16 Mart 2017 Perşembe

Türkiye Bankalarının Likidite Riski

Likidite riski bankaların vadesi gelen yükümlülüklerini yerine getirememe ihtimalidir. Yenilenemeyen ve vadesi dolan bir borcun ödenememesi, mevduat sahiplerinin paralarını çekmek istemeleri halinde bu talebe cevap verilememesi bu duruma örnek olarak verilebilir. Bankalar nakit ihtiyaçlarını ilk olarak kasalarında bulunan para ile başka bir deyişle nakit değerleri ile karşılarlar. Sonrasında bankalar, başka bankalarda bulunan alacaklarını kullanılabilirler. Aynı zamanda bankalar kısa vadeli yatırım amacıyla satın almış oldukları menkul kıymetleri elden çıkararak nakit ihtiyaçları giderebilirler.
Bankaların en önemli fon kaynağı mevduattır. Türkiye’de bankaların fon kaynaklarının %55,17’si mevduattan oluşmaktadır. Mevduat ise vadeli ve vadesiz mevduat olarak ikiye ayrılmaktadır. Vadesiz mevduat hesaplarında bulunan paralar her zaman sahipleri tarafından çekilebilir. Hatta vadeli mevduat hesaplarında bulunan paralar da sahipleri tarafından talep edilebilir. Bu durumda da bankalar genelde faiz gelirini hariç tutarak sadece anaparaları tasarruf sahiplerine vermektedirler.
Aşağıdaki tabloda yer alan bilgileri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerinden derledim. Çalışmaya;
1)      Faiz esası ile mevduat toplayan Ticari Bankaları,
2)      Kar payı esasıyla mevduat toplayan Katılım Bankalarını analize dâhil ettim.
3)      Mevduat toplama yetkisi olmayan Kalkınma ve Yatırım Bankalarını hariç tuttum.

Aktifler
(Bankaların yatırımları, sahip olunan varlıklar)
Pasifler
(Bankaların Fon Kaynakları)
Nakit Değerler
%0,93
Toplam Mevduat
%55,17


Vadesiz
%10,88


Vadeli
%44,29
Diğer Aktifler
%99,07
Diğer Pasifler
%44,83
Toplam Aktifler
%100
Toplam Pasifler
%100
 
Basit bir şekilde anlatabilmek için tabloda sadece mevduat ve nakit değerlere yer verdim. Açıklanan son veri olan 2017 yılı Ocak ayına ait verileri kullandım. Buna göre bankacılık sektörünün fon kaynaklarının %10,88’i vadesiz, %44,29’u da vadeli olmak üzere %55,17’si mevduattan oluşmaktadır. Diğer taraftan bankaların sahip olduğu varlıkların sadece %0,93’ü nakit değerlerden oluşmaktadır. Tasarruf sahipleri vadesiz mevduat hesabında bulunan paraları çekmek isterlerse bankalar bu talebin sadece %8,55’ini karşılayabileceklerdir! Bu durum ilk etapta tuhaf gelebilir. Peki bu durum hep böyle miydi?
Aşağıda yer alan grafikte 2002 yılı Aralık ayından 2017 yılı Ocak ayına kadar olan dönemde bankaların Nakit Değerlerinin Toplam Aktiflere oranı bulunmaktadır. Bu süreçte nakit değerlerin aktiflere oranı en düşük %0,62 ile 2007 yılı Mayıs ayında, en yüksek %1,22 ile de 2011 yılı Ağustos ayında gerçekleşmiştir. Aynı zamanda bankacılık sektörü bu süreçte bir likidite krizi yaşamamıştır. Dolayısıyla son veri olan 2017 Ocak ayındaki %0,93’lük oran size çok az gelmemelidir. Bankalar bu oranlarla faaliyetlerine sorunsuz bir şekilde devam edebilmektedir.   


Hala bankaların topladığı vadesiz mevduat kadar nakit değer tutması gerektiğini düşünüyor olabilirsiniz. Ancak durum “Goldsmith”lerden bu yana düşündüğünüz gibi değildir. Bugüne nasıl gelindiğini kısaca aktarayım.
İngiltere kralının 1640 yılında tüccarların altınlarına el koymasından sonra devlete olan güven azalmış ve tüccarlar altınlarını Goldsmith olarak anılan tüccarlara sertifika karşılığında teslim etmişlerdir. Sonraları çalınma, kaybolma gibi risklere karşı da insanlar altınlarını Golsmithlere sertifika karşılığında devretmeye başlamışlardır. İhtiyaç duyulduğunda Golsmithlere sertifikalar teslim edilerek altınlar tekrardan alınabiliyormuş. Bir süre sonra bu işlemlerin yaygınlaşmasının sonucunda insanlar Goldsmitlerden altınlarını alma ihtiyacı duymadan, onlar tarafından verilen sertifikaları alışverişlerinde kullanmaya başlamışlardır. Bu sertifikalar günümüzdeki kağıt paranın (banknot) ilk örneklerinden biri olarak düşünülebilir.
Bu süreçte Goldsmithler insanların altınlarını almaya gelmediklerini, gelseler dahi onlardan çok daha fazla miktarda altının getirildiğini tecrübe etmişlerdir. Günümüzde de durum böyledir. Bankalardaki vadesiz mevduatlar sürekli olarak artmaktadır. Sonrada kendilerinde bulunan altınları başkalarına kredi olarak kullandırmaya başlamışlardır. Goldsmithler günümüz bankalarından farklı olarak hem altın yatıranlardan hem de altını kredi olarak kullananlardan para kazanmışlardır. Yani Goldsmithler kendilerine vadesiz olarak yatırılan altınların tamamını kasalarında tutmamışlardır. Günümüzde de bankalar kendilerine vadesiz olarak yatırılan paraların tamamını kasalarında tutmamaktadırlar.
Ancak savaş, doğal afetler gibi durumlarda, insanlar Goldsmithler tarafından verilen sertifikaya güvenmemiş ve Goldsmithlerden altınlarını talep etmişlerdir. Goldsmithler ise altınların bir kısmını kredi olarak başkalarına kullandırdıkları için bu talepleri karşılayamayarak iflas etmişlerdir.
İnsanların panik halinde bankalardan paralarını talep etmeleri halinde günümüzde de bankalar iflas edebilir. Dolayısıyla bankacılık sektöründe güven büyük önem arz etmektedir. Güven kaybının telafisi çok maliyetli olabilmektedir. 1994 yılında 5 Nisan Kararları olarak bilinen kararlarla bankacılık sektörüne duyulan güveni artırmak için mevduata %100 devlet güvencesi getirilmiştir. Sonrası malum. Kasım 2000 ve Cumhuriyet tarihimizin en büyük krizi olarak bilinen Şubat 2001 krizi ile 20’den fazla banka batmış böylece bankacılık sektörünün üçte biri çökmüş ve devlet %100 güvence verdiği mevduat hesaplarındaki paraların tamamını ödemek durumunda kalmıştır…

Son yazdıklarımdan Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizlerinin sadece likidite riskinden kaynaklandığı anlaşılmasın. Bu krizler 1990’lı yıllarda biriktirdiğimiz ekonomik problemlerin, sürekli ötelediğimiz yapısal reformların bir sonucudur. Ancak Kasım 2000’de bankalar arası piyasada faizlerin %7.500’ü (yüzde yedi bin beş yüz!) aşmış olması, bankacılık sektörünün likidite krizine verilebilecek maalesef güzel bir örnek olmuştur.

6 yorum:

  1. Devlet bugün mevduatın ne kadarına garanti veriyor ?

    YanıtlaSil
  2. Hocam, "Tasarruf sahipleri vadesiz mevduat hesabında bulunan paraları çekmek isterlerse bankalar bu talebin sadece %8,55’ini karşılayabileceklerdir!" cümlesindeki %8,55'i nasıl hesapladınız, hazır veri mi yoksa?

    YanıtlaSil
  3. zorunlu karşılıklar 8,55 e eklenecek mi yoksa dahil mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zorunlu karşılıklar nakit değerlerin içinde yer almıyor.

      Sil