google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Finansal Göz: Firmalar Fona Hangi Nedenlerle İhtiyaç Duyar?

20 Temmuz 2017 Perşembe

Firmalar Fona Hangi Nedenlerle İhtiyaç Duyar?

Önceki yazımda finansal piyasalarda tasarrufların fon açığı olanlara nasıl yönlendirildiğini ele almıştım. Bu yazımda da firmaların fona neden ihtiyaç duyduklarını ele alacağım. Söz konusu nedenler 3 başlık altında toplanabilir.
           
-          Yatırımlarını finanse etmek için

Firmalar rekabet ortamında ayakta kalabilmek veya daha iyi seviyelere ulaşmak için yeni projeler ile büyümek isteyebilirler. Bu durumda mevcut fonları yeterli gelmezse, finansal piyasalardan fon talebinde bulunurlar.

-          Sermaye yapısını değiştirmek için

Sermaye yapısı firmaların fon kaynaklarını temsil eder. Firmaların fon kaynakları da temelde ikiye ayrılır; Borç ve Özkaynak. Firmalarda borç ve özkaynak dengesi önemlidir. Yeni kurulmuş firmalarda özkaynak ağırlıklıdır. Özkaynağın ağırlıklı olduğu finansman şeklinde finansman maliyeti genellikle yüksektir ve borcun kaldıraç etkisinden yararlanamama gibi bir dezavantaja sahiptir.

Borcun ağırlığının fazla olduğu bir finansman şeklinde ise firmanın riski yüksektir. Karşılaşılabilecek zorlu bir ekonomik ortamda firma borcunu çevirmekte zorlanabilir hatta firmanın iflası dahi gündeme gelebilir. Bu sebeplerden dolayı yöneticiler borç ve özkaynak dengesine önem verirler. Örneğin firma yüksek karlılığa ulaşmış, elde edilen karın bir kısmı ortaklara dağıtılmış bir kısmı için ise otofinansmana gidilmiş yani kar özkaynağa eklenerek özkaynak artmış olsun. Böylece firmanın finansmanında özkaynağın payı artmış demektir. Dolayısıyla yöneticiler ilave borçlanma yapma imkânına kavuştuğunu düşünerek yeni projelere girişebilirler. Böylece firma büyürken hem özkaynak hem de borç arttığı için finansman yapısı değişmemiş olur. Tersi bir durumda söz konusu olabilir. Örneğin firmalar aşırı borçlanma sonucunda veya bazı borçların ödenememesiyle veya zarar edip özkaynağın azalmasıyla finansman yapısında borcun oranı artarak, firmanın riskini artırmıştır. Bu durumda borcu azaltma imkânı sınırlı olan firmalar özkaynağı artırarak finansman yapısından kaynaklı riski azaltmak isteyebilirler. Bu durumda özkaynağı artırmak gerekir. Özkaynak gerek eski ortakları sermaye artışına davetle, gerekse firmaya yeni ortak kazandırmak yoluyla gerçekleştirilebilir. Gerçi böyle bir durumda firmaya yeni ortak bulmak zor olabilir ve genellikle eski ortaklara başvurularak sermaye artışı gerçekleştirilir.

-          Çalışma (işletme) sermayesi gereksinimi için

Firmaların sahip oldukları nakit, kısa vadeli kazanç sağlama amacıyla satın alınmış olan devletin veya başka firmaların ihraç etmiş olduğu menkul kıymetler, bir yıl içinde nakde dönüşebilecek olan alacaklar ve stoklar çalışma sermayesini oluşturur. Firmalar çalışma sermayesi ile günlük faaliyetlerini devam ettirir ve vadesi gelen borçlarını öder. Çalışma sermayenin yönetiminde yapılan hatalar, örneğin vadesi gelen bir borcun ödenememesi ilave faiz giderlerine yol açabilir hatta kartopu misali durum altından kalkılamaz bir hal de alabilir. Firmaların önemli bir kısmı zarar ettikleri için değil bu riskleri iyi yönetemedikleri için iflas eder.

Çalışma sermayesine gereğinden fazla yatırım yapmak, fazla nakit veya menkul kıymet bulundurmak alacak ve stokların düzeyini artırmak fırsat maliyeti oluşturarak, firmanın karlılığını olumsuz şekilde etkiler. Yani fonları karlılığı daha yüksek olan alanlara yönlendirmek yerine nakit veya banka hesabında tutmak elde edilebilecek olan kazançtan vazgeçmek demektir. Şüphesiz bu durum karlılığı olumsuz etkiler. Ancak sunmuş olduğu rahatlık firmaya başka avantajlar sağlayabilir. Örneğin 800 milyar Doları aşan dünyanın en yüksek piyasa değerine sahip olan Apple firması, yüksek nakit değerleri ile ön plana çıkmaktadır. Böyle bir durumdan firma karlılığı bir miktar olumsuz etkilenebilir ancak bu durumun firmaya sunmuş olduğu rahatlık nedeniyle hisse senedi fiyatları artabilmekte ve söz konusu dezavantajı fazlasıyla ortadan kaldırabilmektedir. Yapılan çalışmalar Türkiye'de faaliyet gösteren büyük firmaların da teorik olarak bulundurulması gerekenden daha fazla nakit değer bulundurduğunu göstermektedir.

Çalışma sermayesine gereğinde az yatırım yapılması halinde ise bu durumdan karlılık bir miktar olumlu etkilenebilir. Ancak firmanın riski de artmış demektir. Firma yöneticileri çalışma sermayesinin düzeyini sürekli olarak kontrol ederler. Burada firmanın kısa vadeli borçları ile bir karşılaştırma da sürekli yapılır. Çünkü vadesi genel borçların aksatılmaması firma için çok önemlidir.

Firma yöneticileri buradaki riski yönetirken kısa vadeli borçları uzun vadeye çevirmeye veya kısa vadeli borçların borçlar içindeki oranını azaltmaya çalışabilirler. Ancak özellikle gelişmekte olan ülkelerde uzun vadeli fona ulaşmanın zor olduğu firmaların genellikle bir yıla kadar olan vadelerde borçlanabildiğini de göz önünde bulundurmak gerekir. Yine alacak ve stoklara gereğinden fazla yatırım yapılmış ise onlar eritilerek elde edilen fonlar ilave yatırımlara veya borç düzeyinin azaltılmasında kullanılabilir. 
Görüleceği üzere firmalar çeşitli amaçlarla fona ihtiyaç duyarlar. Finansal piyasaların istikrarı fonlara uygun koşullarda ulaşabilmeyi beraberinde getirir. Böylece firmaların kendilerine dolayısıyla da ekonomiye katkıları daha büyük olur.

1 yorum:

  1. Bir firma yonetici olarak bir tecrubemi paylaşayım 1997 işler cok hizliyken kirada bulunan atolyelerimi bir cati altinda toplamamin iyi olacagini düşündum ortaklarimin onayini aldim 8 ayda yeni atolye binasini yapip tasindik ancak firmanin oz kaynaklari buyuk bir kismi bina yatirimina gitti 1999 iki deprem oldu islerimiz cakildi derken birde hukumet degiskigi olmus ve 1998 ekonomi son aylarda daralmaya baslamisti sonra imf ile anlasma yapilinca dengelerin degistigini gormeye basladik ardindan 2000 kasim ve 2001 subat krizleri yasandi faizler aldi basini gitti ozsermayede bina olmustu ve satilamiyordu 2005 yilina kadar bir hayli zorluk yasandi

    YanıtlaSil