google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-4218368915119241, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Finansal Göz: Kredi

13 Nisan 2017 Perşembe

Kredi

Gelişmekte olan ülkelerin finansal piyasalarına bankacılık sektörü hâkimdir. Türkiye’de bankacılık sektörünün finansal sistem içindeki payı %90’nın üzerindedir. Bankaların temel fonksiyonu fon fazlası olanlardan sağlanan fonu, fon açığı olanlara aktarmaktır. Bu fonksiyonun ikinci aşaması krediler yoluyla sağlanmaktadır. Kredi vermeye yetkili kuruluşların başında bankalar yer alır. Kredi kelime olarak itibar ve güven anlamına gelmektedir. Kredi deyinde akla öncelikle nakdi krediler gelmektedir. Ancak bankalar müşterilerine gayrinakdi krediler de kullandırmaktadır. Bir alışverişte satıcı alıcıya mal ya da hizmetin bedelinin ödenmesi için vade tanıdığında da kredi söz konusu olur. Ticari hayatta çok karşılaşılan bu kredi, örneğin bir toptancının perakendeci müşterisine mal sunması ancak bedelinin ödenmesi için ona vade tanıması, ticari kredi olarak adlandırılmaktadır. Kredi işleminde iki taraf bulunmaktadır. Krediyi sunan ve krediyi kullanan. Krediyi sunan alacaklı, krediyi kullanan da borçlu olmaktadır.

Bu anlatımdan sonra krediyi şu şekilde tanımlayabiliriz. Kredi kişi ya da kurumlara belirli koşullar altında geri ödenmek üzere para (nakdi kredi) veya mal sunularak (ticari kredi) satın alma gücü sağlanması, bir hizmetin yerine getirileceğine veya alınan bir malın bedelinin ödeneceğine garanti verilmesi (gayrinakdi kredi) şeklinde tanımlanabilir. Nakdi krediler banka bilançolarının aktifinde yer alan varlık kalemleridir. Bankalar nakdi kredilerden faiz veya kar payı geliri elde eder. Gayrinakdi krediler ise banka bilançosunun aktifinde yer almayıp nazım hesaplarda takip edilirler. Bankalar gayrinakdi kredilerden de komisyon geliri elde ederler.   

Krediler bankaların en önemli faaliyet alanıdır. Krediler bankaların alacağı olarak, banka bilançolarının aktifinde önemli bir yere sahiptir. Örneğin 2017 yılı Şubat ayı itibariyle Türkiye’de bankacılık sektörünün aktiflerinin %63’ünü krediler oluşturmaktadır. Tüketim veya üretimi desteklemek amacıyla, bankalarca fon açığı olan kesimlere sunulan ve banka bilançolarının aktifinde alacak olarak yer alan işlemlerin banka amaçları doğrultusunda yürütülmesi kredi yönetimi olarak adlandırılmaktadır. Kredi yönetimi başarılı bir şekilde gerçekleştirilir ise bankanın amaçlarına ulaşması daha kolay mümkün olur. Dolayısıyla bankacılıkta kredi yönetimi büyük önem arz etmektedir.

       
            Yukarıda yer alan grafikte Türkiye bankacılık sektörünün kredilerinin dağılımı yer almaktadır. 2017 yılı Şubat ayı itibariyle bankacılık sektörünün kredi toplamı 1,72 trilyon TL’ye ulaşmıştır. Kredilerin %31,8’ini İşletme Kredileri, %24,1’ini Diğer Krediler, %19,3’ünü Tüketici Kredileri, %8,6’sını Diğer Yatırım Kredileri, %5,7’sini Kredi Kartları, %5,4’ünü İhtisas Kredileri ve %5’ini de İhracat Kredileri oluşturmaktadır.


Yukarıda yer alan grafikte de yine 2017 yılı Şubat ayına ait Tüketici Kredilerinin dağılımı yer almaktadır. Türkiye bankacılık sektöründe Tüketici Kredilerinin tutarı 344 milyar TL’e ulaşmıştır. Tüketici kredilerinin %49,3’ü İhtiyaç Kredisi, %48,8’i Konut Kredisi ve %1,9’u da Taşıt Kredilerinden oluşmaktadır. Konut kredileri son yıllarda hızlı artış göstermiş ve konut kredilerinin tüketici kredileri içindeki payı yükselmiştir. Bu eğilim devam ederse ilerleyen dönemlerde konut kredileri, ihtiyaç kredilerden daha yüksek bir tutara ulaşması mümkündür. Benzer maliyete sahip olmaları ve daha hızlı işlem yapılabilmesinden ötürü, taşıt alımlarında da ihtiyaç kredisi kullanılabilmektedir. Dolayısıyla taşıt kredilerinin tüketici kredileri içindeki payı oldukça düşük kalmıştır.

            Sonraki yazımda kredilerin temel unsurlarına değineceğim. 

4 yorum:

  1. Durgunlaşan ekonomide canlandırmanın yolu sadece kredi vermek mi dir ? Oysa ki vergi indirimi. maaşlara yapılacak zamlar da ve en başta huzurlu, geleceğinden endişesi olmayan insanlar önce birikim yapacak (üretim için fon sağlayacaktır) ardından tüketecektir. Oysa ki sürekli borçlandırma yolu ile büyümek gereğinden fazla şişen balon misali patlamayacak mı dır ? ve ne zaman ? yada ülkeyi yönetenlere bu şantaj ve baskı unsuru olarak kullanılmaz mı ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Krediler artmaya devam edecek. Bankalar kredi verbilmek için mevduat faizini %15'lere kadar çıkardı. Bu duruma yükselen enflasyon oranı da neden oldu. Krediler ve vergi indirimleri ile ekonomiyi büyütmeye çalışırken yükselen faizler tüketimi frenliyor. Kırk satır mı kırk katır mı durumu ortaya çıkıyor. Burada bir tercih yapma zorunluluğumuz var. Ekonomiyi büyütme veya enflasyonu düşürme. Ben enflasyonu düşürmeden istikrarlı bir şekilde büyüyemeyeceğimizi, en azından potansiyel düzey olan %5'i yakalayamayacağımızı düşünüyorum. O yüzden öncelik enflasyona verilmeli kanaatini taşıyorum.

      Sil
  2. Yazdıklarınızı gün gün okuyorum. Çok teşekkürler.

    YanıtlayınSil