28 Şubat 2018 Çarşamba

Sıcak Para

Sıcak para ekonomi gündemimize zaman zaman girmekte ve ilgi çeken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Sıcak para nedir? Sıcak para bir ülkeye niçin gelir? Sıcak para kısa vadeli midir? Türkiye sıcak paraya bağımlı mıdır? Sıcak paraya vergi uygulanmalı mıdır? Bu yazımızda bu sorulara cevap vermeye çalışalım.

Sıcak para nedir?
Sıcak para bir ülkeye doğrudan yatırımlar dışında gelen yabancı paradır. Genellikle sıcak para denildiğinde hisse senedi, tahvil gibi finansal araçlarda değerlendirilmek üzere o ülkeye gelen yabancı paralar akla gelir. Aynı zamanda bir ülkenin hisse senedi ve tahvil piyasasına gelen sıcak para, portföy yatırımları olarak da adlandırılır. Ancak sıcak para bu finansal araçlar ile sınırlı değildir. Başta bankalar olmak üzere finansal kesime ve reel sektöre yabancılar tarafından açılan krediler ve yabancıların açtırdığı mevduat hesapları da sıcak para olarak değerlendirilmektedir. Özetle sıcak para deyince, yabancıların hisse senedi, borç senedi satın almak, mevduat veya tevdiat hesabı açtırmak veya belirli antlaşmalar ile borç vermek sureti ile ülkeye getirdikleri yabancı para yani döviz akla gelmelidir. Özellikle cari açık veren Türkiye gibi ülkelerde ortaya koyduğu sonuçlar açısından, sıcak paranın ülkeye girişinden ziyade çıkışının daha çok önem arz ettiği belirtilebilir. 

Sıcak para bir ülkeye niçin gelir?
Kendi ülkesinde veya başka diğer ülkelerde elde edebileceği getiriden çok daha fazlasını kazanacağını bildiği veya umduğu için gelir. 

Sıcak para kalıcı mıdır?
Değildir. Ülke riskinde beklenenin üzerinde bir artış olması durumunda sıcak para hızla ülkeyi terk edebilmektedir. Özellikle likiditenin yüksek olduğu hisse senedi ve tahvil piyasasında ani çıkışlar görülebilmekte bu durum kur artışlarını da beraberinde getirmektedir. Ancak finansal veya reel kesime açılan kredilerde durum biraz farklıdır. Örneğin bir bankanın yurt dışındaki bankalardan 1 yıl vade ile kullandığı bir sendikasyon kredisi vadesinde ödenecektir veya yenilenebilecektir. Uygulamada bu kredilerin yurt dışı finansman koşulları ve ülke riskine göre değişen faiz oranlarıyla yenilendiği böylece bu yolla ülkeye gelen sıcak paranın uzun süre ülkede kalabildiği görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında bu tür krediler için sıcak para yerine “ılık para” ifadesinin kullanılması daha uygun olabilir. Ilık para konusunu başka bir yazıda daha yakından ele alalım.

Sıcak paraya bağımlı mıyız?
Bir örnek ile bu sorunun cevabını arayalım. Belirli bir dönemde 100 TL geliriniz var ve siz 125 TL harcama yapıyorsunuz. Olmayan parayı harcayamayacağınız için; 25 TL borçlanmanız, yeteri kadar borç bulamazsanız da acil durumlar için bir kenara koyduğunuz paranızdan kullanmanız ya da sahip olduğunuz bir varlığı satarak fazla harcamanızı finanse etmeniz gerekmektedir. Diyelim ki; gelirinizin üzerinde harcamış olduğunuz 25 TL’nin 15 TL’sini kısa vadeli veya bir vadeye bağlı olmaksızın bir yakınınızdan “ne zaman istersen o zaman bir yolunu bulur öderim” şeklinde borçlandınız. 5 TL’lik uzun vadeli borçlanma gerçekleştirdiniz. Daha fazla borçlanma imkânınız yoktu ve 125 TL harcayabilmek için acil durumlarda kullanmak üzere bir kenara ayırdığınız paradan 5 TL kullandınız. Bu durumun uzun yıllar devam ettiğini yani her yıl gelirinizden fazla harcama yaptığınızı düşünelim. Bu fazla harcamayı borçla finanse ediyorsunuz. Bazen ihtiyacınızdan fazla borçlanıyor ve fazlalığı bir kenara koyuyorsunuz. Bazen de yeterinde borç bulamıyor acil durumlar için ayırdığınız paradan kullanıyorsunuz. Bu durum yıllar yılı bu şekilde devam ediyor. Sizce bu kişi sıcak paraya bağımlı mıdır? Yani örnekteki 25’lik açığın 15 TL’sini finanse ettiği sıcak paraya bağımlı mıdır? 

Türkiye 2017 yılında 47,1 milyar dolar cari açık verdi. Cari açığın finansmanı, yukarıda verdiğim örnekteki gibi oldu. Bu açığın 30,8 milyar doları sıcak para ile 8,1 milyar doları da soğuk para ile finanse edildi. Açığı kapatmaya borçlanmalar yetmedi ve 8,2 milyar dolarlık rezerv kullanımı gerçekleşti. Türkiye yıllardan beri cari açık veriyor ama genelde cari açıktan fazla borçlanma gerçekleşiyordu. Ancak 2017 yılında borçlanmalar açığı kapatmaya yetmedi. Aşağıda yer alan grafikte de görülen bu durum, cari açığın finansman kalitesindeki kötüleşmeyi bize gösteriyor.

    
Türkiye’nin kısa vadede cari açıktan kurtulabilmesi pek mümkün görünmüyor. Uzun vade için ise evet, İngiliz iktisatçı John Maynard Keynes “Uzun vadede hepimiz ölmüş olacağız” diyor. Uzun vade için tahmin yapmak kolay değil. Ancak uzun vadede cari açığı fazlaya çevirmeye dönük bir çabamız olmalı. Bunu da, bir cümle ile ifade etmek gerekirse, katma değeri yüksek üretim ile gerçekleştirebiliriz.

Sıcak paraya vergi uygulanmalı mıdır?
Yabancı yatırımcı 2017 yılında Türkiye tahvil piyasasında %14’leri aşabilen oldukça yüksek seviyelerde bir faiz geliri elde etti. Hisse senedi piyasasında ise BIST 100 endeksinin getiri oranı %52,1 oldu. Bu oranlar yıllık ve çoğu yerde göremeyeceğimiz kadar yüksek oranlar. Tabii bu piyasalarda yatırım yapan yerli yatırımcılar da bu kazançları elde etti. Ancak yabancı yatırımcılar için iki unsur bu durumu farklılaştırıyor. Ülkemizde, benzer ülkelerin hiçbirinde göremeyeceğimiz yüksek enflasyon oranları bu getirileri eritiyor. Yabancı yatırımcının ise böyle bir sorunu bulunmuyor, o Türkiye’de yaşamıyor dolayısıyla yüksek enflasyon oranı onu etkilemiyor. İkincisi kur farkları. Şayet yabancı yatırımcı Türkiye’de yatırıma başladığı ve yatırımını sonlandırdığı dönemde TL değer kazanmışsa bu yatırım “tatlının kaymaklısı” haline geliyor. Yani yüksekten bozdurduğu dövizi daha düşük kurdan geri alarak ilave bir kazanç elde etmiş oluyor. Şüphesiz bu durumun tersi de yabancının getirisini azaltıyor. Bütün bunlar dikkate alındığında yabancı yatırımcıdan ilave vergi alalım düşüncesi akla geliyor.

İktisatçı James Tobin tarafından sıcak paraya vergi uygulaması öne sürülmüştür. Tobin vergisi olarak adlandırılan bu vergi yabancının görece yüksek kazancını azaltmaktan ziyade sıcak paranın hareketini yavaşlatmayı hedeflemektedir. Sıcak paranın hızlı hareketinin borsalar ve kurlarda çok yüksek dalgalanmalara neden olduğu bilinmektedir. Piyasalardaki ani dalgalanmalar da krizleri tetikleyebilmektedir. Tobin vergisi sıcak paranın hareketini yavaşlatarak piyasalardaki dalgalanmayı azaltabilir. Ancak bu durum sıcak paranın o ülkeye gelmesini de engelleyebilir. Türkiye gibi yüksek cari açığa sahip ülkelerde bu verginin uygulanması pek kolay görünmemektedir. 
     
Küresel kriz ile başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde başlayan parasal genişleme sürecinde, gelişmekte olan ülkelere ciddi miktarlarda para akımları gerçekleşti. Bu sürecin her ne kadar sonuna gelinse de, uluslararası piyasalardan bir şekilde borç bulabiliyorsunuz. Ancak katlandığınız maliyet yani borçlanma faizi yüksek oluyor. Yüksek faiz vererek borçlanmak günü kurtarsa da ileride büyük sorunlara yol açabiliyor. Hatta 2017’de ülkemizde olduğu gibi yüksek faize rağmen yeterince sıcak para çekemiyor, rezerv kullanımı gerçekleştirmek durumunda kalabiliyoruz. Buna ise içeride genişlemeci maliye politikası ve buna bağlı olarak artan borçlanma ihtiyacı, dışarıda ise Fed’in faiz artırımları ve bilanço küçültmeye başlamış olmasına paralel olarak yükselen ABD faizlerinin neden olduğu belirtilebilir. ABD’de faizlerin yükselmesi yatırımcıların risk iştahını azaltarak gelişmekte olan ülkelerden çıkmalarını beraberinde getirebilir. Aslında önemli olan konu cari açığın finansmanı için yeterince soğuk para çekemememiz ve sıcak paraya bel bağlamamızdır. Sıcak para görüldüğü üzere bizi yüksek faize mahkûm edebilmektedir.

Türkiye’de sıcak para hareketleri ve bu hareketin ekonomiye ve piyasalara olan etkisini sonraki yazıya bırakalım.

11 yorum:

  1. Çok anlaşılır ve aydınlatıcı. Benim gibi bilmeyenlere faydalı olur, emeğinize ilginize sağlık hocam

    YanıtlaSil
  2. Bu konuda kafamdaki yarim yamalak ve muglak bilgiler artik daha net oldu. Tesekkurler..

    YanıtlaSil
  3. Elinize sağlık, kafa karıştırmadan akıcı bir şekilde yazı kaleme almışsınız
    ( Kıratlı )

    YanıtlaSil
  4. Kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  5. çok açıklayıcı olmuş tşk. yazının devamı olarak dxy ve abd faizlerinin yükseliceğini varsayarsak halimiz nice olur yazabilirmisiniz borsamız ve usd tl de neler olabilir. ve türkiyenin bu sıcak paranın gitmesine ne kadar hazırız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cari açığımız devam edecek dolayısıyla sıcak paraya ihtiyacımız var. Gitmesine hazır mıyız diyorsunuz, değiliz. Ancak bol likidite döneminin sonuna doğru gelinse de hala devam ediyor. Şimdilik yüksek faiz ile açığımızı kapatabiliyoruz. Ancak 2018 sonu 2019 gibi koşullar biraz daha zorlaşacağa benziyor.

      Sil
  6. Cari açık ve bunun sicak para ile finansmani bir risktir ancak bu hangi riskten korunmak icin bu riski tercih ettiginize baglidir.eger altiniza yeni bir araba almış ve hava atma ihtiyacinizi tatmin ettiyseniz ayri kalp ameliyatı icin kullandiysaniz ayridir mesele kim ne veriyorsa 5 fazlasini veririm diye bir insanlari 38 yaşında emekli ederseniz 2001 krizini tekrar yaşarsınız. Hükümet bence yapilmasi zorunlu ameliyatlari yapiyor

    YanıtlaSil