google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Finansal Göz: Merkez Sıkı Duruşla Doğru Yapıyor

15 Eylül 2017 Cuma

Merkez Sıkı Duruşla Doğru Yapıyor

Merkez Bankası dün yaptığı toplantıda faiz oranlarında bir değişikliğe gitmeyerek sıkı para politikasına devam kararı aldı. Bu kararı yorumlamadan önce para politikasının bu yılki serüvenini sizlerle birlikte hatırlayalım.

Kasım ayında yapılan ABD Başkanlık seçiminden Ocak ayına gelindiğinde, Dolar endeksi yaklaşık %7 oranında artarak (Dolar, gelişmiş ülke para birimleri karşısında değer kazanarak) 104 seviyesine ulaşırken, Dolar TL karşısında %27’lere varan bir artışla 4 TL’ye dayanmıştı. Finansal piyasalardaki bu hareketlilik, para politikası açısından zor bir yıl geçireceğimizin habercisiydi. Sonrasında Merkez Bankasının bir dizi kararları geldi.

            Merkez Bankası;
            Ocak ayında zorunlu karşılıkları düşürerek piyasalara 1,5 milyar dolar ilave likidite sundu.
Bankaların gün içinde borç alabilme limitini azaltarak, bankaların likidite ihtiyaçlarını saat 16:00’dan sonra Geç Likidite Penceresinden (GLP) karşılamaya başladı.
Döviz depo piyasasının açılmasına karar verdi.
Reeskont kredilerinin kredi vadesinde ödenmesi kaydıyla geri ödemelerinin TL olarak da yapılabilmesine imkân tanıdı.
En önemlisi de, faiz oranlarında büyük miktarda artışlar gerçekleştirdi.

Aşağıda yer alan grafikte yılbaşından bu yana Merkez Bankasının faiz oranları yer almaktadır. Faiz oranlarının %8’li seviyelerden %12’lere çıktığı görülmektedir. Bu grafikte dikkate almamız gereken faiz oranı Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetidir (AOFM). Aslında Merkez Bankasının temel faiz oranı, politika faizi olarak bilinen 1 haftalık repo ihalesine uygulanan faiz oranıdır. Yılbaşında Merkez Bankası haftalık repo ihalesiyle piyasayı %8 ile fonlamaktaydı. Ancak muhtemelen bankaların Geç Likidite Penceresine yönelerek TL’nin maliyetinin artacağı, bunun da döviz kurlarındaki yükselişi sınırlayacağı düşüncesiyle, Ocak ayının 12’sinden bu yana Merkez Bankası 1 haftalık repo ihalesi açmamaktadır. Yani piyasaya %8 faiz ile fon sunmamaktadır. Hani internetten bir kitap vb. bir şey almak istersiniz, ürün gözünüze ilişir, fiyatı da uygundur ancak alışveriş yapmak istediğinizde ürünün satışta olmadığı dair uyarı alırsınız ya, onun gibi… Ürün satışa tekrardan sunulduğunda fiyatının ne olacağı ise henüz bilinmiyordur.


2017 yılı ile birlikte en çok önem arz eden faiz oranı GLP faizi oldu. Çünkü Merkez Bankası bankalara kullandırdığı fonun neredeyse tamamını GLP’den kullandırmaya başladı. Aşağıda yer alan grafikte de Merkez Bankasının çeşitli kanallardan bankalara kullandırmış olduğu fon miktarı yer almakta. Görüleceği üzere GLP’den yapılan fonlamanın ağırlığı aylardır %90’nın üzerinde.  Hal böyle olduğu için AOFM GLP faizine yakın olmakta. Bu nedenle hâlihazırda %12,25 olan GLP faizi önem arz etmekte.


Merkez Bankasının en yüksek faiz oranına sahip olan GLP uygulamasını, politika faizinin yerine koyması oldukça tartışıldı. Pek olağan görülmeyen bu uygulama, uzun süre uygulanarak adeta olağan hale gelmiş oldu. Şimdi ise bu uygulamanın devam edip etmemesinden ziyade, piyasa koşullarının normalleştiği kabul edilip politika faizine dönüldüğünde, hangi faiz ile yola devam edileceği merak konusu. Şayet GLP uygulaması sonlandırıldığında hâlihazırda %8 olan politika faizi ile devam edilecekse, GLP uygulamasının uzun süre devam edeceğini belirtebiliriz. Çünkü kısa vadede Merkez Bankasının faizi %8’e çekme gibi bir imkânı maalesef bulunmamaktadır. Yüksek enflasyon oranları buna fırsat vermemektedir.

Uzun süren GLP uygulamasının yan etkileri tezlere konu olabilir. Hâlbuki Trump faktörü ve Fed’in faiz artışlarında yaşadığı tereddütler ile değer kaybeden Dolar, fırsat olarak görülüp politika faizine dönülebilirdi. Bazı gelişmekte olan ülkeler bu süreçte faiz azaltmayı başarabildiler mesela. Anlatılmaya çalışılan sebeple uzun süren GLP uygulamasının ekonomi üzerinde olumsuz yan etkilerinin olacağını, dolayısıyla politika faizine dönülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Olağanüstü koşullar dikkate alınarak başlanılan bu uygulamada ısrarcı davranmak, piyasalara Türkiye’de olağanüstü koşullar devam ediyor mesajı verebilir, bu da sizin ileride faiz azaltma imkânlarınızı azaltır. Uzun süre antibiyotik kullanmak nasıl bünyeyi olumsuz etkiler ve sonraki rahatsızlığınızda daha güçlü antibiyotik almak zorunda bırakır sizi, işte onun gibi…

Şu an Merkez Bankasının yapması gereken, koşullar sağlandığında politika faizine dönüleceği ve politika faizinin hâlihazırda tabelada görülen %8 ile değil, o günkü koşullara uygun olarak belirleneceğini ifade etmektir. Piyasanın cevabını beklediği soru budur. Bu hali ile GLP sonlandırıldığında %8’lik politika faizine dönülme ihtimali, piyasalarda tedirginlik oluşturmaktadır. Bu merakın giderilmesi aslında Merkez Bankasının kendi elini de rahatlatır.   

Merkez bankalarının piyasa ile kurdukları iletişim, belki de alınan kararlar kadar önemlidir. Fed son zamanlardaki uygulamaları ile derslerde okutulabilecek bir iletişim politikası izlemektedir. Alacağı kararlara piyasaları hazırlamakta, sürpriz bir karara imza atmayarak olumsuz durumların yaşanmasına fırsat vermemektedir.

Para politikasını sıkılaştıran onca önleme rağmen enflasyon cephesinde görünüm pek de iç açıcı değildir. Daha çok maliyet enflasyonundan kaynaklanan bu durum döviz kurlarıyla da yakından ilgilidir. Enflasyon tekrardan iki hanededir ve iyi ihtimalle yılsonunda tek haneye düşebilecektir. Bu denli tedbirler alınmasına rağmen, sonuç alınamamış olması oldukça üzücüdür. Enflasyon yıllardır başarılı olamadığımız bir konudur. Bu yıl uygulanan para politikasının iyi sonuç üretememesinin bir nedeni de uygulanan genişlemeci maliye politikasıdır. Ekonomik büyümeyi artırmak adına uygulanan bu politika, büyümeye katkı sunarken, enflasyonu olumsuz olarak etkilemiştir. İki temel ekonomi politikasından para politikası sıkı iken maliye politikasının genişlemeci olması, bir ayakla gaza bir ayakla da frene basmak gibidir…

Merkez Bankası dünkü toplantıda alınan kararda “Enflasyonun bulunduğu yüksek seviyeler ve çekirdek enflasyon göstergelerine ilişkin gelişmeler fiyatlama davranışlarına dair risk oluşturmaktadır.” ifadesine yer vererek sıkı para politikası duruşunu devam ettireceğini ifade etmiştir. Merkez Bankasının dolardaki değer kayıplarını dikkate alıp maliyetlerin azalabileceğine dair oldukça iyimser olabilecek bir açıklama yapmış olmaması ve faiz oranlarında indirime gitmemesi bence olumlu karşılanmalıdır. Bu durum Merkez Bankasının enflasyona dair riskleri önemli bulduğunu göstermektedir. Bundan sonra atılacak adım 26 Ekim’deki toplantıda 1 haftalık repo ihalelerine, AOFM’ne yakın bir faiz oranı ile başlamak olmalıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme