında bu beklemenin geldiğini de belirtelim.
        -  Artan faiz, kuru bir miktar geriletse de kur eski seviyesine dönmüyor.

Geçmişte olan bu. Gelecekte aynen devam eder mi bilemeyiz. Ancak olan biteni anlamadan geleceğe dair öngörülerde de bulunamayız. Peki, kurda bir sonraki atak ne zaman gelir? MB ne yapar? Faiz silahına davranmak zorunda kalır mı? Yine yavaş mı hareket eder? Bu sorulara da sonraki yazımda cevap arayalım. 

2 yorum:

  1. Yurtdışından gelen sıcak para dolar cinsinden gelip içeride TL'ye dönüyor. %12 faiz alıp yeni kurdan dolara geri dönüp gidiyor kabaca. Bu işin bir de ödeme boyutu var elbette. Biz içeride ne yapıyoruz ki %12 gelir getirsin ve bu oranla aldığımız borcu geri ödeyebilelim? Devlet başta olma üzere tüm borçlular da bu faizi ödeyebilmek ve ayrıca kur artışını da karşılayabilmek için fiyatlara yüklenecekler. Bu da enflasyon olarak geri dönüyor işte yazdığınız gibi. Her ne kadar enflasyonun neden, faizin sonuç olmasını savunsanız da sanki buradaki denklemde hem dolardan hem de faizden kaynaklı bir maliyet enflasyonu var. Bu da bir fiyatlar koşuşturmacası yaratacak yani bir kere artmaya başlayan şeyler daha da artacaklar. Devlet, malum, ilk fırsatta artış yapar ve geri de almaz. Bu durumda ikiz açık gibi bir soruna ek olarak hem dövizin hem faizin hem de enflasyonun artma eğiliminde olduğu bir üçlü bela ile karşı karşıyayız. Hiçbir şekilde %10 ve üzeri oranlardaki artışlar karşılanamaz. Ülke aşağı doğru inen bir spirale doğru gidiyor hızla. Bundan çıkış sağlayacak katma değerli üretim de olmayınca artık sonumuz Allah kerim.

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. Teknik olarak, dolar almak icin, 3,45-3,48 bandi uygun gorunuyor. Bu seviyeler, yuksek ve riskli. Ytd

    YanıtlaSil