google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Finansal Göz

11 Kasım 2018 Pazar

Mevduata Uygulanan En Yüksek Faiz

Bankaların en önemli kaynağı mevduattır. Diğer taraftan tasarrufların önemli bir kısmı da mevduat hesaplarında değerlendirilir. Vadeli mevduat hesaplarından en azından ilgili dönemde gerçekleşecek olan enflasyon kadar faiz getirmesi beklenir. Şayet enflasyon oranının altında bir faiz söz konusu olursa, yatırımcının satın alma gücü azalır ve tasarrufunu alternatif alanlarda değerlendirmeye çalışır ki son yıllarda ülkemizde olan da budur. Çoğu mevduat hesabı enflasyonun altında getiri sunmaktadır. Dolayısıyla tasarruf sahipleri döviz tevdiat hesaplarını daha çok tercih etmeye başlamışlardır. Böylece 2010 yılında %30’a kadar gerileyen döviz hesaplarının mevduat içindeki oranı, 2018 yılı itibariyle %50’yi aşmıştır.

Bu yazıda mevduata uygulanan en yüksek faiz oranlarını bulacaksınız. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası mevduata uygulanan en yüksek faiz oranını aylık olarak sunmaktadır. Aşağıda yer alan grafikte 1 aya kadar vade ile açılan mevduat hesaplarının en yüksek faiz oranları yer almaktadır. Bu oran Eylül 2018 itibariyle %33 olarak gerçekleşmiştir. Bankalar farklı tutar, vade ve müşterileri için farklı oranlar uygulamaktadır. Eylül ayında %33 ile mevduat hesabı açılmıştır. Ancak Merkez Bankası, banka veya şube bilgisi vermediği gibi, bu orandan kaç kişinin yararlandığı ya da kaç Türk Lirası’nın bu orandan faizlendirildiği bilgisine de yer vermemektedir. Bu oran sadece o ay kullanılan en yüksek faiz oranı olarak sunulmaktadır. %33 gibi oldukça yüksek bir orandan mevduat toplayan bankaların nasıl kredi kullandıracağı ve kâr edeceği sorusu akla gelebilir. Ancak bankaların mevduata ödedikleri ortalama faiz çok daha düşüktür. Örneğin bu oran Eylül 2018’de %21,21’dir. Şüphesiz bu oran da yüksektir ancak %33’ün oldukça altındadır da. Ortalama bu olduğuna göre bu oranın altında açılan mevduat hesapları da bulunmaktadır. Farklı banka, şube, müşteri ve tutar için vadeli mevduat hesaplarına ödenen faizin bu denli farklılaşmasını şüphesiz çok sağlıklı değildir. Ancak günümüz koşulları da, pek olağan değildir.


Merkez Bankası bu alanda 2011 yılının son ayından itibaren veri sunmaktadır. Grafikten de görüleceği üzere genelde %15 seviyelerinde seyreden 1 aya kadar vadeli mevduatın en yüksek faizi 2018 yılı itibariyle ciddi artışlar göstererek %33’e ulaşmıştır. Aşağıda yer alan grafikte de 3 aya kadar vadeli mevduatın en yüksek faizi yer almaktadır. Bu vadedeki en yüksek mevduat faizi Eylül 2018’de %32,5 olarak gerçekleşmiştir. Vadeli mevduat hesaplarında en çok tercih edilen vade bu olmaktadır.

    
Aşağıda yer alan grafikte de 6 aya kadar vade ile açılan mevduat hesaplarının en yüksek faizi bulunmaktadır. Burada da en son oran %32,5’tir.  


Sonraki grafik 1 yıla kadar vade ile açılan mevduat hesaplarının en yüksek faiz oranını göstermektedir. Buradaki en son oran %32’dir.


En son grafiğimiz ise 1 yıldan daha uzun vadeye sahip olan mevduat hesaplarının en yüksek faizini göstermektedir. Uzun vadeli mevduatın en yüksek faiz oranı Eylül 2018’de %33 olarak gerçekleşmiştir.   


2018 yılında mevduata ödenen en yüksek faiz oranının önemli ölçüde arttığı ve bu artışın tüm vadelerde gerçekleştiği görülmektedir. Artışların tüm vadelerde görülmesinden dolayı faizlerin düşmekte direnç göstereceği belirtilebilir. Faizlerin düşmesi için enflasyonun düşmesi gerekmektedir. Bunun için de sıkı para politikasının maliye politikası ile desteklenmesi lazımdır. Ekonominin büyüme hızının yavaşladığı ve negatif büyüme oranlarının beklendiği bir ortamda para ve maliye politikasının uyum göstermesi ise daha zor görünmektedir. 

5 Kasım 2018 Pazartesi

Türkiye’de Enflasyon

Ülkemiz için enflasyon problemi farklı bir görünüm arz etmeye başladı. Uzun yıllar %5 olarak belirlenen yıl sonu hedefine hiç ulaşamamıştık. Ancak artık enflasyon farklı bir patikaya oturdu. Geçtiğimiz yıllarda enflasyon oranı için çift hane ifadesi ürkütücü gelirdi. Şimdi ise çok daha yüksekleri konuşuyoruz. 2018 Ekim ayı enflasyonu %25’in üzerinde geldi. Bu sert yükselişi özellikle kamunun attığı adımlar sayesinde, hızlı bir düşüş takip etti. Kasım ayında enflasyon %21,62'ye geriledi. Aşağıdaki grafikte ilgili yılların Kasım aylarının etiketi bulunuyor. Geçtiğimiz yıl bu oran %12,98’di. Enflasyon oranımız gelişmiş ülke enflasyon oranlarından kat be kat yüksek olduğu gibi kendi grubumuzda yer alan ülkelerin enflasyon oranlarından da oldukça yüksek. Bu enflasyon oranı ile dünya üzerinde enflasyon oranı hesaplanan bütün ülkeler içerisinde ilk ona giriyoruz…


Enflasyon oranının yüksek olmasının yanında son aylarda en kötünün bir türlü geride kalmaması da belirsizliği artırıyor. Her seferinde bazı ekonomistler en kötünün geride kaldığını belirtiyor ancak şimdiye kadar buna şahit olamadık. Önceki yazımda belirttiğim üzere, bu durum bankacılık sektörüne de olumsuz etkide bulunuyor, örneğin mevduatın vadesini kısaltıyor. Böylece bankaların vade uyumsuzluğu problemini olumsuz etkiliyor.

Enflasyon neden bu noktalara geldi. Birçok ekonomistin de belirttiği üzere son yıllarda para ve maliye politikasının uyumlu olmaması bu durumun en büyük nedeni. Önümüzde yine bir seçimin olması bu konuda yatırımcıların tereddütlerini artırıyor. Böylece piyasalarda yüksek sesle en kötünün geride kaldığı ifade edilemiyor. En kötünün geride kaldığı genel kabul görmeyince de fiyatlama davranışları ve faiz oranları bu durumdan daha da olumsuz etkilenebiliyor. 

Mal ve hizmet fiyatlarındaki sürekli artış olarak tanımlanan enflasyon satın alma gücünü azaltıyor, toplumda gelir dağılımı adaletini olumsuz etkiliyor. Enflasyon oranının %20'nin üzerinde seyrederken maaşınız veya geliriniz bu oranın üzerinde artmıyor ise satın alma gücünüz azalıyor yani fakirleşiyorsunuz demektir.

Grafikte yer alan tüm oranları görmek isteyenler, TUİK’den sağlanan tabloyu aşağıda bulabilirler.

4 Kasım 2018 Pazar

Mevduatın Vadesi Neden Azalıyor?

Bu sorunun cevabını vermeye çalışmadan önce adım adım konuyu anlamaya çalışalım. İlk önce bankalar için mevduatın vadesinin neden önem arz ettiğini değerlendirelim ve mevduatın vade dağılımına bakalım. Sonra mevduatın vadesinin azalıp azalmadığını kontrol edelim. Başlıktan da anlaşılacağı üzere mevduatın vadesinin azaldığını görelim. Sonra da bu duruma hangi faktörlerin neden olduğunu değerlendirmeye çalışalım. 

Bankalar mevduat toplar, kredi verir. Ancak mevduatın vadesi kısa, kredilerin uzundur. Buna vade uyumsuzluğu denir. Yani kullandırılan kredilerden yıllar itibariyle sabit bir oranda faiz geliri elde edilir. Diğer taraftan mevduatın faizi daha sık güncellenir. Örneğin bankalar %35 faiz ile kullandırdığı bir krediden iki yıl boyunca bu orandan faiz geliri elde ederken, %28 ile topladığı mevduatın vadesi 30 gündür. Bu açıdan bakıldığında, faiz oranlarındaki yükseliş bankaların aleyhlerine, düşüş de lehlerinedir. Buna faiz oranı riski adı verilir.

Aşağıda yer alan grafikte BDDK’nın veri seti kullanılarak hazırlanan mevduatın vade dağılımı yer almaktadır. Bankalarda kırık vade ile vadeli mevduat hesabı açılabilse de, BDDK mevduatı; vadesiz, 1 aya kadar, 1-3 ay, 3-6 ay, 6-12 ay ve 1 yıl üzeri olarak sınıflandırmaktadır. Buna göre bankalardaki mevduatın %54’ü 1-3 ay vadeli, %22’si vadesiz, %12’si 1 aya kadar, %5’i 1 yıl üzeri, %4’ü 3-6 ay ve %3’ü de 6-12 ay vadeye sahiptir. 

      
Resmi daha net görebilmemiz için 3 aya kadar olan mevduatı kısa, 3 ay üzeri mevduatı uzun olarak sınıflandıralım. Bu durumda karşımıza aşağıda yer alan grafik çıkacaktır. Buna göre mevduatın %88’si kısa, %12’si de uzun vadelidir. Yine mevduatın yaklaşık 1,88 trilyon TL’sinin kısa, 253 milyar TL’sinin uzun vadeli olduğu belirtilebilir.  


Aşağıda yer alan grafikte de yıllar itibariyle kısa vadeli mevduatın toplam mevduat içindeki oranı yer almaktadır. Grafikte kısa vadeli mevduatın oranının yükselen bir trende sahip olduğu görülmektedir. Bu grafik üzerinde vergi oranı değişikliklerin yapıldığı dönemleri incelemek gerekmektedir. 2013’ten önce tüm vadeler için vadeli mevduat %15 stopaja tabi idi. 2 Ocak 2013 ile birlikte stopaj, 6 aya kadar vade için %15, 1 yıla kadar %12 ve 1 yıldan uzun vadeler için %10 olarak belirlendi. (Döviz tevdiat hesaplarında da benzer bir düzenleme yapılmıştı. Stopaj oranları sırasıyla %18, 15 ve %13 olarak belirlendi). Böylece uzun vadeli ve TL mevduat teşvik edilmiş oldu. Bu teşvik kısmen sonuç getirdi. Bu uygulama öncesi %87 olan kısa vadeli mevduatın toplam mevduat içindeki oranı %83’e kadar geriledi. Ancak bu azalış sürmediği gibi korunamadı da ve oran tekrardan eski seviyelere hatta daha yükseklere ulaştı. 


Benzer bir uygulama 31.08.2018 itibariyle 3 ay için devreye kondu. Buna göre TL mevduatın stopajı 6 aya kadar %5, 1 yıla kadar %3 ve 1 yıl üzeri %0 olarak belirlendi. (Döviz tevdiat hesapları için sırasıyla %20, %16 ve %13). Böylece yatırımcılar tekrardan hem uzun vadeli mevduata hem de TL hesaplara yönlendirilmiş oldu. Ancak buna rağmen Eylül 2018 itibariyle bu oran, bırakın düşmeyi artış gösterdi. Kısa vadeli mevduatın toplam mevduat içindeki oranı %87’den, %88’e çıktı. Sonraki iki ayda durum değişir mi bekleyip göreceğiz. 

Peki, neden mevduatın vadesi kısalıyor? Vergi teşviklerine rağmen insanlar neden kısa vadeyi, uzun vadeye tercih ediyorlar? Döviz tevdiat hesaplarının oranı bu uygulamalar rağmen neden artıyor? ( Mevduat ) Tasarruf sahiplerinin geleceği muhtemelen daha belirsiz gördüğü akla gelebilir. Ancak bu soruların cevabını son yıllarda uygulanan ekonomi politikasına bakarak cevap vermek gerekir. Son iki yıl, ekonomik aktivitedeki yavaşlamayı hızlandırmak için genişlemeci maliye politikası ve yeterince sıkı olmayan bir para politikası uygulandı. ( Merkez Bankası Sıkı Para Politikası Uyguluyor mu? ) Böylece %7 gibi Türkiye’nin potansiyelinin üzerinde büyüme oranları da yakalandı, işsizlik oranı bir miktar geriledi. Ancak 2018 son çeyrek itibariyle çok düşük bir büyüme hatta negatif bir oran, yani küçülme görebiliriz. Bu durum 2019 ilk çeyrekte de devam edeceğe benziyor. Yani bu politikalar ile yakalanan büyümeyi sürdüremediğimiz gibi yüksek enflasyon oranıyla da baş başa kaldık. Bu süreçte enflasyonun her yüksek gelişinde, genelde en kötü görüldü şeklinde yorumlar yapıldı ya da yapılmaya çalışıldı ancak enflasyon da en kötü bir türlü geride kalmadı. Bu durum tasarruflarını vadeli mevduatta değerlendiren mudilere negatif reel getiri olarak geri döndü. Yani tasarruf sahiplerinin satın alma gücü çoğunlukla azaldı. ( Türkiye'de Faiz, Enflasyon ve Reel Faiz Oranları )

Hal böyle olunca tasarruf sahipleri enflasyonun daha da yüksek bir değere çıkıp çıkmayacağını görmek isteyip, tasarruflarını daha kısa vadeli değerlendirmek istemiş olabilir. Enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürmeden sürdürülebilir bir büyüme yakalayamayacağımızı görmemiz gerekir. Ancak toplum genelinin bu durum hakkında bilinçli ve hazır olması gerekir. Korkarım ki bu bilinç düzeyine ulaşmadan enflasyon sorunu kalıcı olarak çözülemeyecektir. Bunun için basit bir karşılaştırma yapılabilir. Enflasyon oranı %25’e ulaştı ve yılı da bu seviyelerde tamamlayacağa benziyor. Herkes kendisine şu soruyu sorabilir. 2018 yılı başında maaşıma yüzde kaç zam aldım? Bu oran %25’nin altında ise satın alma gücünüz azalmış demektir ki, bu oranın üzerinde maaşına zam alanların çok az olduğunu tahmin etmek güç değildir. Enflasyon maaşlı çalışan ve düşük gelir grubunu yakından ilgilendirmektedir. Bu şekilde enflasyon gelir dağılımı adaletsizliğini artırmaktadır. Bizde de bu durum uç bir örnek oluşturmaya başlamıştır.

2 Kasım 2018 Cuma

Kredi Mevduat Oranı

Bankanın temel faaliyeti mevduat toplamak ve kredi vermektir. Kredilerin finansmanında mevduat kullanılır. Mevduatın vadesi kısa olsa da mevduat sahipleri, mudiler, genelde yenilenen vadeler ile uzun süre tasarruflarını bankalara emanet ederler. Mevduat dışında bankaların çeşitli finansal araçlar ile borçlanmaları da mümkündür. Ancak kredilerin temel kaynağı mevduattır. Bu sebeple kredi mevduat oranı yakından takip edilen bir göstergedir. Bu oran bankaların topladığı mevduatın yüzde kaçını krediye dönüştürmüş olduğunu bize gösterir.

Türk bankacılık sektöründe kredi mevduat oranı BDDK’nın verilerine göre 2002-2017 yılları arasında sadece kriz yılı 2009’da azalmış diğer yıllar sürekli artış göstermiştir. Kredi mevduat oranı 2012 yılı itibariyle yüzde yüzü aşmıştır. 2017 yılsonu itibariyle bu oran 123’e ulaşmış, 2018’de ise %121’e gerilemiştir. Bu oran için ideal bir değer söylemek zor olsa da, bu oranın %100’ü aşması yani banka kredilerinin toplanan mevduatı aşmış olması sürdürülebilir açısından olumsuz karşılanabilir. Bu konuda daha detaylı bilgi isteyenler Kredi Karlılık İlişkisi – Yapay Zekâ Ne Diyor? başlıklı yazımı okuyabilirler.
   
   
Bankalar Türk Lirası ile mevduat toplayıp kredi verebildikleri gibi yabancı para ile de mevduat topluyor ve firmalara yabancı para ile kredi kullandırabiliyorlar. Dolayısıyla bu oran Türk Lirası ve dövizli işlemler açısından da ele alınabilir. TL kredilerin TL mevduata olan oranına bakıldığında önceki grafikten daha yüksek değerler görmekteyiz. Bu oran 2017’de neredeyse %150’e ulaşmış 2018 eylül ayı itibariyle de %144 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu durum TL mevduat toplamanın TL kredi vermeye göre nispeten daha zor olduğunu göstermektedir.  

  
Kredi mevduat oranına yabancı para cinsinden bakıldığında daha dengeli bir görünüm söz konusudur. 2018 yılı eylül ayı itibariyle kredi mevduat oranı %99 seviyesindedir. Başka bir ifade ile bankalar topladıkları döviz mevduatı kadar dövizli kredi kullandırmışlardır.


Bankalarımızı BDDK mevduat, katılım, kalkınma ve yatırım olarak üçe ayırmaktadır. Kredi mevduat oranı faiz esası ile işlem yapan mevduat bankalarında 2018 eylül ayı itibariyle %113 seviyesindedir.


Kredi mevduat oranı kar payı esası ile işlem yapan bankalarda 2018 eylül ayı itibariyle %86 düzeyindedir. Diğer bir grupta yer alan kalkınma ve yatırım bankaları kredi kullandırmaktadır. Ancak onların mevduat toplama yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla kalkınma ve yatırım bankaları için kredi mevduat oranı hesaplanmamıştır. 


BDDK bankalarımız için bir diğer sınıflandırmayı sahiplik açısından yapmaktadır. Sahiplik açısından bankalarımız yerli özel, yabancı ve kamu olmak üzere üç başlıkta toplanmaktadır. Kredi mevduat oranı yerli özel bankalarımız için %112 düzeyindedir. 


Yabancı bankalarda kredi mevduat oranı %105 düzeyindedir. 


Kamu bankalarında ise %145 düzeyindedir. Kamu bankalarında kredi mevduat oranı belirgin şekilde daha yüksektir. 


Kredi mevduat oranının son yıllardaki yüksek seyrinde genişleyici maliye politikası ve kredi garanti fonu destekli kredilerin etkisi bulunmaktadır. Bu oranın yüksekliği ve artışı bankacılık sektörünün karına olumlu etkisi olabilirken diğer taraftan riskini de artırabilir. Zaman içerisinde kredi mevduat oranının kontrollü bir şekilde azaldığını görmek sektör için olumlu yorumlanabilir. Bunun için de mevduatın kredilerden daha hızlı artması gerekmektedir. Bu durum mevduat faizlerinin geri çekilmesini de zorlaştırmaktadır.   

1 Kasım 2018 Perşembe

Mevduat

Bu yazıda BDDK’dan sağlanan Türk Bankacılık Sektörünün mevduatlarına dair bilgiler yer almaktadır. Mevduatlar TL bazında yıllar itibariyle artış göstermiştir. 2002 yılında 138 milyar TL olan mevduatlar 2018 yılının Eylül ayında yaklaşık 2,1 trilyon TL’ye ulaşmıştır.  


Mevduat bankaların temel kaynağıdır. Aşağıda yer alan grafikte banka kaynakları içerisinde mevduatın oranı bulunmaktadır. Buna göre banka kaynakları içerisinde mevduatın oranı yıllar itibariyle azalış eğilimindedir. 2018 yılı itibariyle bu oran %51’e kadar gerilemiştir.


Aşağıda yer alan grafikte mevduat içerisinde döviz hesaplarının oranı bulunmaktadır. Bu oran dolarizasyonun en önemli göstergesidir. Genel olarak bakılırsa, bu oranın azaldığı dönemlerde ülke ekonomisinin iyi gittiği söylenebilir. Dolarizasyondaki artışın ise tam tersini işaret ettiği belirtilebilir.


2018 yılı itibariyle banka mevduatlarının %93’ü faiz esası ile işlem yapan mevduat bankalarında, %7’sinin de katılım bankalarında olduğu görülmektedir. 


Sahiplik açısından bakıldığında da, mevduatın %66’sı yerli özel ve yabancı bankalarda, %34’ünün de kamu bankalarında bulunduğu görülmektedir.  


31 Ekim 2018 Çarşamba

Krediler


Krediler bankaların temel faaliyet alanıdır. Bankaların varlıklarının önemli bir kısmı kredilerden oluşmaktadır. Aşağıda yer alan grafikte BDDK’dan elde edilen veriler ile Türk bankacılık sektörünün kredi büyüklüğü yer almaktadır. 2002 Aralık ayında 49 milyar TL düzeyinde olan kredi toplamı 2018 Eylül ayında yaklaşık 2,6 trilyon TL’ye ulaşmıştır. Yıllar itibariyle krediler TL bazında sürekli olarak artış göstermiştir. 

  
Krediler bankaların en önemli varlığıdır. Dolayısıyla bankaların toplam varlıkları (aktifleri) içerisinde kredilerin sahip olduğu pay, önemli bir gösterge olarak karşımıza çıkmaktadır. Aşağıda yer alan grafikte Türk Bankacılık Sektörünün kredilerinin toplam varlıklarına olan oranı yer almaktadır. 2002 Aralık ayında bu oran %23 seviyesindedir. 2001 krizi öncesinde bankalar yatırımlarını menkul kıymetlere özellikle de hazine bonosu ve devlet tahvillerine gerçekleştirmekteydi. Daha açık ifade ile bankalar kredi kullandırmaktan ziyade devlete borç vermeyi tercih ediyorlardı. Dolayısıyla kredilerin bankaların varlıkları içerisindeki payı düşüktü. 2001 krizi sonrası bankacılık sektörü yeniden yapılandırılmış görece düşük enflasyon ve faiz oranları bankaları zamanla temel faaliyeti olan kredi kullandırmaya yönlendirmiştir. Böylece bu oran zaman içerisinde artış göstermiş %64 seviyesine kadar ulaşmıştır. Ancak Eylül 2018 itibariyle oran %61’e gerilemiştir. Küresel krizin etkisini gösterdiği 2009 yılında da benzer bir gerileme görülmüştür.   

  
Kredilerin %87 gibi yüksek bir oranla mevduat bankaları tarafından kullandırıldığını görüyoruz. Eylül 2018 itibariyle krediler içerisinde kalkınma ve yatırım bankalarının payı %8 iken katılım bankaların payı %5 düzeyindedir.

  
Kredilere sahiplik açısından bakıldığında da, yerli özel ve yabancı bankaların %59’luk, kamu bankalarının ise %41’lik paya sahip olduğu görülmektedir.


30 Ekim 2018 Salı

Türk Bankacılık Sektörü Aktif Toplamı

Türk Bankacılık Sektörünün aktif toplamı Eylül 2018 itibariyle 4,2 trilyon TL olarak gerçekleşmiştir. BDDK’nın yayınladığı verilere göre Türk Bankacılık Sektörünün aktif toplamı aşağıda yer alan grafikten de görüleceği üzere TL bazında yıllar itibariyle sürekli artış göstermiştir. 


Aşağıda yer alan grafikte ise Türk Bankacılık Sektörünün aktif toplamı Amerikan Doları bazında yer almaktadır. Eylül 2018 itibariyle bu değer 705 milyar dolar düzeyindedir. 


Aşağıda yer alan grafikte ise Eylül 2018 itibariyle banka türlerinin aktif toplamı içerisindeki payları gösterilmektedir. Buna göre 3,7 trilyon TL ile bankacılık sektörünün aktif toplamının %89’unu mevduat bankaları oluşturmaktadır. 267 milyar TL ile kalkınma ve yatırım bankaları %6 paya sahiptir. 213 milyar TL ile katılım bankalarının payı ise %5 düzeyindedir.

  
Banka sahipliği açısından bakıldığında da yaklaşık 2,7 trilyon TL ile yerli özel ve yabancı bankalar %63’lük paya sahipken, yaklaşık 1,5 trilyon TL ile kamu bankaları %37’lik paya sahiptir.