14 Temmuz 2017 Cuma

Mevduat Faizi

Son aylarda mevduat faizlerindeki yükseliş endişe oluşturuyor. %15, %16 gibi oranlar ile toplanan mevduatın bankaların maliyetini artırdığı, bu durumun kredilere yansımasının kaçınılmaz olduğu belirtiliyor. Endişeler yersiz de değil. Ancak 30 Haziran ile biten haftada bankalar ortalamada %11,78 ile konut, %14,83 ile taşıt, %16,92 ile ihtiyaç ve %15,44 faiz oranı ile de ticari kredi kullandırdılar (http://evds.tcmb.gov.tr/). %15, %16 ile fon toplayan bankalar, kredileri bu oranlar ile nasıl kullandırmaktalar? İşin aslına hep birlikte bakalım.

Bankalar tasarruf sahiplerinin talepleri doğrultusunda çeşitli vadeler ile mevduat toplamaktalar. Yani tasarruf sahipleri tercihleri doğrultusunda 1 aya kadar, 3 aya kadar, 6 aya kadar, 1 yıla kadar veya 1 yıl ve daha uzun vadelerde, bankalarda mevduat hesabı açtırılabiliyor. Tercihler ise genellikle 3 aya kadar vadeli hesap açtırma yönünde oluyor. Detay için ilgili yazı okunabilir. Bankalar farklı vadeler için müşterilerine farklı oranlar sunmaktadırlar. Örneğin 1 aya kadar vadeli hesap açtırmak istediğinizde yıllık faiz oranı %10,8 iken, 6 aya kadar vadeli bir hesap açtırmak istediğinizde yıllık faiz oranı %14,52 olabilmektedir. Örnekte verdiğim oranlar açıklanan son güncel ortalama faiz oranlarıdır. Bankalar çeşitli vadelerde mevduat toplayıp her bir vade için farklı bir faiz maliyetine katlanmaktadır. Açılan tüm vadeli hesapların ortalama faiz oranı da önemli bir gösterge olmaktadır. Merkez Bankası mevduatın faiz oranlarını her bir vade için olduğu gibi, tüm vadeler için de yayınlamaktadır. Aşağıdaki grafikte de bu oranlar yer almaktadır.

              
Grafikten görüleceği üzere mevduatın tüm vadeler için ortalama faizi %12’yi bir miktar geçmiş son hafta ise bir miktar düşüş gerçekleşmiştir. 2017 yılında %15, %16 gibi yüksek faiz oranları ile mevduat hesabı açtıranlar olmuştur. Ancak %8 gibi oranlar ile de hesap açtıranlar bulunmaktadır. Diğer taraftan müşteri çekebilmek adına kısa bir süre için yüksek faiz uygulayıp sonrasında daha düşük faiz oranları uygulayarak bankalar mevduata ulaşmanın maliyetini azaltabilmektedirler. Sonuçta karşımıza yukarıdaki grafik çıkmaktadır. 2017 yılbaşından bu yana mevduatın ortalama faizi %9,5’den %12,05’e ulaşarak %27 oranında artış göstermiştir. Bu artış şüphesiz yüksektir ve önem arz etmektedir. Peki artış neden kaynaklanmıştır? Özetle, artan enflasyon oranından, hazinenin artan borçlanmalarından ve 200 milyar TL’ye ulaştığı belirtilen Kredi Garanti Fonu destekli kredileri finanse edebilmek için bankaların mevduat toplama isteğinden kaynaklandığı belirtilebilir.

Yukarıdaki grafikte bankaların mevduat için ortalamada yıllık olarak ödemeyi taahhüt ettiği faiz oranları bulunmaktadır. Ancak mevduatın yaklaşık %20’si vadesizdir ve bankalar vadesiz mevduat hesaplarına genellikle faiz ödemezler. Bu durum bankaların mevduata ulaşma maliyetini yukarıda yer alan grafikteki oranlardan çok daha aşağıya çekmektedir. Örneğin vadeli mevduata %12 taahhüt eden bankalar, ilgili dönemde mevduatın %20’sine (vadesiz olan kısım) faiz ödemezse, mevduata ulaşma maliyeti %9,6 olmaktadır. Diğer taraftan zorunlu karşılık oranları da bu maliyeti bir miktar artırmaktadır.

Özetle; bankaların fona ulaşma maliyetleri artmıştır. Ancak konuşulan %15, %16 gibi yüksek oranlar gerçeği, yani banka mevduatlarının ortalama faizini yansıtmamaktadır.

Buraya kadar mevduatın faiz oranlarını bankalar için değerlendirdik. Bir de tasarruf sahipleri yani mudiler açısından konuyu ele alalım. Yukarıda bahsedilen faiz oranları brüttür. Yani stopaj kesintisi yapıldığı için, mudiler bu oranlarda faiz geliri elde etmemektedirler. Daha önce bahsettiğim gibi mevduatın vadesi kısa olduğu için, çoğu hesaptan %15 oranında stopaj kesintisi yapılmaktadır. Aşağıda yer alan grafikte söz konusu kesinti yapıldıktan sonra mudilerin eline geçecek olan net faiz oranları ile aylık enflasyon oranları yer almaktadır.

            
Yılbaşından bu yana enflasyon oranları net faiz oranlarının üzerinde gerçekleşmiştir. Zaten artan enflasyon oranlarının, mevduat faizlerini artırdığına değinmiştik. Ancak enflasyon oranlarının geçmişe, net faiz oranının da geleceğe baktığını bilmek gerekir. Yani Haziran ayındaki %10,9’luk enflasyon oranı son bir yıla aittir. Yine Haziran ayında %10,24 net faiz oranı ile (ortalama budur) açılan vadeli hesaptan, gelecekte, vade sonunda faiz elde edilecektir.

Vadeli mevduatta amaç nominal değil, reel faiz elde etmek, böylece satın alma gücünü artırmaktır. Bu da ilgili dönemde net faiz oranının enflasyon oranından yüksek olması ile mümkün olur. Son aylarda vadeli mevduat hesabı açtıranlar, şayet enflasyon düşerse reel bir kazanç elde edebileceklerdir. Enflasyon yüksek seyrini korursa mevduat sahiplerinin satın alma güçleri bırakın artmayı aksine azalacaktır. Son yıllarda genelde durum böyle olduğu için tasarruf sahipleri döviz tevdiat hesaplarına yönelmekte veya tüketimlerini artırmaktadır. Böylece dolarizasyon arttığı gibi enflasyon da bu durumdan olumsuz etkilenmektedir.

Demek istediğim söz konusu mevduat faiz oranları ile tasarruf sahipleri sadece satın alma güçlerini koruyabilmektedir. Şayet milyon TL’nin üzerinde bir tasarrufunuz varsa %12, %13 net faiz oranı ile vadeli mevduat hesabı açtırabiliyor, o zaman satın alma gücünüzün artırma ihtimalini yükseltmiş oluyorsunuz. Satın alma gücünüzün artması enflasyona bağlı. Siz bugünden yüksek meblağdan dolayı görece yüksek faiz ile hesap açtırıyorsanız, gerçekleşecek olan reel faiz de görece daha yüksek olacaktır. Evet, zenginler mevduat hesaplarından daha fazla kazanmaktadırlar. Finansal okuryazarlığı düşük, özellikle vade sonundaki yenilemelerde banka ile iletişim kurmayan mudilerin de satın alma güçleri azalacağa benziyor. Ortalamada ise mevduata yapılan yatırımla sadece satın alma gücü korunacak gibi. 

Dolayısıyla yüksek enflasyon ile mücadele daha isabetli bir tercihtir. Zira vadeli mevduat hesapları ortalamada sadece satın alma gücünü koruyabilmektedir.

5 yorum:

  1. Sn. Yazar nispeten küçük birikimlere sahip olanların enflasyondan korunmak için alternatif seçenekleri neler olabilir? Bir korunma yöntemi var mı?

    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bireysel emekliliğiniz yoksa yaptırmanızı varsa da ödemelerinizi mümkün olduğunca artırmanızı tavsiye ederim.

      Sil
  2. Yazıdan anladığımız kadarıyla bunun tek yolu dövize yönelmek ki bu da zaten olmakta. Bu durum dolarizasyonu arttıracağı gibi temel girdisi ithalat kaynaklı olan üretim sanayimize de maliyet enflasyonu olarak yansıyacaktır. Yani o da enflasyonu arttıracaktır. Bireysel bazda da yine olsa olsa alım gücünün aynı kalmasına yarar, yani bir yatırım ya da gelir olarak görülemez.

    Enflasyonu durdurmak için alınması gereken önlemlerin hemen hepsi büyümeyi de durduracaktır. Bu da siyasal olarak kabul edilmesi çok zor bir durum. İnsanlar ne anlama geldiğini bilmeseler bile büyümenin düşmesini olumsuz olarak algılayacaklardır. İşin garip tarafı da bu anlayıştan bugüne dek büyük prim sağlayan siyasetçiler bu noktada zarar eder duruma düşecekler ve hatta belki de büyümenin pek de önemli olmadığı türünden bir söylem geliştirmek durumunda olacaklardır.

    Teşekkürler ve saygılar.

    YanıtlaSil