27 Nisan 2017 Perşembe

Şansını Denemek İstiyor

Önceki yazımda Merkez Bankasının yapacağı toplantı öncesinde ekonomik görünümü değerlendirmiş, büyük bir ihtimalle faizlerin değişmeyeceğinin, az bir ihtimalle ise Geç Likidite Penceresinde bir miktar artış yapılabileceğinin beklendiğini ifade etmiştim. Merkez Bankası piyasaları bir miktar şaşırttı, GLP faiz oranını 50 baz puan artırarak %11,75’den %12,25’e çıkardı, diğer faiz oranlarına dokunmadı. Böylece Merkez Bankası faizi olarak anılan ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti, fonlama kompozisyonu değişmez ise, %11,50’den bugünden itibaren %11,95 düzeylerine çıkabilir.

Alınan bu karar yükselen enflasyon oranı ve yüksek seyreden döviz kurlarına çare olabilir mi? Bu soruya cevap vermeden önde bandı biraz geri sarıp 2006 yılına bakmak istiyorum. 2006 yılında da benzer bir ekonomik görünüm vardı. Fed faiz artırıyor, içeride ise enflasyon oranları ve Dolar/TL yükseliyordu. Bu konuda daha detaylı değerlendirmeler için ilgili yazı okunabilir.


2006 yılı Mayıs ayında Fed’in faiz artışları ile riski artan ülkemizden fon çıkışı gerçekleşiyor, buna paralel olarak da Dolar/TL 1,30 seviyelerinde 1,70 seviyelerine çıkıyor yani %31 oranında artıyordu. Bu durum karşısında Merkez Bankası faizleri %16,25’den hızlı bir şekilde %22,5 çıkarıyor yani %38 oranında artırıyordu. Merkez Bankası faiz oranını uzunca bir süre %22,5 düzeyinde tuttu. Yukarıda yer alan grafikte görüleceği üzere Merkez Bankası faizi enflasyonun 2 katından daha fazlaydı. Sonrasında yüksek faiz oranları yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye tekrardan çekti ve Dolar/TL başlangıç seviyesinden de daha düşük bir düzeye 1,17 seviyelerine kadar geldi. Enflasyon oranı ise ilgili süreçte en yüksek %11,7 düzeylerini görüyor, sonrasında %6,9’a kadar düşüyor ancak 2007 sonunda %8,4 seviyesinde gerçekleşiyordu. Merkez Bankasının o zaman aldığı kararlar Dolar/TL üzerinde etkisini belirgin şekilde gösterdi, enflasyon oranı üzerindeki etkisi ise sınırlı kaldı.

Günümüzde de benzer riskler söz konusu. Fed’in faiz artırımlarının yanında yıl sonunda bilanço küçültmeye başlayacağı ifade ediliyor. Bu durum fonların gelişmekte olan ülkelerden ABD’ye doğru hareketleneceğini gösteriyor. Bu sebeple Dolar talebindeki artışa bağlı olarak, Doların değerlenebileceği en azından değerinin düşmesinin pek beklenmediği bir ortamı yaşıyoruz.

  
Yukarıda yer alan grafikte de 2016 Kasım ayından günümüze Faiz, Enflasyon ve Dolar/TL yer almakta. Grafiğin başlangıcında 3,18 düzeylerinde olan Dolar kuru 2017 Ocak ayı sonunda 3,88 seviyesine kadar çıkıyor, buna karşılık Merkez Bankası faizi %7,8’den %11,50’ye kadar çıkararak, %47 oranında artırıyor. Faiz oranlarındaki bu ciddi artış Dolar kurunun bir miktar geri gelmesini sağlarken enflasyon oranı üzerinde henüz olumlu bir etkisi olmadı. Enflasyon oranı bu süreçte %7’den %11,3’e çıkarak %61 oranında arttı. Enflasyondaki artış, Merkez Bankası faiz oranı artışından daha fazla olduğu için şuan benzer düzeydeler.

Bu noktada iki durum önem arz ediyor.
1.      2006 yılında faiz oranı, enflasyon oranının 2 katından fazlaydı. O zaman Doların TL karşısında değer kaybetmesinin altında yatan en önemli faktör buydu. Günümüzde ise faiz ve enflasyon oranları benzer düzeydeler. Tablo bu iken, Doların değer kaybetmesini beklemek pek gerçekçi gözükmüyor. Merkez Bankası Dolar/TL için 3,60 seviyelerini uygun görüyor da olabilir.
2.      Günümüzde faiz artışı GLP üzerinden yapılarak kur ve enflasyon oranlarındaki yüksekliğin geçici olduğu izlenimi veriliyor. Bu durum da enflasyon beklentilerinin aşağıya gelmesini engelliyor. Hâlbuki dünyada Fed etkisi, içeride yüksek enflasyon ve Suriye belirsizliği duruyor. Merkez Bankası GLP’den sunduğu fonlara bugünden itibaren uygulayacağı %12,25’lik faizi, haftalık repo ihalesi ile sunsa, piyasaya referandum belirsizliğinin ortadan kalktığını dolayısıyla geçici bir araç olan GLP uygulamasından vazgeçildiğini belirtse, daha iyi sonuç alınırdı diye düşünüyorum.


Bu durumda uygulanan para politikası ile döviz kuru ve enflasyon oranı üzerinde başarılı sonuçlar almak pek mümkün gözükmüyor. Dünyada tablo değişse, Fed faiz artışlarını durdursa, bilançomu küçültmeyeceğim dese, Suriye konusu çözülse… Sonuç alınabilir. O zaman bi şansımızı deneyelim…

1 yorum: