14 Nisan 2017 Cuma

Kredinin Unsurları Nelerdir?

Bankaların temel faaliyet alanı kredilerdir. Karlılığın ana unsuru olan kredilerin bir kısmı ise tahsil edilemez. Tahsil edilemeyen alacaklar 2-3 yıl gibi bir süre idari ve yasal olarak takip edilip tahsil edilmeye çalışıldıktan sonra, geriye kalan alacaklar varlık yönetim şirketlerine satılmaktadır. 2017 Mart ayında Türkiye’de faaliyet gösteren büyük ölçekli bir banka tahsil edemediği yaklaşık 110 milyon TL’lik alacağını 9 milyon TL’ye varlık yönetim şirketlerine satmıştır. Böylece söz konusu alacak tutarının sadece %8’ini tahsil etmiş olmaktadır. Türkiye’de bu oran tarihsel olarak bakıldığında %10 düzeylerindedir. Bankalar tahsil edilemeyen alacaklarını varlık yönetim şirketlerine sattıklarında takipteki alacakların toplam krediler içindeki payı azalmakta, banka bilançosu daha sağlıklı bir yapıya kavuşmaktadır. Ancak böyle bir satış sonrasında takipteki alacaklarının tahsil edilemeyen kısmını da (örneğimizde %92) bankalar zarar yazmak durumundadır. Bu durum doğal olarak banka karlılığını olumsuz yönde etkilemektedir. Söz konusu zarar bankanın özsermayesini azaltarak bankayı daha riskli hale getirmekte ve sonrasında bankanın kullandırabileceği kredilerin azalması durumunu da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla bankaların temel hedeflerinden birisi, kalitesi yüksek bir kredi portföyü oluşturmaktır.

Bankaların kalitesi yüksek bir kredi portföyüne sahip olması, uygulanan kredi politikasının başarısına bağlıdır. Bankaların kredi politikasının temelini de kredinin dört temel unsuru oluşturur.

1.      Süre (Vade) Unsuru: Kredi temini ile satın alma gücü alacaklıdan borçluya belirli bir süreliğine geçer. Yani borç bir süre sonra geri alınmak üzere verilir. Geri ödeme tek seferde yapılabileceği gibi taksitler halinde de gerçekleştirilebilir. Geleceğe dair öngörü yapmak vade uzadıkça zorlaşır. Yani kredinin vadesi uzadıkça risk de artar. Riskin daha yüksek olması krediyi kullananın maliyetinin, krediyi kullandıranın da getirisinin yüksek olması anlamına gelmektedir. Örneğin 2017 yılı Nisan ayı itibariyle Türkiye’nin büyük ölçekli bankalarından birinin sunduğu konut kredilerini inceleyelim. Söz konusu banka 60 ay vade için %0,99 faiz oranı sunarken, bu oran 120 ay için %1,08’dir. Görüldüğü üzere uzun vadede risk daha yüksektir dolayısıyla kredi kullananın maliyeti, bankanın da getirisi daha yüksek olacaktır.

2.      Güven Unsuru: Kredinin kelime anlamlarından birisi de güvendir. Kredi kullanacak kişi ya da kurumun banka nezdinde saygınlığı olmalıdır. Bankalar uzun yıllardan beri birlikte çalıştıkları müşterilerinin yeni kredi taleplerini hızlı bir şekilde ve düşük faiz oranları sunarak yerine getirebilirler. Ancak günümüzde bu tür müşterilerin toplam müşteriler içindeki oranı oldukça düşüktür. Dolayısıyla bankaların kredi taleplerini yerine getirmeden önce iyi bir istihbarat çalışması yapmaları gerekmektedir.

3.      Risk Unsuru: Bankaların kredilendirme işleminde aldıkları risk, kredi anapara ve faizinin zamanında tahsil edilememe olasılığını ifade eder. Bankalar riski azaltabilmek için teminat gösterilmesini bazı krediler için talep eder. Risk realize olursa yani borçlu ödemelerini gerçekleştirmezse, teminatlar satılarak alacak karşılanmaya çalışılır. Ancak bu durumda da teminatın nakde çevrilmesi ve teminatın değeri sorun olabilmektedir. Küresel finans krizi ile birlikte ABD’de konutların değerindeki azalmaya bağlı olarak bankaların ciddi zararlar yazabildiklerini gördük.
BDDK’dan sağladığım aşağıda yer alan grafik, 2012 yılı Ocak ayı ile 2017 Şubat ayı arasında takipteki alacakların toplam krediler içindeki oranını göstermektedir. Grafikte takipteki alacaklar oranının yükselen bir trende sahip olduğu görülmektedir. Bu durum bankacılık sektörü için doğal olarak olumsuz karşılanır. Açıklanan son oran %3,25’dir. Makalenin giriş kısmında anlatıldığı üzere varlık yönetim şirketleri bankaların takipteki alacaklarını satın almakta, böylece bankalar bu alacaklardan kurtulup takipteki alacakların toplam krediler içindeki oranını düşürebilmektedir. Varlık yönetim şirketleri her geçen yıl daha fazla tutardaki alacağı bankalardan satın almaktadır. Yani takipteki alacaklar varlık yönetim şirketlerine satılmasa bu oran çok daha yüksek olacaktır.



4.      Getiri Unsuru: Kredilendirme işleminde bankalar, maliyetlerini karşıladıktan sonra geriye makul düzeyde kar bırakacak bir getiriyi müşterilerinden talep ederler. Kredilerden bankalar faiz/kar payı ve komisyon geliri elde eder. Uygulamada bankalar kredi ile birlikte bankanın diğer ürünlerinin pazarlamasını da yaparak diğer bir ifade ile çapraz satış yaparak müşteri bazında getiriyi yükseltmeye çalışmaktadırlar. Bankanın kredilerdeki getirisi krediyi kullananın maliyeti olmaktadır. Risk ve getiri birlikte hareket eder. Bankalar kredi notu yüksek müşterilere verdikleri kredilerde daha düşük risk aldıkları için, onlara düşük faiz/kar payı oranları sunabilirler. Toplumda finansal okuryazarlık düzeyi yükseldikçe ortalama kredi notu artacak, bu durumda da bankaların risk yönetimindeki başarısı artabileceği gibi, banka hizmetlerinden faydalananların da maliyetinin azalması mümkün olacaktır.

7 yorum:

  1. Varlık yönetim şirketlerine satılan batık krediler ile birlikte alacakların toplam krediler içindeki oranını ne olurdu ? Dünya ölçeğinde olması gereken (normali) nedir ?
    Ayrıca bankaların bu batık kredileri , sadece %8 ile satmalarının amacı nedir ? Karlılık oranlarımı çok yüksek ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Varlık yönetim şirketlerinin alımlarına dönük toplu veri yok. İlerde hazırlanırsa hesaplayabiliriz. Ancak son yıllarda alımlarını artırdılar. Olmasalardı tahsil edilemeyen alacakların toplam krediler içindeki oranı %4 düzeylerinde olurdu diye düşünüyorum.
      Gelişmiş ülkelerde oran daha düşük. Ancak küresel krizle birlikte Yunanistan başta olmak üzere AB ülkelerinde bu oran çok arttı. Biz de %2-3 düzeyinde seyrediyor. Bankalar da bu oranı şimdilik taşıyabiliyor. Ancak oran artış trendinde diğer taraftan bankaların kar marjları azalıyor. Dolayısıyla ilerleyen dönemde taşımak zorlaşacak düşünüyorum.
      Bankalar tahsili edilemeyen alacaklarını 2-3 yıllık takibin sonunda varlık yönetim şirketlerine satıyorlar. Yani tahsil edilme ihtimali iyice düşmüş oluyor. Bu alacaklar varlık yönetim şirketlerine devredildiğinde bankaların kredi portföyünün kalitesi artıyor ve takip masraflarından kurtuluyorlar. Bu sebeplerle tahsili gecikmiş alacaklar ortalamada alacak tutarının %10'una satılıyor.
      Sorular için teşekkür ederim. Açıklama fırsatı oldu.

      Sil
    2. Aynı zamanda sayılan kredilerin çoğu teminatsız açık ve bireysel krediler. Sme ve diğer sektorlerde oran daha farklı.

      Sil
  2. Varlık yönetim şirketleri, bu riskli yatırımı niçin yapıyor? Bir başka şekilde ifade etmek gerekirse, nasıl bu paraları tahsil ediyorlar? Banka yasal yollardan alabilecek olsaydı alırdı zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugün bir banka %5,6 bedelle batık kredilerini bir varlık yönetim şirketine sattı. İki tarafında çeşitli avantajları var. Varlık yönetim şirketi bu alacakları çok ucuza alıp bu konudaki uzmanlığı ile kar sağlamaya çalışıyor. Banka da asli işine (kredi-mevduat) odaklanıyor. Batık kredilerinin bir kısmından kurtulduğu için aynı zamanda banka bilançosunu daha iyi bir hale getirmiş oluyor.

      Sil
  3. Batik kredileri alanlar hukuk dışı yontemlere başvuruyorlarmi mesela ikrah gabin yada hile gibi

    YanıtlaSil