google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Finansal Göz: Fon Alışverişinden Önce Ne Yapılabilir?

23 Temmuz 2017 Pazar

Fon Alışverişinden Önce Ne Yapılabilir?

Finansal piyasalar fon fazlalığı olanlar ile fona ihtiyaç duyanları bir araya getirir. Böylece karşılıklı ihtiyaçlar giderilmiş olur. Fon açığı olan fona ulaşmanın karşılığında bir bedel ödemeye razıdır. Fon fazlalığı olan ise belirli bir getiri karşılığında tasarrufunu başkasına kullandırmaya. Karşılıklı bu alışveriş temelde iki tür ilişki doğurur.

1.      Borçlanma: Fona ihtiyacı olan fon fazlası olandan borçlanır. Bu ilişkide paranın kullanıp hakkını devralan kişi, vade geldiğinde anaparanın üzerine paranın kirası olarak faiz ödemesinde bulunur.

2.      Ortaklık: Bu durumda tasarruf sahibi parasını ilgili firmaya ortak olma karşılığında kullandırmaktadır.

Peki fona ihtiyaç duyanlar söz konusu yollara başvurmadan önce neler yapabilirler?
           
1.      Firmalar çeşitli amaçlar ile kasasında ve banka hesaplarında bir miktar para bulundururlar. Fona ihtiyaç duyulduğunda kasa ve banka hesapları kullanılarak fon ihtiyacı giderilebilir. Böylece firmanın kasa ve banka hesabında bir azalma meydana gelir. Fon ihtiyacı bu şekilde karşılandığında nakit rezervlerinin azalır ve firmanın riski artar.

2.      Firmalar gelir sağlamak amacıyla devletin ya da başka işletmelerin ihraç etmiş olduğu menkul kıymetlere de yatırım yaparlar. Örneğin devlet tahvili veya şirket tahvili satın alır karşılığında faiz geliri elde ederler, hisse senedi satın alıp sermaye kazancı ve kar payı elde edebilirler. Fona ihtiyaç duyan firmalar daha önce satın aldığı menkul kıymetleri satarak fon ihtiyaçlarını giderebilirler. 1990’lı yıllarda devlet tahvillerinin faiz oranları ve hisse senedi getirileri çok yüksek olduğu için firmaların ana faaliyeti olarak göremeyeceğimiz menkul kıymet yatırımlarından önemli kazançlar sağladıklarını söyleyebiliriz. 2000’li yıllarda kamunun azalan borçlanma ihtiyacı ve düşen faiz oranlarıyla birlikte firmaların menkul kıymet yatırımlarından elde ettiği kazançların azaldığı da yine belirtilebilir.
Firmalar daha önce ihraç etmiş oldukları kendi hisse senetlerini de alıp satabilirler. Hisse senedi fiyatının değerinin altında olduğunu düşündüklerinde satın alır aksi durumda da satarak kazanç sağlamaya çalışırlar. Firmalar fon ihtiyacını karşılamak için geçici yatırım amacıyla satın almış oldukları kendi hisse senetlerini de satabilirler.

3.      Fona ihtiyaç duyan firmalar sabit varlıklarını satarak küçülme yoluna gidebilirler. Böylece fon ihtiyacı karşılanmış olur. Ancak bu seçecek önemli riskleri de beraberinde getirir. Sabit varlıkların satışı firmanın üretim kapasitesini azaltarak ilerleyen dönemlerde firmanın varlığını tehdit eder hale gelebilir. Dolayısıyla bu seçeneğe başvurulacağı zaman satılacak varlıkların üretim kapasitesine olan etkisi iyi değerlendirilmelidir. Bu risk alınmak istenmiyorsa da leasing yolu ile sabit varlıklar satılıp tekrar kiralanabilir. Böylece hem fona ulaşılmış hem de üretim kapasitesi azalmamış olur.  

Bu yollar ile fon ihtiyacının tamamını karşılayamayan firmalar bono, tahvil, hisse senedi gibi menkul kıymetler ihraç ederek veya başta bankalar olmak üzere finansal kuruluşlardan kredi kullanarak fon ihtiyaçlarını giderirler.

Firmalar sürekli fona ihtiyaç duymazlar. Dönem dönem fon fazlalıkları da söz konusu olur. Bu durumda da yukarıda maddeler halinde anlatılanların tam tersi yapılarak fon fazlalıkları değerlendirilir. Yani;

1.      Kasa ve banka hesaplarında tutulan para miktarı artırılabilir. Bu durum firmanın likiditesinin artması anlamına gelir ve firmaya bir takım avantajlar sağlar.

2.      Menkul kıymet yatırımlarını artırabilirler. Yine vadeli satış koşullarını esneterek alacaklara ve stoklara yatırım yapabilirler.  

3.      Daha önce karlılıklarını görece düşük buldukları için gerçekleştirmedikleri projelere yatırım yapılabilir. Böylece firmalar sabit yatırımlarını artırmış olurlar.

Finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesi ve fon fazlası olanlar ile fona ihtiyacı olanların uygun koşullarda alışverişlerini gerçekleştirmeleri hem firmalar hem de ekonominin tamamı için önem arz etmektedir. 

1 yorum:

  1. İşletme yoneticileri icin cok kiymetli bilgiler veriyorsunuz 90 li yillarda firmalarin fon fazlalarini devlete borc vermelerine yaptiginiz vurgu ekonomide nereden nereye gelindigi hakkinda fikir veriyor ancak 1994 ve 2001 krizlerinde isletme yonetimi tam bir kabus olmuştu hava guzelken geminin yonetimi sorun olmaz mesele firtina ciktiginda limana nasil geleceginizdir bu krizlerin sebeb ve sonuclari isletme yoneticileri icin aydinlatici olacaktir

    YanıtlayınSil