15 Aralık 2018 Cumartesi

Yüksek Montanlı Mevduat

Gazetelerin ekonomi sayfalarında hemen her ay Türkiye’deki milyoner sayısındaki değişim haber yapılır ve bu haberlerde genellikle milyoner sayısının arttığı belirtilir. Ancak yüksek enflasyon oranlarımızdan dolayı milyoner olmanın her geçen yıl giderek kolaylaştığı söylenebilir. Örneğin Merkez Bankası’nın enflasyon hesaplayıcısı kullanıldığında, 2003 Ocak ayında bankaya yatırılan 1 milyon TL’lik mevduat enflasyon oranı kadar artsa, bugün yaklaşık 4,5 milyon TL olmaktadır. Yani bu hesaba göre 2003 yılında 1 TL’ye alınabilecek mal ve hizmetler bugün 4,5 TL’ye alınabilmektedir. Başka bir açıdan bakıldığında da, 2003’teki 230 bin liranızın aynı hesapla 1 milyon TL’yi aştığı söylenebilir. Bankadaki paranızı artıran şey şüphesiz enflasyon değil faiz oranıdır. Ancak mudiler en az beklenen enflasyon oranı kadar faiz isterler ki satın alma güçleri azalmasın. Dolayısıyla enflasyon arttıkça faiz oranları da artar. Son birkaç yılda enflasyon oranları ciddi artışlar gösterip mevduat faiz oranlarını geride bıraktığı için mudiler döviz tevdiat hesaplarını daha çok tercih eder olmuşlardır. Böylece döviz hesaplarının mevduat içindeki oranı 2011'deki %30 seviyelerinden %50'lere ulaşmıştır. Dolarizasyonun tek nedeni bu durum değildir ancak en önemli nedenlerinden biridir.

Milyonerlik kavramının önemi bu sebeplerle her geçen yıl azalsa da, hala kullanılan bir ölçüttür. BDDK da 1 milyon TL üzeri mevduatı yüksek montanlı mevduat olarak tanımlamakta ve toplam mevduatın yüzde kaçının yüksek montanlı olduğunu aylık bültenleri ile yayımlamaktadır.

Aşağıda yer alan grafikte yüksek montanlı mevduatın toplam mevduat içindeki oranı yer almaktadır. Bu oran 2003 yılında %24 iken Ekim 2018’de %55’e yükselmiştir. Servetteki artışın bu oran üzerinde şüphesiz etkisi vardır ancak yüksek enflasyon oranlarıyla yaşamaya devam ettiğimiz sürece bu oran artmaya devam edecektir.  

  
Peki, milyoner sayısı şu kadar arttı veya yüksek montanlı mevduatın toplam mevduat içindeki oranı arttı şeklindeki haberler gereksiz mi? Değil tabii ki, ancak daha faydalı hale getirilebilir. Enflasyon arındırarak veya gelir dağılımı istatistiklerinde olduğu gibi mevduatın yüzde şu kadarı, şu kadar kişinin elinde şeklindeki analizler ile daha yararlı bilgiler sunulabilir.

14 Aralık 2018 Cuma

Takibe Dönüşüm Oranı

Takibe dönüşüm oranı bankacılık sektörünün aktif kalitesinin en önemli göstergelerinden biridir. Bankaların kullandırdığı kredilerde geri dönmeyenlerinin oranının artması, banka aktif kalitesini bozar ve karlılığını da olumsuz etkiler. Yine takibe dönüşüm oranı kredi hacmi üzerinde de etkilidir. Yapılan bazı akademik çalışmalarda kredi hacmini etkileyen en önemli faktör olarak takibe dönüşüm oranı bulunmuştur.1 Bu çalışmalarda takibe dönüşüm oranı arttıkça kredi hacminin azaldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla takibe dönüşüm oranlarındaki artışın hem banka karlılığını, hem de kredi hacmini baskılayarak ekonomik büyümeyi ve istihdamı olumsuz etkilediği belirtilebilir. Takibe dönüşüm oranı bazen İngilizcedeki kısaltması olan NPL (Nonperforming Loan) olarak da karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye’de Takibe Dönüşüm Oranı 

Aşağıda yer alan grafikte BDDK’tan sağlanan takibe dönüşüm oranları yer almaktadır. 2000 - 2001 krizinde bankacılık sektörünün üçte birinin çökmesiyle sektör büyük zorluklar yaşamış ancak sonraki süreçte yeniden yapılandırılarak sağlıklı bir yapıya kavuşmuştur. Takibe dönüşüm oranı 2004’e kadar çift hanelidir. Sonraki yıllarda bu oran %3,04’e kadar gerilemiştir. Küresel krizin etkisi ile 2009 yılında en yüksek %5,41 seviyesini görmüştür. 2011 yılından günümüze ise yatay bir seyir izlemiştir. Ancak son aylarda takibe dönüşüm oranının arttığı görülmektedir. 
    


Takibe dönüşüm oranı Ekim 2018’de %3,47 seviyesinde gerçekleşmiştir. Ancak bu oran gerek 2001 krizi sonrası dönemle, gerekse 2009 küresel kriz dönemi ile karşılaştırılabilir değildir. Bunun bazı nedenlerinden bahsedilebilir. Varlık yönetim şirketleri 2001 krizi sonrasında kurulsa da son birkaç yılda faaliyetlerinin artırmışlardır. Yani son yıllarda bankalar tahsili geçişmiş alacaklarını bu şirketlere satarak hem bilançolarını daha likit hale getirmişler hem de takibe dönüşüm oranlarını azaltmışlardır. Yine 2017 sonrasında başta Kredi Garanti Fonu uygulaması olmak üzere bazı düzenlemelerle kredilere daha fazla yüzdürülme imkanı getirilmiştir. Bu durum da takibe dönüşüm oranını azaltan başka bir unsur olmuştur. O zaman daha kısa vadeli ve banka gruplarını da ele alarak takibe dönüşüm oranını değerlendirelim.

Aşağıda yer alan grafikte farklı banka türlerinin takibe dönüşüm oranları 2017 yılından bu yana bulunmaktadır. Takibe dönüşüm oranı mevduat bankalarında katılım bankalarından daha düşük seyretmektedir. Kalkınma ve yatırım bankalarında ise oran belirgin şekilde daha düşüktür. Ancak oran düşük olsa da 2018 yılında önemli sıçrama gösterdiği görülmektedir. Ekim 2018 itibariyle takibe dönüşüm oranı mevduat, katılım, kalkınma ve yatırım bankaları için sırasıyla %3,9, %3,67 ve %0,86’dır.   



Sahiplik açısından takibe dönüşüm oranını bakıldığında da yabancı bankalarda oranın en yüksek olduğu görülmektedir. Sonrasında yerli özel bankalar bulunurken kamu bankalarında en düşük düzeydedir. Takibe dönüşüm oranının son üç ay artış gösterdiği görülmektedir. 2017 yılından yaz aylarına kadar takibe dönüşüm oranlarında azalan bir eğilim söz konusudur. Bu duruma KGF kapsamından kullandırılan kredilerin önemli etkisinin olduğu belirtilebilir. Ancak takibe dönüşüm oranları son iki ayda artış göstermiştir. Ekonomideki yavaşlama dikkate alınırsa takibe dönüşüm oranlarının bir süre daha artması beklenebilir. Bu konuda Takipteki Alacaklar başlıklı yazım da okunabilir. 



1 Durmuş Ali Kuzu, Kredi Hacmini Belirleyen Faktörler: Türk Bankacılık Sektörü Uygulaması, Doktora Tezi,
http://dspace.baskent.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11727/2824/10177102.pdf?sequence=1&isAllowed=y

13 Aralık 2018 Perşembe

Türk Bankacılık Sektörü’ne İlişkin Bazı Bilgiler

Bu yazıda Türk Bankacılık Sektörü’nde banka sayısı, şube sayısı ve personel sayısı yer almaktadır. Bilgiler, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun internet sitesinde aylık bültenden elde edilmiştir. Aşağıda yer alan grafikte, 2002 yılı Aralık ayından günümüze banka sayıları yer almaktadır. Ekim 2018 itibariyle Türk Bankacılık Sektörü’nde faaliyet gösteren banka sayısı 50’dir.  


Aşağıda yer alan grafikte Türk Bankacılık Sektörü’nün yurt içi şube sayıları bulunmaktadır. 2002’de 6.000 civarında olan yurt içi şube sayısı, 2014 yılına gelindiğinde 12.000’i aşmıştır. O tarihten günümüze ise azalan bir seyir izlediği görülmektedir. Ekim 2018 itibariyle Türk Bankacılık Sektörü’nün yurt içi şube sayısı 11.522’dir.   


Aşağıda yer alan grafikte de Türk Bankacılık Sektörü’nün yurt dışı şube sayıları bulunmaktadır. 2002 sonunda 33 olan yurt dışı şube sayısı, 2014’te 88’e kadar yükselmiştir. Ekim 2018 itibariyle Türk Bankacılık Sektörü’nün 72 adet yurt dışı şubesi bulunmaktadır.


ATM (Automatic Teller Machine) veya Otomatik Vezne Makinesi olarak ifade edilebilen ancak daha çok bankamatik olarak bilinen ATM’lerin sayısı aşağıda yer alan grafikte bulunmaktadır. 2002 sonunda 12.000’in üzerinde bulunan ATM sayısı, 2018 Ekim ayı itibariyle 48.458’dir. 


Aşağıda yer alan grafikte Türk Bankacılık Sektörü’nün yurt içi personel sayısı bulunmaktadır. 2002 sonunda 120 bin civarında olan yurt içi personel sayısı 2014 yılında 220 bine yaklaşmıştır. 2014 sonrasında ise azalan bir eğilim söz konusudur. Ekim 2018 itibariyle Türk Bankacılık Sektörü’nün yurt içi personel sayısı 207.246’dır.  


Aşağıda yer alan grafikte de Türk Bankacılık Sektörü’nün yurt dışı personel sayısı bulunmaktadır. 2002 sonunda 383 olan bu sayı, ilgili süreçte en yüksek sayıya 2014 yılında, 878 ile ulaşmıştır. Sonrasında ise azalan bir eğilim söz konusudur. Ekim 2018 itibariyle Türk Bankacılık Sektörü’nün yurt dışı personel sayısı 755’dir.  


Bu bilgiler ışığında Türk Bankacılık sektörüne ilişkin bir değerlendirme yapacak olursak şunları söyleyebiliriz;

- Banka şube ve personel sayısının 2002 – 2014 yılları arasında artan, 2014’ten günümüze ise azalan bir eğilime sahip olduğu görülmektedir.
- Şube sayısındaki artış personel sayısındaki artıştan daha yüksektir. Bu durum şubelerde çalışan personel sayısının, ortalamada azalması anlamına gelmektedir. 
- ATM sayıları sürekli artış eğiliminde olmuştur. Hem teknolojinin ilerlemesi sayesinde ATM’ler ile verilen hizmetlerin artışı, hem de bankalara maliyet avantajı sunuyor olmaları, ATM sayısındaki artışı açıklayabilir. 

7 Aralık 2018 Cuma

Stopaj İndirimi Ne Getirdi?

Ağustos sonu itibariyle mevduat stopaj oranlarında 3 ay geçerli olmak üzere bazı değişikliklere gidilmişti. Süre uzatılmadı ve kasım sonu itibariyle eski oranlara geri dönüldü. İlk olarak stopaj oranlarında ne tür bir değişiklik yapıldığına bakalım. Sonra neden bu uygulamaya gidildiğini değerlendirelim. Sonra da istenen sonuçlarının elde edilip edilmediğini analiz etmeye çalışalım.

Aşağıdaki tabloda bahsi geçen değişiklikler yer almaktadır. Bu düzenleme ile döviz tevdiat hesapları için 6 aya kadar vadeli hesaplarda stopaj oranı %18’den %20’ye, 1 yıla kadar vadelerde %15’ten %16’ya çıkarılırken 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda ise %13’te sabit tutulmuştur. Diğer taraftan TL hesapların stopaj oranlarında ise indirime gidilmiştir. 6 aya kadar vadeli hesaplarda stopaj oranı %15’ten %5’e, 1 yıla kadar vadeli hesaplarda %12’den %3’e ve 1 yıldan uzun vadeler için %10’dan %0’a düşürülmüştür. Katılım bankalarının katılım hesaplarına ödediği kar payları için de aynı oranlar söz konusudur. Bu düzenleme ile döviz tevdiat hesaplarının vergi oranlarını bir miktar artırılmış, TL mevduat hesaplarının vergi oranları ise önemli ölçüde azaltılmıştır.   


02.01.2013 - 30.08.2018
31.08.2018 - 30.11.2018
Döviz tevdiat hesaplarına yürütülen faizlerden;
%
%
a.    Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda
18
20
b.    1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda
15
16
c.    1 yıldan uzun vadeli hesaplarda
13
13
TL Mevduat faizlerinden;
%
%
a.    Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda
15
5
b.    1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda
12
3
c.    1 yıldan uzun vadeli hesaplarda
10
0

Döviz tevdiat hesaplarının vergi oranları artırılırken, TL hesaplarda oranların düşürülmesi şüphesiz dövize olan talebi azalmayı TL’ye olan talebi ise artırmayı hedeflemektedir. Böylece dolarizasyonun önüne geçilmeye çalışıldığı söylenebilir. İlgili dönemde gerek döviz gerekse TL vadeli hesap faizlerinin yılın en yüksek düzeyinde olduğunu da belirtelim. Yine aynı dönemde döviz kurları gerilese de yüksek düzeylerde seyretmiştir. Peki, uygulama istenen sonuçlara ulaşmış mıdır? Başka bir ifade ile tasarruf sahipleri döviz satıp Türk Lirası almışlar mıdır? Bu soruya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan sağlanan veriler ile cevap arayalım.

Aşağıda yer alan grafikte TL mevduatlar, stopaj uygulamasının dönem başı ve dönem sonu değerleri ile yer almaktadır. Buna göre ağustos sonunda yaklaşık 1 trilyon 27 milyar TL düzeyinde olan TL mevduat, kasım sonunda yaklaşık 1 trilyon 22 milyar TL düzeyine gerilemiştir. TL mevduatın gerek faizlerin anaparaya eklenmesi gerekse enflasyondan dolayı azaldığı pek görülmez. TL mevduatın genelde arttığından bahsederiz, bazen artmış ama artış hızı azalmış deriz, azaldığı dönemler ise çok nadir görülür. Hal böyleyken, bir de önemli ölçüde vergi avantajı söz konusuyken, TL mevduatın azalması düşündürücüdür. Bu grafiğe bakıldığında istenen sonucun alınamadığı söylenebilir. Bir de döviz hesaplarına bakalım.  


Aşağıda yer alan grafikte bankalarda bulunan döviz hesaplarının ilgili tarihlerdeki değerleri bulunuyor. Bankalarda açılan döviz tevdiat hesaplarının büyük bir kısmı Amerikan Dolar’ı cinsinden tutuluyor. Daha sonra, başta Euro olmak üzere diğer dövizler ile açılan hesaplar ve kıymetli maden hesapları geliyor. Merkez Bankası diğer dövizlerinin değerini de Amerikan Doları cinsinden bize sunuyor. Maalesef burada da yukarıdaki grafiğe paralel ve beklenenin tam tersi bir durum bizi bekliyor. Bankalardaki yabancı para mevduatlar yaklaşık 184 milyar dolardan yaklaşık 189 milyar dolara yükselmiş bulunuyor.    


Peki TL mevduatın lehine, YP mevduatın aleyhine yapılan bu düzenleme neden sonuç getirmemiş olabilir?

Bu yapılmasaydı durum daha kötü olabilirdi diye düşünülebilir. Şüphesiz düzenlemenin hiç etkisi olmamıştır denemez. Ama bu düşünce, durumu tek başına açıklamaz. Zannımca burada en önemli konu, TL mevduat hesaplarının uzun zamandır negatif reel getiri sunmasıdır. Daha açık ifadeyle mevduat faizinin enflasyonun altında kalması ve mudilerin satın alma güçlerinin sürekli azalıyor olmasıdır. Son yıllarda TL mevduat hesaplarında tasarruflarını değerlendiren mudiler, mevduat faizlerindeki her artışla birlikte, reel getiri elde etme umuduyla bu davranışlarını sürdürdüler. Ancak her seferinde arkadan gelen enflasyon daha yüksek oldu. TL faiz oranını çok yüksek bulup paralarını TL hesaplarda değerlendirirken enflasyon yüksek görülen faiz oranlarını da geride bıraktı, her seferinde en kötü geride kaldı denmek istendi belki, ancak en kötü bir türlü geride kalmadı. Anlatılmaya çalışılan bu durum birkaç yıldır sürüyor. Dolayısıyla satın alma güçleri azalarak her seferinde bunu acı bir şekilde tecrübe eden tasarruf sahipleri dövize hesaplarına yöneliyor. Bu süreçte döviz hesaplarının oranı %53’e kadar yükseldi. Kurlardaki gerilemenin etkisi ile şuan %50 düzeylerinde bulunuyor. Velhasıl, dolarizasyonu hafifletmenin yolu enflasyonu düşürmekten geçiyor vergi indirimlerinin etkisi çok sınırlı kalıyor.


Burada bir başka konu toplumumuzda vergi bilincinin olmamasıdır. Bu bilincin oluşması için bir çaba ortaya konduğu da pek söylenemez. Aslında bu çok önemli toplumsal bir problemdir. Bu bilinç edinilse birçok sorunun çözümü de daha kolay olur. Hal böyle olunca TL mevduat stopaj oranlarındaki indirimin etkisi sınırlı kalıyor. Kimi tasarruf sahiplerinin bu düzenlemeden haberi dahi olmuyor.

Stopaj oranlarındaki indirim ile kamu önemli miktarda bir gelirden vazgeçmiş oldu. Hem de mali disiplinin veya bütçe açığı da diyebiliriz daha önemli hale geldiği bir dönemde. Bu açıdan değerlendirildiğinde mevduattaki stopaj indirimi için, “attığımız taşın ürküttüğümüz kurbağaya değmediği” söylenebilir.

Türk Bankacılık Sektörü’nün Mevduatı

Aşağıda yer alan grafikte Türk Bankacılık Sektörü’nün mevduat tutarları bulunmaktadır. BDDK’dan sağlanan bu veri ilgili aylarda toplam mevduatı bize göstermektedir. Yani hem TL hem de döviz tevdiat hesaplarının TL karşılığının toplamı grafikte yer almaktadır. Buna göre Ekim 2018 itibariyle Türk Bankacılık Sektörü’nün toplam mevduatı 2 trilyon 60 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.


Aşağıda yer alan grafikte ise toplam mevduat 2002 yılından bu yana Aralık ayı itibariyle bulunmaktadır.
Buna göre Türk Bankacılık Sektörü’nün toplam mevduatı 2002 yılsonunda 138, 2009 yılsonunda 515 ve 2017 yılsonunda da 1.711 milyar TL’ye ulaşmıştır.   

6 Aralık 2018 Perşembe

Mevduat Stopaj Oranları


Mevduat ve katılım bankalarında açılan hesaplara ödenen faiz ve kar paylarından tahsil edilen vergi oranları aşağıdaki tabloda yer almaktadır.    

STOPAJ ORANLARI, %

Tarih

02.01.2013’ten önce
02.01.2013 - 30.08.2018
31.08.2018 - 30.11.2018
Güncel
Döviz tevdiat hesaplarına yürütülen faizlerden ve katılım bankalarınca döviz katılma hesaplarına ödenen kar paylarından;




a.    Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda
15
18
20
18
b.    1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda
15
15
16
15
c.    1 yıldan uzun vadeli hesaplarda
15
13
13
13
Mevduat faizlerinden;




a.    Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda
15
15
5
15
b.    1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda
15
12
3
12
c.    1 yıldan uzun vadeli hesaplarda
15
10
0
10
Katılım Bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kar paylarından;




a.    Vadesiz, ihbarlı ve özel cari hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda
15
15
5
15
b.    1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda
15
12
3
12
c.    1 yıldan uzun vadeli hesaplarda
15
10
0
10

5 Aralık 2018 Çarşamba

Döviz Hesaplarının Oranı

Bu yazıda bankalarda döviz cinsinden açılan hesapların, başka bir ifade ile döviz tevdiat hesaplarının toplam mevduat içindeki oranı yer almaktadır. Bu oran dolarizasyonun da en önemli göstergesidir. Aşağıda yer alan, verilerinin BDDK’dan sağlandığı grafikte 2002 yılı aralık ayından bu yana döviz hesaplarının toplam mevduat içindeki oranı yer almaktadır. Bu oran 2002 – 2010 yılları arasında düşen bir trende sahipken, 2010’dan bu yana yükselen bir trende sahiptir. 2018 yılının ağustos ayında döviz hesaplarının oran %53 ile 2003’ten bu yana olan zirvesini görmüş, eylül de %%52’ye ekim ayında da %50’ye gerilemiştir. Burada kur hareketlerinin bu oranı etkilediğini de belirtmek gerekir. Oranın %53’e çıktığı ağustos ayında Dolar kurunun 7 TL’yi geçtiğini hatırlamak gerekir. Sonraki aylarda da kurun gerilemesi bu oranın geri gelmesine katkı sağlamıştır. Hatta döviz hesaplarının artmasına rağmen kurdaki gerileme oranı aşağıya çekmiştir.  

  
Aşağıda yer alan grafikte de 2002’den bu yana yıl sonları itibariyle döviz hesaplarının toplam mevduat içindeki oranı yer almaktadır. Buna göre döviz tevdiat hesaplarının oranı 2002’de %57 iken, 2010’da %30’a kadar gerilemiş 2017 sonunda ise %44 olarak gerçekleşmiştir.